Ekonomi30 Nisan 2005 00:00

"Silahımız dolu; uygun kuşu bekliyoruz" - Arslan Bulut

Habere göre, Electrolux''un Türkiye Genel Müdürü Nevio Pollesel, Türkiye dahil birçok ülkede yatırım için fırsat kolladıklarını söyledi.Pollesel "İyi bir avcı silahı dolu beklemeli.Üzerinden ne zaman bir kuş geçeceği belli olmaz.Biz de öyle yapıyoruz" diye konuştu.Pollesel, "2000 yılında Vestel ile çok ciddi ilgileniyorduk.Kriz olmasaydı işlemler bitmek üzereydi.Ama şimdi onları tamamen almak çok zor.Yutmak için çok fazla büyük" dedi.naproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatcleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg

Hemen belirteyim, başlıktaki ifade bana ait değil! Biliyorsunuz, buluttan nem kapıp, "Sen milleti mi kışkırtıyorsun?" diye iftira atmaya yeltenecek bir sürü çok bilmiş var! Ne olur ne olmaz! Üstelik bu ifade, son kışkırtmalarla değil, Türkiye ekonomisi ile ilgili! Haber 27 Nisan 2005 tarihli Sabah gazetesinde Sinan Cem Şahin imzasıyla çıktı.

Habere göre, Electrolux''un Türkiye Genel Müdürü Nevio Pollesel, Türkiye dahil birçok ülkede yatırım için fırsat kolladıklarını söyledi.

Pollesel "İyi bir avcı silahı dolu beklemeli.

Üzerinden ne zaman bir kuş geçeceği belli olmaz.

Biz de öyle yapıyoruz" diye konuştu.

Pollesel, "2000 yılında Vestel ile çok ciddi ilgileniyorduk.

Kriz olmasaydı işlemler bitmek üzereydi.

Ama şimdi onları tamamen almak çok zor.

Yutmak için çok fazla büyük" dedi.

Yabancı yatırımcıların ne zihniyette olduğunu gösteren bu konuşmayı belleğinizin bir köşesine yerleştirdikten sonra, toplam 11 ülkeden, ciroları yaklaşık 900 milyar euroyu bulan 19 çokuluslu şirketin üst düzey yöneticilerinin, İstanbul''da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan''ın başkanlığında 2.Yatırım Danışma Konseyi Toplantısı''nda buluşmasını değerlendirin lütfen! Toplantıda İtalya''dan 4, ABD''den 3, Almanya''dan 3, Japonya''dan 2 olmak üzere, Lüksemburg, Fransa, İngiltere, Hollanda, Güney Kore, İsrail ve Kanada''dan toplam 19 Şrmanın başkanları veya ikinci başkanları hazır bulundu. Haberlere göre, IMF Başkanı Rodrigo de Rato, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Shengman Zhang, Avrupa Yatırım Bankası Başkanı Philippe Maystadt''ın da yer aldığı toplantıda Ford, Citigroup, Newmont Mining, Metro AG, BNP Paribas, Arcelor, Hyundai, Unilever, ISCAR, Merloni, Fiat, Telecom Italia ve Pireli, Toyota, Nortel, Corus, Mitsui, Daimler Chrysler ve Unicredit şirketlerinin yöneticileri, ayrıca IMF Dış İlişkiler Direktörü Thomas Dawson, IMF Türkiye Temsilcisi Hugh Brendenkamp, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı, TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Yabancı Sermaye Derneği Başkanı Şaban Erdikler, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı da vardı. Bu arada, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, yabancı yatırımcıların Türkiye''ye akın akın geldiğini belirterek, ülkenin geleceğinin parlak olduğunu söyledi. Citigroup Yönetim Kurulu Başkanı Sanford Weill de Weill de aynı şekilde, "Türk ekonomisinin geleceği hiç bu kadar parlak olmadı'''' diye konuştu ve yatırımlarını artırmak istediklerini açıkladı.

Türkiye''deki bankacılık sektörüne el koyan Citigroup Global Bankacılık başkanı Michael Klein ise, uluslararası oyuncuların Türk bankalarına gösterdikleri artan ilginin, sektörün doğru yolda olduğunun bir göstergesi olduğunu söyledi. Yani adam diyor ki, "Bankalarınızı bize devrettiğiniz oranda iyi yoldasınız, aferin, böyle devam edin!" IMF Başkanı Rodrigo de Rato da Türkiye''nin, IMF''nin en başarılı olduğu ülkelerden birisi olduğu görüşünü tekrarladı! Bu haberlerle birlikte, ajanslardan bir haber daha geçti: "Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş.''nin yüzde 51 oranındaki hissesinin blok satışına ilişkin ihale süreci başladı!" Siz bu haberi, "İşte yabancılara uygun büyük bir kuş" diye de okuyabilirsiniz! *** Geçen yıl Mart ayında da dünya ekonomisini elinde bulunduran 8 ailenin liderleri, Dünya Bankası Başkanı James Wolfensohn''un özel uçağı ile Türkiye''yi paylaşmaya gelmişti.

O toplantının adı da Yatırım Danışma Konseyi idi.

O zaman hatırlattığım küresel yağmanın Endonezya örneğini özetle bilginize sunuyorum: Küresel yağmanın en büyük örneği Endonezya''da yaşanmıştı.

Gazeteci John Pilger Endonezya''nın nasıl yağmalandığını anlatıyor: "Freport şirketi Batı Papua''daki bakır madenini aldı.

Şu sıralar bu şirketin yönetiminde Henry Kissinger var.

Bir Amerika-Avrupa konsorsiyumu, Batı Papua''nın nikel kaynaklarına el koydu.

Dev Alcoa şirketi ise Endonezya''nin boksit rezervlerinden en büyük dilimi kaptı.

Bir grup Amerikan, Japon ve Fransız şirketi Sumatra, Batı Papua ve diğer adalardaki tropik ormanları aldı.

Artık Endonezya ekonomisinin hem görünen hem de gizli kontrolü, belli başlı üyeleri ABD, Kanada, Avrupa, Avustralya ve en önemlisi IMF ve Dünya Bankası olan Endonezya Hükümetlerarası Grubu''nun eline geçmişti. Wall Street bütün olanları büyük bir fetih gibi görüyordu.

Endonezya''nın bugünkü borçlarının toplamı 262 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

Bu rakam ülkenin gayr-i safi yurtiçi hasılasının yüzde 170''i.

Bu borcu bazen hayatlarına mal olsa da ödemeye devam edecek olanlar ise sıradan insanlar..." *** Türkçe''de "ava giden avlanır" diye bir söz vardır! 20''nci yüzyılın başında Türkiye''yi avlayamayanlar, 21''nci yüzyıl başında da av olabilir!

(30.04.2005, Yeniçağ Gazetesi)