"Hükümet Türkiye''yi tasfiye ediyor!" - Arslan Bulut
Hurşit Tolon Paşa''nın 5 Türk polisinin Musul''da şehit edilmesi üzerine yaptığı "Biz de not ediyoruz" açıklamasına farklı yorumlar yapılıyor.Bir okuyucumuz şöyle diyor: "Barzani''nin ordusunu eğiteceksin ve silah vereceksin, ABD''nin helikopterlerimize olan saldırılarına ve tacizlerine ses çıkarmayacaksın, PKK''ya verdiği desteği görmeyeceksin, Kandil dağında PKK canilerinin tatillerine göz yumacaksın, subaylarının başına çuval geçirildiğinde sesiz kalacaksın, Türkmenlerin katledilişine seyirci olacaksın, hava sahasını, hava üslerini ve limanlarını Irak''a bomba yağdırsın diye ABD''nin emrine vereceksin, Güneydoğuda kısa süre içinde 50''den fazla vatan evladı hayatını kaybedecek, Irak''ta öldürülen Türk şoför sayısı savaşan İngiltere''nin askeri kaybından fazla olacak; bakacaksın, Kıbrıs''ın elden çıkmasına ses çıkarmayacaksın, AB''ye ucu açık bir sürenin sonunda üye olacağız diye, bağımsızlığının sermaye yapılmasına sessiz kalacaksın, topraklar satılmış, kiliseler açılmış, Hatay ve GAP masaya yatırılmış, Leylalar, Zanalar Başbakanlıkta ağırlanmış, bütün bunlara sesiz kalacaksın ve polislerimiz şehit edilince bunu not edeceksin!" discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialiscialis forum cialis prodaja cialis bez receptafusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acne
Nitekim, Irak''ta öldürülen 80''den fazla şoförün hiçbirinin cenazesine ilgi göstermeyen devlet ve hükümet yetkilileri, 5 polisin cenaze töreninde Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı düzeyinde katıldı! Bu katılımı sağlayan da herhalde Tolon Paşa''nın konuşması olsa gerek! Türkiye Kamu Çalışanları Sendikası İstanbul İl Başkanı Hanefi Bostan ise, "Hükûmet, Türkiye''yi Tasfiye Etmektedir" başlıklı bildirisinde şöyle diyor: "Her şeyden önce AKP iktidarı, Türkiye''nin AB üyeliğinin sağlanabilmesi için en temel şart olan ''egemenliğin devredilmesi'' ilkesini kabul etmiştir.
Nitekim, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, başlangıçta dolaylı olarak tanınmış, ilerisi için de tanınma taahhüdünde bulunulmuştur.
Hükûmet, üzerimize kara bir leke, iğrenç bir çamur gibi yapıştırılmak istenen sahte Ermeni soykırımı masalını kabul edeceğinin işaretini vermiş bulunmaktadır. Hükûmet, Yunanistan ile Ege''de olan sorunların çözümü için Lahey Adalet Divanı''na gitmeyi kabul etmiştir..
Türkiye''deki azınlık faaliyetleri kısıtlanmayacaktır.
Bunun sonucu ise açıkça bellidir: Türkiye, 6 Ekim 2004 tarihli İlerleme Raporu''nda sözü edilen uydurma azınlıkların siyasî bağımsızlığa kadar varan her türlü hak taleplerinin kabulüne açık kapı bırakmış olmaktadır.
Bu cümleden olmak üzere, Aleviliğin ayrı bir din olarak tanınacağının, Cem Evleri''nin dinî merkez kabul edileceğinin ve Kürt asılı vatandaşlarımızın ayrı bir ''halk'' olarak tanınacağının işaretleri de verilmiş bulunmaktadır.
Bu durum, Türkiye''nin, Anayasa''da yapılacak yeni bir değişiklik ile ''iki resmî dilli, iki halklı'' bir federasyona dönüşmesinin ilk adımını teşkil etmektedir.
Hükümet, Heybeliada Ruhban Okulu''nun açılmasını, Fener Rum Patrikhanesi''nin Ekümeniklik sıfatını da dolaylı olarak kabul etmiş bulunmaktadır.
Bu suretle Lozan tamamen çöpe atılmış ve Vatikan benzeri bir Patrikhane Devleti''nin kuruluşunun önü açılmış olacaktır.
Bütün bunlara karşılık, Türkiye''nin üyeliği yönünde hiçbir teminat da verilmiş değildir.
Zaten, Türkiye''nin üyeliğinin başta Fransa ve Avusturya olmak üzere birçok AB ülkesinde referanduma sunulacağı açıkça belirtilmiştir.
AB''nin Türkiye''ye hiçbir surette para vermeyeceği gayet net bir biçimde bildirilmiştir.
Hattâ, açıkça söylenmese de, tam tersine, Türkiye''den para çekilecek, Türkiye, AB''yi besleyecektir..
''Serbest dolaşım''a izin verilmeyeceği ve tarım ürünleri ile birlikte serbest dolaşımın da kalıcı kısıtlamalara tabî tutulacağı ortaya çıkmıştır.
O halde soruyoruz: Kızılay meydanında ''Avrupa Fatihi'' olarak karşılanan Başbakan Erdoğan hangi zaferi kazandı ve hangi zaferin şöleni kutlandı? Hiçbir propaganda ile örtülmesi mümkün olmayan sert gerçek şudur: Hükûmet, Türk milletinden almış olduğu siyasî vekâleti kötüye kullanmakta, onurunu çiğnemekte ve Türkiye''yi tasfiye etmektedir.
Türkiye Kamu-Sen olarak açıkça bildirmek isteriz ki, meşru zeminde bu hükûmete ''dur'' demek, her vatanseverin birinci görevidir."