Ekonomi16 Nisan 2005 00:00

IMF Kredilerinin Maliyeti - Öztin Akgüç

2000/Kasım ayında ekonomide likidite sıkıntısı duyulduğunda, IMF'nin TCMB'nin iç varlıklarına ilişkin olarak koyduğu sınırlar nedeniyle likiditenin hemen genişletilmemesi, ödeme güçlüğüne düşen bankaların tasfiyesi yerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na alınması, TCMB'nin Şubat/2001 devalüasyonundan önce 5 milyar USD dolayında USD satışı, Türkiye ekonomisini belki tarihinin en ağır krizine sokmuş, yüzde 9.5 boyutunda ekonomik daralma, batan bankalar nedeniyle 40 milyar USD dolayında bir kayıp, iç borç stoku 36.4 katrilyon TL'den yüzde 236 oranında artışla 122.2 katrilyon TL'ye, dış borç stoku da 2001 yılı sonunda 113.9 milyar USD iken 2002 yılında 130.4 milyar USD'ye fırlamış, faiz ödemeleri ilk kez 2001 yılında tüm vergi gelirlerini aşmıştır.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetessymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenacialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon

IMF hakkında yerli yabancı çok övgü (methiye)(!) yapılmıştır, yapılmaktadır, yapılacaktır. Yazıya, köşenin boyutu dikkate alınarak, ancak iki tanınmış ekonomistin IMF'nin işlevi konusundaki değerlendirmelerini, gözlemlerini aktararak başlayayım.

Stiglitz 'e göre ''Teoride, IMF, yardım ettiği ülkelerde demokratik kurumları desteklemektedir. Pratikte ise belirli politikalar dayatarak (empoze ederek) demokrasinin altını oymaktadır.'' Thomas Balogh 'a göre de ''ABD'nin ekonomik ilişkileri, özünde, İngiltere'nin XIX'uncu yy'da Afrika'daki sömürgeleriyle olan ilişkilerinden farklı olmamaktadır. IMF, oyunun kurallarının zorla kabul ettirilmesi işinde, sömürgeci yönetimlerin yerini almaktadır.''

IMF'nin işlevini, Batılı iki ekonomistin kaleminden ortaya koyduktan sonra IMF kredilerinin ekonomiye maliyetini inceleyebiliriz. Kredinin(1) doğrudan maliyeti(2) taşıdığı koşullar nedeniyle getirdiği dolaylı maliyet borçlu açısından kayıplar yaratmaktadır. Bir kredinin doğrudan maliyeti, sağladığı nakit girişi ile gelecekte faiz ve anapara olarak neden olacağı nakit çıkışını eşitleyen iskonto oranıdır. Kredinin geri ödeme planı bilindiğine göre bunu hesaplamak kolaydır. Bu açıdan bakıldığında kredinin maliyeti yüksek görülmeyebilir. Birkaç puanlık doğrudan maliyet yüksekliği de belki gözardı edilebilir. IMF kredilerinin ekonomiye, topluma esas maliyeti, getirdiği dolaylı yüklerdir. Dolaylı yükler ya da maliyet iki alt başlık altında toplanabilir: (1) IMF'nin tüm yabancı alacaklıları korumak için getirdiği koşullar, (2) Yapısal reform merkezi altında ekonomiyi çökertmeye ve/veya yabancıların ekonomiye egemen olmasını sağlamaya yönelik dayatmalar, yanlış yönlendirmeler.

IMF, özel dış borçları kamu garantili borç altına dönüştürerek, bu bağlamda bizde olduğu gibi özel bankaları fon yönetimine aldırarak, yabancı alacaklıların çıkarlarını korumaktadır. Bu köşede çok yinelenmiştir. IMF'nin yönlendirmesi, aşılaması hangi sözcükle ifade edilirse edilsin 1990'lı yılların sonlarında uygulanan döviz çapasına dayanan enflasyonla savaşım programı, 2000/Kasım ayında ekonomide likidite sıkıntısı duyulduğunda, IMF'nin TCMB'nin iç varlıklarına ilişkin olarak koyduğu sınırlar nedeniyle likiditenin hemen genişletilmemesi, ödeme güçlüğüne düşen bankaların tasfiyesi yerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na alınması, TCMB'nin Şubat/2001 devalüasyonundan önce 5 milyar USD dolayında USD satışı, Türkiye ekonomisini belki tarihinin en ağır krizine sokmuş, yüzde 9.5 boyutunda ekonomik daralma, batan bankalar nedeniyle 40 milyar USD dolayında bir kayıp, iç borç stoku 36.4 katrilyon TL'den yüzde 236 oranında artışla 122.2 katrilyon TL'ye, dış borç stoku da 2001 yılı sonunda 113.9 milyar USD iken 2002 yılında 130.4 milyar USD'ye fırlamış, faiz ödemeleri ilk kez 2001 yılında tüm vergi gelirlerini aşmıştır. Tüm bu olumsuz gelişmelerde kuşkusuz 57'nci hükümetin, zayıf bürokratik kadroların IMF'nin ayartısına, ivasına kapılmasının büyük rolü vardır. IMF Türkiye ekonomisini kurtarmak için kredi vermiş, böylece Türkiye krizden kurtulmak için, krize düşmemek için IMF'ye muhtaç yanılsaması (illuzyonu), yerli yardakçıların da katkısı ile yaşatılmıştır.

IMF, özelleştirme, ekonominin globalleşmesi yolları altında Türkiye'nin en önemli, stratejik tesislerinin de yabancıların eline geçmesi baskısına başlamıştır. Siyasal konjonktürü uygun gören, zayıf AKP iktidarını ekonomik cinayete sürüklemekte ortak etmektedir. Olayın pek farkında olmayan vatandaşların bir bölümü, IMF ile anlaşma olursa borsa yükselir, havadan kâr sağlanır umuduna kapılmış olan bazı çevreler, bunların sözcüleri, yabancı sermaye konusunda aracılık komisyonunun çekiciliğine kapılmış bazı kuruluşlar, IMF programına, IMF dayatmalarına destek vermektedirler.

IMF, hem ekonomik hem politik tehdit öğesi oluşturmaktadır. IMF bir yandan, anlaşmaya yanaşmazsanız sıcak para kaçar, borsanız düşer, dış ödemelerde güçlüğe düşersiniz'' göz korkutmasını yaparken, öte yandan ''ABD'nin İncirlik ve diğer konularda isteklerini yerine getirmezseniz bir şekilde yine kriz çıkarırım'' tehdidini, şantajını üstü kapalı biçimde yapmaktadır.

Türkiye, IMF'nin boyunduruğundan, geleceğini güven altına alabilmek için kurtulmalı, ekonomik ve politik şantajdan, tehditten, göz korkutmadan etkilenmemelidir. Bildiğim kadarıyla Şubat/2005 itibarıyla stand-by anlaşma çerçevesinde IMF'ye olan borcumuz 13.415 milyon SDR (özel çekme hakkı-Special Drawing Right) yaklaşık 20.7 milyar USD'dir. Kredinin geri ödeme planı ya da projeksiyonu da şöyledir:

IMF kredisinin dolaylı ekonomik ve politik maliyeti ağırdır. Hükümetler, IMF'nin ayartasına kapılmış, yüksek büyüme hızı yanılsamasıyla da ekonominin ve ülkenin geleceğini riske atmaktadırlar. Öneri safça gelebilir ama, elbirliği ile şu IMF borcundan kurtulmanın yollarını arayalım.