Büyümede Gerçek Tablo - Selim Somçağ
Dolayısıyla herhangi bir ekonomide stokların daimî olarak artması mümkün değildir. GSYİH verilerine göre 1990-2001 arasındaki 48 üç aylık dönemin 27’sinde stoklar azalırken, 21’inde artmıştır. Hal böyleyken DİE’nin 2002-2004 GSYİH serilerinde stokların 12 dönem boyunca hep artması kabul edilebilir bir sonuç değildir. Peki, 2002-2004 döneminde uydurma stoklarla Türkiye’nin millî geliri ne kadar şişirilmiştir? coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardsrenovation vejle site renovakamagra link kamagra gel
Herhangi bir rasyonel işletmenin stoklarını, yani satılamayan mallarını sürekli arttırma politikası izlemesi mümkün değildir, çünkü işletme sermayesinin giderek artan bölümünün satılmayan mallara bağlanması sonucunda önce kârlılık düşer, daha sonra da işletme sermayesi küçülmeye başlar ve işletme batar. Dolayısıyla herhangi bir ekonomide stokların daimî olarak artması mümkün değildir. Türkiye pratiğinde bu işin normal seyri stokların genellikle iki ilâ üç dönem üstüste artıp daha sonra azalmasıdır. GSYİH verilerine göre 1990-2001 arasındaki 48 üç aylık dönemin 27’sinde stoklar azalırken, 21’inde artmıştır. Hal böyleyken DİE’nin 2002-2004 GSYİH serilerinde stokların 12 dönem boyunca hep artması kabul edilebilir bir sonuç değildir. Konunun uzmanı olmayanlar için bu stok rakamlarının ölçüm ve sayım sonucu olmayıp üretim verilerinden masa başında türetildiğini hatırlatmak isterim. Nitekim DİE, İstanbul bağımsız milletvekili Sayın Emin Şirin’in bu konudaki soru önergesine 19 Ekim 2004 tarihinde verdiği cevapta stok rakamlarının “kalıntı yöntemiyle” yani masa başında hesaplandığını teyit etmiştir ( Bu bölümde yer alan “DİE’den Hayalî Stok İtirafı” başlıklı yazıma bakınız.) Türk ekonomisinin bu boyutta ve bu süreklilikte stok üretmesinin mümkün olmadığını, 2002’den itibaren masa başında üretilen hayalî stoklarla millî gelirin şişirildiğini çeşitli yazılarımda göstermiş bulunuyorum ( Bu konuda sitemizin Makaleler/Ekonomi-Siyaset bölümünde yer alan “Ekonomi 2002 Yılında Büyüdü Mü?” başlıklı makaleme, bu bölümde yer alan “Büyüme Sahtekârlığı Sürüyor” adlı yazıma bakılabilir.)
Peki, 2002-2004 döneminde uydurma stoklarla Türkiye’nin millî geliri ne kadar şişirilmiştir? DİE’nin ham verileri ve Türk ekonomisinin güncellenmiş input-output matrisi elimizde olmadan bunu tam bir kesinlikle tespit etmemiz mümkün değil, fakat gerçeğe oldukça yaklaşmamız mümkün. Birincisi, 2002-2004 döneminin bazı üç aylık dönemlerinde stoklar gerçekten artmış olsa bile bu artış oranının DİE rakamlarınn çok çok altında olduğu kesindir. Meselâ DİE’ye göre ekonomi 2002 yılında 2001’de erittiği stokların % 360’ı kadar stok üretmişken, Türk sanayiinin yaklaşık üçte birini temsil eden İMKB sanayi şirketleri bilançolarına göre şirketlerin 2002’de ürettikleri stoklar 2001’deki stok erimesinin sadece % 11’i düzeyinde kalmıştır. İkincisi, hayalî stok artışı hareketi artık üç yılını doldurmuştur. Bu üç yıl içinde bir kriz veya olağanüstü durum yaşanmadığına, ekonomi durgunluk içinde olsa da normal bir seyir izlediğine göre bu üç yıl boyunca ortaya çıkan gerçek stok hareketlerinin ortalamasının sıfır civarında olması çok yüksek bir ihtimaldir. Buradan hareketle, 2002-2004 dönemi için DİE’nin millî gelir verilerini stoklardan tamamen arındırarak elde edeceğimiz yeni millî gelir rakamlarının DİE rakamlarına göre gerçeğe çok daha yakın olduğunu öne sürebiliriz.
2000 yılı millî gelirini 100 kabul edersek DİE rakamlarına göre 2001 kriziyle bu rakam 91’e gerilemiş. Buraya kadar mutabıkız. Yine DİE’ye göre, 2001’de 91’e düşmüş olan millî gelir daha sonraki üç yıl içinde (TL cinsi sabit fiyatlarla) % 26 oranında büyüyerek 2004 yılında 115’e yükselmiş. Yani millî gelirin büyüklüğü kriz öncesindeki 2000 yılı düzeyinin de % 15 üzerine çıkmış. Şimdi stokların çok büyük miktarda ve sürekli arttığı bu üç yılın millî gelir verilerinden (bize göre hayalî olduğu kesin olan) stokları düşelim: Bu durumda 2004 yılı millî geliri 115 değil, % 105 olmaktadır. Yani hayalî stoklar çıkartılırsa DİE’nin son üç yılda gerçekleştiğini iddia ettiği ekonomik büyümenin üçte ikisi ortadan kalkmaktadır. Ekonominin tamamen IMF’ye teslim edildiği 2001-2004 döneminde millî gelirin ortalama büyüme hızı % 1 gibi zavallı bir seviyede kalmıştır.
Toplam millî gelirdeki gerçekçi tablo böyle. Vatandaş açısından önemli olan ise fert başına gelir. 2000 yılında 65 milyon olan Türkiye nüfusunun en son % 1.47 olarak ölçülen yıllık nüfus artış hızına göre 2004’te 69 milyona ulaşmış olması gerekiyor. Bu durumda hayalî stoklardan arındırılmış, gerçekçi millî gelir rakamlarına göre 2004 yılında fert başına gelirin 2000 yılındaki fert başına gelirin % 1 altında olduğu ortaya çıkıyor. Yani krizin dördüncü yılında, hükümetin ve IMF’nin görülmemiş bir kalkınma hızına ulaşıldığını ilân ettikleri 2004 yılı itibarıyla Türk vatandaşının ortalama yıllık geliri aslında 2000 yılına kıyasla % 1 daha düşüktür. Kriz ve işsizlik dönemlerinde gelir dağılımının daha da bozulduğu düşünülürse toplumun orta ve alt gelir katmanlarındaki nüfus açısından, (yani Türk halkının yaklaşık % 90’ı açısından) fert başına gelirdeki düşüşün % 1’in oldukça üzerinde olduğuna da şüphe yoktur.