Ekonomi8 Nisan 2005 00:00

Sıcak Para Yanılsaması (İllüzyonu) - Öztin Akgüç

Sıcak paranın bir ülkeye hele hele kredi değerliliği yüksek olmayan, riskli bir ülkeye gelmesi için, getirinin çok yüksek olması gerekir. Faizin ve/veya borsadaki kâr bekleyişinin çok yüksek olması sıcak paranın girişi için cazibe, çekim odağı oluşturur. Bu nedenle doğrudan maliyeti çok yüksek bir kaynaktır.abilify idippedut.dk abilify

Ülkeye gelen kısa süreli, vurgunsal (spekülatif) amaçlı, oynak sıcak para yararlı mı? Açıklanan yüksek büyüme hızı bu sorunun irdelenmesini gerektiriyor. Olaylara kısa süreli bakan, maliyeti, uzun sürede doğabilecek etkileri dikkate almayan bazı ekonomistler, yorumcular, kısa süreli sıcak para hareketlerinde bir sakınca görmez, tersine ekonomiye katkıda bulunduğunu savunurlar.

Sıcak paranın ileri sürülen kısa süreli yararları şöyle özetlenebilir. (i) Sıcak para girişi ekonominin likiditesini arttırır. Likidite artışı, faizlerde düşüşe, gevşemeye yol açar. En azından faizlerde yükselme eğilimini durdurur. (ii) Sıcak para cari işlemler açığının, dışalım artışının fonlanmasına katkıda bulunur. Dışalım artışı, ülkede mal sunumunu (arzını) arttırarak enflasyonun aşağıya çekilmesinde etkili olur. Cari işlemler açığı, enflasyonla savaşımı kolaylaştırır, arz yetersizliğinden kaynaklanan enflasyonist baskıyı hafifletir. (iii) Dış ticaret açığına, cari işlemler açığına karşın döviz girişindeki artış, kurların yükselmesini engeller. Döviz kurlarının yükselmemesi, tersine gevşemesi, yine enflasyonla savaşımı kolaylaştırır, fiyatların düşük düzeyde tutulmasına olanak verir. (iv) Sıcak para, doğrudan sabit sermaye yatırımına dönüşmez. Ancak dolaylı biçimde sabit sermaye artışını arttırır, reel ekonomiye katkıda bulunur. Cari işlemler açığı, dışalım artışı sermaye malları alımından kaynaklanıyorsa, giren sıcak parayla yatırım malları dışalımı fonlanıyor demektir. Ayrıca menkul kıymet borsasına gelen sıcak para, birinci elden hisse senetleri çıkarılmasını arttırıyorsa, yeni hisse senedi çıkaran kuruluşlar da sağladıkları fonları sabit sermaye yatırımlarında kullanıyorsa, sıcak para dolaylı biçimde de olsa sabit sermaye yatırımına dönüşmüş olur. (v) Spekülatif sermaye hareketlerinin kambiyo ve menkul kıymet borsalarında fiyat istikrarını sağlayıcı olumlu etkileri vardır. Rasyonel bir spekülatör, fiyatların yükseldiği, denge fiyatından uzaklaşıldığı dönemlerde satış yaparak sunumu (arzı) arttırarak fiyatların aşırı yükselmesini engeller, denge fiyatına dönüşü kolaylaştırır. Fiyatların düştüğü dönemlerde de alıcı olarak piyasalara girerek istemi arttırır, fiyatlarda düşüşü önler ya da frenler. Böylece kısa süreli spekülatif hareketler, istikrarı bozucu değil, istikrarı sağlayıcı bir etki yaparlar. Bazı yazarlar, ülkemizde ekonomik büyüme hızıyla sıcak para hareketleri arasındaki ilişkiye bakarak, sıcak para girişlerinin arttığı dönemlerde ekonominin büyüdüğünü, çıkış dönemlerinde de büyüme hızının yavaşladığını, eksiye dönüştüğünü savunurlar.

Kısa süreli spekülatif sermaye akımlarının doğrudan ve dolaylı ekonomiye maliyeti vardır, sıcak paranın kısa süreli yanılsamasına (illizyonuna) kapılınmamalıdır. Sıcak paranın bir ülkeye hele hele kredi değerliliği yüksek olmayan, riskli bir ülkeye gelmesi için, getirinin çok yüksek olması gerekir. Faizin ve/veya borsadaki kâr bekleyişinin çok yüksek olması sıcak paranın girişi için cazibe, çekim odağı oluşturur. Bu nedenle doğrudan maliyeti çok yüksek bir kaynaktır. Ayrıca kısa sürede hemen görülemeyen dolaylı maliyeti ve yükleri vardır. Ekonomide kırılganlığı arttırır. Sıcak paranın ekonomik ve/veya politik nedenlerle ülkeyi terk etmesi, finansal piyasalarda, hele sığ, gelişmekte olan piyasalarda büyük dalgalanmalara yol açar. Faizlerin yükselmesi, borsadaki düşüş, döviz kurlarının hızla artması, açık pozisyonla çalışan banka ve kuruluşların ödeme güçlüğü içine düşmesi gibi. Bu tür gelişmeleri, ülkemizde 1994, 1999, 2001 bunalımlarında, gelişmekte olan Asya ülkelerinin 1997 yılında yaşadıkları krizlerde gözledik. Sıcak para ekonominin büyüme hızına katkıda bulunur savını ileri sürerken olaylara kısa süreli değil, uzun süreli olarak bakmak, sermaye çıkışının yol açtığı ekonomik küçülmeyi de hesaba katmak gerekir.

Sıcak para, doğrudan üretimi arttırıcı yatırıma dönüşmez, reel ekonomik boyutu yoktur. Dışalım artışı yatırım mallarından kaynaklanıyor, borsada birinci elden hisse senetlerinin çıkarılmasıyla artan sermaye yatırıma dönüştürülüyorsa, dış açığın fonlanmasını, borsaya fazla para girişini sıcak para sağlıyorsa, burada sıcak paranın dolaylı biçimde yatırıma dönüşmesi söz konusudur. Bunun için yukarıdaki koşulların var olması gerekir. Bu sağlansa bile sıcak para ile finansman, maliyeti yüksek bir yoldur. Spekülatif sermaye hareketlerinin fiyat istikrarı sağlayacağı kuramsal olarak savunulabilir ama spekülatörlerin sürü güdüsüne, psikolojiye uygun hareket ederek en azından bir orta vadede fiyat dalgalanmalarına yol açtığı da bir gerçektir.

Sıcak para hareketleri konusunda akılcı davranış, J. M. Keynes 'in vurguladığı gibi, hiçbir ülkenin sermayesinin yurtdışına kolayca çıkmasına izin vermemesi, aynı şekilde reel ekonomiye katkıda bulunmayacak, sonu sermaye yatırımına dönüşmeyecek parayı da kabul etmemesidir. Türkiye'nin de bu akılcı davranış içinde olması, sıcak para girişlerini ve çıkışlarını bir şekilde frenlemesi gerekir. Bu konuda alınacak önlemlerden biri ekonomist Tobin tarafından önerildiği için TOBİN Vergisi alarak nitelendirilen, tüm döviz işlemlerini kapsayacak genel bir verginin uygulanmasıdır. Bu vergi kökeni J. M. Keynes'e değin uzanan borsa işlemleri için menkul kıymet vergisiyle birlikte uygulandığında etkili olur. Bu bağlamda ülkemizde binde bir oranında uygulanan döviz satışlarından alınan kambiyo gider vergisi oranının yüzde 1 ya da 2'ye yükseltilmesi, borsaya düşük oranda olsa olsa bir işlem vergisi konulması önerilir. Bu tür vergiler spekülatif hareketleri bir ölçüde frenleyeceği gibi, devlete bir gelir kaynağı da yaratmış olur.