Taşeronlaşma ya da müstemleke ekonomisi... - Taylan Sorgun
Türkiye'nin önde gelen sorunlarının başında, hatalı, yanlış, siyasal, çarpık özelleştirme vardır. Öylesine hatalı özelleştirme kararları alınmaktadır ki, Türkiye'nin temel ulusal, milli endüstri yapısından elde kalanlar da bir bir gitmektedir. Şimdi sırada Tekel, Demir-çelik endüstrisi gibi dev kuruluşlar vardır. Demir- çelik endüstrisi bir "devletin" iktisadi şahdamarlarından birisidir. Ama şimdi o da yabancıların eline gitmek tehlikesi ve hatası ile yeni bir iktisadi tehdit altındadır.cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciesitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectsclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilo
Önde gelen sorun...
Türkiye'nin önde gelen sorunlarının başında, hatalı, yanlış, siyasal, çarpık özelleştirme vardır. Öylesine hatalı özelleştirme kararları alınmaktadır ki, Türkiye'nin temel ulusal, milli endüstri yapısından elde kalanlar da bir bir gitmektedir. Şimdi sırada Tekel, Demir-çelik endüstrisi gibi dev kuruluşlar vardır. Demir- çelik endüstrisi bir "devletin" iktisadi şahdamarlarından birisidir. Ama şimdi o da yabancıların eline gitmek tehlikesi ve hatası ile yeni bir iktisadi tehdit altındadır. Demir-çelik endüstrisinin stratejik önemi de işin ayrı yanıdır. Acaba neden uluslararası dev şirketler, Türkiye'deki özelleştirmenin peşine düşmüşlerdir. Tekel için, Ereğli Demir Çelik için neden onca kulisin ve işbirliği arayışlarının peşindedirler?
Milli bankacılık...
Türkiye'de özelleştirmenin icadından sonra milli bankalar teker teker devrilmiştir. Şimdi özelleştirilen kamu bankalarının haline bakınız. Çoğunun içi boşaltılmış, sonra da kapılarına kilit vurulmuştur. Şimdi gözler elde son kalan Ziraat Bankası'na da dikilmiştir. Bütün endüstrisi, bütün bütün bankacılığı yabancıların eline geçen bir iktisadiyat; sonunda "müstemleke ekonomisine" dönüşecektir. E ama zaten Türkiye üzerindeki hesaplardan birisi de budur.
Milli tarım da yok...
Şimdi artık milli tarım da giderek ortadan kalkmaktadır. Hem sanayi dallarında hem de tarımda "ithalat" patlaması yaşanmaktadır. Türkiye'nin pamuk alanı bile yabancıların ellerine geçmiştir. Tabii bütün bu gelişmeler Türk tarımını da çökertmektedir. Acaba Avrupa Birliği'ndeki devletler kendi tarımlarını doğrudan ve dolaylı olarak desteklerken AB, IMF ile birlikte Türk tarımından desteğin kesilmesini neden istemektedir. Neden tarımın küçültülmesini istemektedir. Çünkü aradıkları 70 milyonluk bir Türkiye pazarıdır. Yani bir müstemlekeleştirme peşindedirler. Peki bunun kime yararı olacaktır? 1. Tarım ürünleri ithalat lobisi kazanacaktır. 2. AB devletleri tarımcıları ile Türkiye'ye ihracat yapacak olan öteki devletlerin tarımcıları kazanacaktır.
Tarihten bir sayfa...
Bir-iki defa belirtmiştim. Bugünkü Eczacıbaşı'nın kurucusu Süleyman Ferit Bey, 1908 öncesi İzmir'i anlatırken şöyle demiştir: "Ege'de her şey azınlıkların elindeydi. Türkler'in elinde hiçbir şey yoktu. Onların oturdukları semtler ışıl ışıldı, bizim oturduğumuz semtler ise karanlıktı." O tarihlerde İttihat ve Terakki'nin İzmir Kâtib-i Mesulü olan Mahmut Celal Bey (Bayar) da İttihat ve Terakki Merkezi'ne verdiği raporda şöyle demiştir: "Köylülerimiz burada toprağın kendilerine ait olduğunu sanıyorlar ama her şeye, bütün iktisadiyata yabancılar hakimdir. Gümrüklerimize bile sahip değiliz. Gümrüklerden azınlıklara ilaç sandıkları içinde silah getirilmektedir." Bu dönem kapitülasyonların ve Avrupa devletlerine verilen imtiyazların İmparatorluğu çökertmeye başlayışının son yıllarıdır.
Milli endüstri, milli tarım...
Aynı tarihlerde Mustafa Kemal genç bir komutandır. Yusuf Akçora ve Kara Kemal beylerle "Milli bankacılık meselesini" konuşmaktadır. Ve o görüşmeler sırasında "Şu kapitülasyonlar ve imtiyazlar belasından kurtulmalıyız. Neden bizim de bir milli bankacılığımız olmasın" demektedir. Yusuf Akçora ve Kara Kemal beyler de aynı düşüncededirler. (Bak: Taylan Sorgun, İttihat ve Terakki.) Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali sırasında Birinci İzmir İktisat Kongresi "İktisat Misakı"nı getirmiştir. Türkiye o iktisadi misak ile müthiş bir yükselişe doğru adımlar atmaya başlamıştır. Bugünkü hale gelişin nedeni, daha sonraki yıllarda "iktisat misakı'ndan" sapmaktır. Daha doğrusu Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali'nden sonra kayba uğrayan emperyalistler, Türkiye'yi o yola sürüklemişlerdir.
Milli iktisadiyata dönüş...
Yabancı sermaye meselesi başkadır. Yabancı sermaye gelmesin diyen yoktur. Ama, o yabancı sermaye arkasında yeni müstemlekecilik iktisadiyatı arıyorsa işte sorun odur. Bugün yeni globalleşme artık ulusal iktisadiyatları ortadan kaldırmak ve bir yeni müstemleke dünyası yaratmanın peşindedir. İşte üzerinde durulması gereken asıl sorunlardan birisi de budur.