Borçla büyüyen ekonomi uçurumda!
Sıcak para girişine gebe bırakılan ekonominin krize yatkınlığının sürdüğüne dikkat çeken Ekonomist Korkut Boratav; “Uluslararası sıcak para girişi çekildiği taktirde öncelikle topun ağzında olan ülke Türkiye’dir” dedi. Kötü gidişin göstergesi: Stand-by Türkiye’de ekonominin iyiye gittiğine dair iddiaların, sadece borsa aktörlerine ve yabancı spekülatörlere moral verme çabasından ibaret olduğu belirtiliyor. Ekonomist Prof. Dr. Korkut Boratav, gelişmekte olan ülkelerin bir bütün olarak cari işlem fazlası verdiği bir dönemde Türkiye’nin 15.6 milyar dolar cari açık verdiğini söyledi. Boratav, “İktidarın IMF ile yeni bir stand-by anlaşması için uğraşması, ekonominin rayında gitmediğinin en önemli göstergesidir” dedi.new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsdiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisabilify link abilifymicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
Ülke ekonomisinin istikrara kavuştuğunu iddia eden hükümet, IMF ile yeni bir stand-by anlaşması için görüşmelerini sürdürüyor. İstikrar söylemine rağmen IMF ile masaya oturulmasını çelişki olarak değerlendiren ekonomist Prof. Dr. Korkut Boratav, “Uluslararası ekonomide gelişmekte olan ülkelerin bir bütün olarak cari işlemler fazlası verdiği bir dönemde Türkiye, 15.6 milyar dolar cari açık verdi. Bu açık Türkiye’nin dış bağımlılığının ne derecede arttığını ve istikrarsızlığını gösteriyor. Bu saptama yapılmadan ekonominin iyiye gittiğine dair iddialarda bulunmak sadece borsa aktörlerine ve yabancı spekülatörlere moral verme çabasından ibarettir” dedi.
Ekonomist Prof. Dr. Korkut Boratav, IMF görüşmeleri, DİE’nin açıklıdığı 2004 yılı büyüme rakamları, sıcak para tartışmaları ve uygulanan kur politikasına yönelik gazetemize çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. ‘Kendi ayaklarımızın üstünde duracağız’ söylemi ile iktidara gelen hükümetin IMF ile yeni bir stand-by anlaşması yapmak için uğraşmasının aslında söylenildiği gibi ekonominin rayında gitmediğinin en önemli göstergesi olduğuna dikkat çeken Boratav, 2004 yılında gerçekleştirilen ‘tarihi’ büyümenin 15.6 milyar dolar cari açıkla ve 160 milyar doları aşan dış borçla gerçekleştirildiğini vurguladı. Uluslararası ekonomide gelişmekte olan ülkelerin bir bütün olarak cari işlemler fazlası verdiği bir dönemde Türkiye’nin 15.6 milyar dolar cari açık verdiğine dikkat çeken Boratav, “Bu açık Türkiye’nin dış bağımlılığının ne derecede artmış olmasını ve istikrarsızlığını gösteriyor. Bu saptama yapılmadan ekonominin iyiye gittiğine dair iddialarda bulunmak sadece borsa aktörlerine ve yabancı spekülatörlere moral verme çabasından ibarettir. İnandırıcılığı yoktur” dedi.
‘Kendi ayaklarımızın üstünde duracağız’ beyanı ile IMF ile yeniden masaya oturulmasını bir çelişki olarak değerlendiren Boratav, “Bu çelişki, Türkiye’nin kendine güven duygusundan yoksun; ‘başkaları bizden iyi bilir’ kompleksine sahip insanlar tarafından yönetilmekte olduğunu gösteriyor” eleştirisinde bulundu.
Milli gelir artışı, gelir dağılımı bozularak gerçekleşti
Ekonomide sağlıklı bir büyümeden söz edilebilmesi için büyümenin yurt-içi tasarruflara ve sermaye birikim oranının yükselmesine dayanması gerektiğini bildiren Boratav, bu göstergelerin, 2004’te hala 1998’deki oranların altında olduğuna vurgu yaptı. 2002-2004 yıllarındaki milli gelir rakamlarının yanlış ve yüksek tahmin edildiğinin altını çizen Boratav, şunları kaydetti: ‘Harcamalar’ yöntemiyle tahmin edilen GSYİH ‘üretim’ yöntemiyle elde edilen toplamın altında çıkmakta; aradaki fark, ‘harcamalar’ kalemlerinden biri olan ‘stok değişmeleri’ bakiye olarak (ve ‘artı’ işaretle ve 36 ay boyunca kesintisiz stok artışları varmış gibi işleme konarak) toplama yedirilmektedir. Stok hareketleri, önceki yıllarda olduğu gibi bazen artıp, bazen azalsa idi ve net toplam 2004’te sıfır olarak kabul edilseydi, GSYİH artışı yüzde 7.9’a inerdi.
İkincisi, tüketimin mal grupları arasındaki dağılımı, reel ücretlerdeki ve istihdamdaki durgunluk gösteriyor ki, milli gelir artışları, gelir dağılımı bozularak gerçekleşmiş; bu nedenle halkımızın büyük çoğunluğunu oluşturan emekçi, yoksul, köylü, esnaf-sanatkâr katmanlarca fark edilmemiştir.
Üçüncüsü, büyümenin ana belirleyicisi, 2004’te dış dünyadan Türkiye’ye gelen, önemli bölümü ‘sıcak para’ türlerinden oluşan sermaye hareketleri olmuştur. Bu tür yabancı kökenli sermaye girişleri 2005’te yavaşladığı takdirde, büyüme hızı da aşağı çekilecektir. Büyümenin kalıcı olması için yurt-içi tasarruflara ve sermaye birkim oranının yükselmesine dayanması gerekir. Bu göstergeler ise 2004’te hâlâ 1998’deki oranların altındadır”
Sıcak paraya daha bağımlı hale geldik
Türkiye 2004’te, sıcak para girişlerine 2000 yılından daha fazla bağımlı bir durumda olduğunu ifade eden ekonomist Korkut Boratav, ekonomideki krize yatkınlık ve kırılganlığın aynen sürdüğünü söyledi. “Geçen yıl uluslararası finans kapital, bizim gibi ülkelere yönelik kısa vadeli sermaye hareketlerini artırmış; Türkiye’deki yapay balon şişme sürecine de katkı yapmıştır” diyen Boratav, uluslararası ortam serinlediği takdirde öncelikle topun ağzında olan ülkenin, Türkiye olduğuna dikkat çekti.
Ekonomi yönetiminin ani bir sıcak para çıkışına karşı dalgalı kur politikasının sibop görevi göreceğine dair açıklamalarına da tepki gösteren Boratav, dalgalı kur rejimi ve bankalar sistemindeki düzenlemelerin sıcak paranın Türkiye’yi terketmesinin sonuçlarını ortadan kaldırmayacağını ancak bir miktar yumuşatacağını ifade etti. “Yabancılardan kaynaklanan para çıkışı, döviz kurunu yukarı çekeceği için, ani bir devalüasyon gündemde değildir ve sermaye çıkışlarının hızını, bir yarış haline gelmesini bir miktar frenleyebilir. Ancak, yabancı spekülatörler, uygun konjonktürü belirleyebilmekte ve borsa dalgalanmalarını denetim altında tutmakta mahirdir” diyen Boratav, ayrıca, birkaç gün içine sıkıştırılmış bir şok biçiminde meydana gelmese de, sıcak para çıkışlarının reel ekonomi üzerindeki etkileri kur rejimi ne olursa olsun aynı etkiyi göstereceğini belirterek, ‘durum şimdi farklıdır’ sloganının ekonomik yönetimini rehavete sürüklemesinin ise çok tehlikeli olduğunu dile getirdi.