Açık İyidir, İyi Olursa - E. Ahmet Tonak
Aslında bütçe açığının iyi oluşu Euro'nun geleceği ile de ilişkili bir konudur. Yine yaygın bir kanı Euro'nun yaşanan süreç içinde giderek dolar gibi rezerv para konumuna geçeceği şeklindedir. Oysa bu beklentinin gerçekleşmesi ile Avrupa Birliği'nin üye ülkelere koyduğu bütçe açığının GSYİH'nın %3'ünü aşmaması kaydı arasında doğrudan bir ilişki vardır (Almanya ve Fransa'nın bu kaydı takmadığını da belirtelim). Açalım: bilindiği gibi cari fazla veren ülkelerin merkez bankaları borsa kağıtlarından daha az riskli olduğu için A.B.D. devlet tahvillerini tercih etmekte. Bizatihi bu tercih A.B.D. ekonomisini ayakta tutmaktadır. Euro'nun dolar misali bir itibar kazanması ve sözkonusu merkez bankalarının A.B.D. yerine AB tahvillerine kayabilmesi için ilkin bu tahvillerin varolması gerekir. Oysa devletler piyasaya tahvil ancak bütçeleri açık verdiği zaman sürerler. Demek ki Euro'nun itibarı bu %3'lük bütçe açığı kaydının kaldırılmasından geçer. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis forum link cialis bez receptaclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin mazilorenovation vejle site renovaarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena
Newsweek'teki 'köşe yazarı' Robert Samuelson, ya da New York'da bir işletme profesörü yazınca bir anda yerli basının gündemine oturuverdi ABD dolarının değersizleşmesi. En azından 1 yıldır yazılıp çizilen bu sürecin şimdi ve de malum kaynaklarca dile getirildiği için telaşa sebebiyet vermesi başlı başına bir kültür tarihi vakıasıdır.
Sürecin nedenleri konusunda da bir utangaçlık, hatta daha doğrusu ideolojik angajman sözkonusu: artık terane haline gelen çifte açık (bütçe açığı ve cari açık) doların değer kaybının asli nedeni olarak dile getirildikten sonra 'terörle savaş' faktörünün de düşüşü hızlandırdığı söyleniyor. Afganistan ve Irak işgalleri 'terörle savaş' olarak geçiyor yerli medyada! Ortadoğu'nun göbeğinde Amerikancılığın bu kadarına pes doğrusu.
A.B.D. bütçe açığının bir nedeni zaten son yıllarda hızla artmış olan ve daha da artması beklenen askeri harcamalar ise diğer nedeni de vergi gelirlerinin durumudur. Bundan sadece Reagan ve sonrasındaki bütün A.B.D. yönetimlerinin özellikle yüksek gelirlileri hedefleyen vergi indirimi politikalarını kastetmiyoruz. Nispeten daha az bilinen, özellikle Çok Uluslu Şirketlere (ÇUŞ) çekilen kıyağı kastediyoruz.
Hadise şudur: A.B.D.'nde bir dizi kişisel verginin yanı sıra bilindiği gibi bir de şirket kazançları üzerinden kesilen bir vergi vardır. Bu şirket kazanç vergilerinin Federal devletin toplam vergi gelirleri içindeki payı 1983 yılında % 11 dolaylarında idi. 20 yıl sonra, yani 2003 yılında aynı vergilerin payı % 8'dir! Ne olmuştur bu arada? Devletin küçülmesi, vergi indirimi politikaları mıdır sadece bu sonucun doğmasına yol açan? Tabii ki hayır.
Son 20 yılda palazlanan sermayenin vergi payının bu denli düşüşünde önemli bir neden de Amerikalı iktisatçı Michael Hudson'ın anti-devlet devlet dediği ada ülkeler, kozmetik ulus-devletlerdir. A.B.D. çıkışlı olsun, Avrupa çıkışlı olsun bilumum ÇUŞ de kazançlarını bu adalardaki avukatlara kurdurdukları adı var, kendi yok sahte şirketlerin kazançları gibi gösterip vergilendirmeden kaçırmaktalar. ÇUŞ'e bu imkanı da sürekli gevşekleştirilen yasalar ve regülasyonlar sağlamaktadır. Yani, A.B.D. bütçe açığı önemli ölçüde ÇUŞ'le el ele veren A.B.D. devleti ve onun rızası ile gerçekleştirilen bu mekanizma tarafından da yaratılmaktadır.
Ayrıca yine bu doğa ve para cenneti adalarda kurulu bankalar aracılığıyla A.B.D.'ne dünyanın her köşesinden sıcak para akmaktadır. Bu paralar da tabiatıyla iç tüketim, bütçe açıkları ve cari açık 'finansmanında' kullanılmaktadır. Yani adalardaki düzen hem açık yaratmada, hem de açığı kapatmada kullanılır hale gelmiştir. Bir taşla iki kuş vurmak diye buna denir. Açık iyidir.
***
Aslında bütçe açığının iyi oluşu Euro'nun geleceği ile de ilişkili bir konudur. Yine yaygın bir kanı Euro'nun yaşanan süreç içinde giderek dolar gibi rezerv para konumuna geçeceği şeklindedir. Oysa bu beklentinin gerçekleşmesi ile Avrupa Birliği'nin üye ülkelere koyduğu bütçe açığının GSYİH'nın %3'ünü aşmaması kaydı arasında doğrudan bir ilişki vardır (Almanya ve Fransa'nın bu kaydı takmadığını da belirtelim). Açalım: bilindiği gibi cari fazla veren ülkelerin merkez bankaları borsa kağıtlarından daha az riskli olduğu için A.B.D. devlet tahvillerini tercih etmekte. Bizatihi bu tercih A.B.D. ekonomisini ayakta tutmaktadır. Euro'nun dolar misali bir itibar kazanması ve sözkonusu merkez bankalarının A.B.D. yerine AB tahvillerine kayabilmesi için ilkin bu tahvillerin varolması gerekir. Oysa devletler piyasaya tahvil ancak bütçeleri açık verdiği zaman sürerler. Demek ki Euro'nun itibarı bu %3'lük bütçe açığı kaydının kaldırılmasından geçer.
Tabii AB ülkelerinin bütçe açığı vermesi de tam istihdam hedefinin enflasyonla mücadele hedefinden daha gerekli olduğunun kavranmasını gerektirir. İşte ancak böylesi bir kavrayışa dayanan iktisat politikalarının gereksiniminin sonucu olarak ortaya çıkacak bütçe açığı gerçekten iyi açık'tır. Gerisi bize yaramaz.