Ekonomi30 Mart 2005 00:00

Greenspan Faizleri Yükseltince - Korkut Boratav

Hâlâ yüzde 3'ün altında seyreden ABD Merkez Bankası'nın faizleri devlet borç senetlerine yüzde 17 faiz ödeyen Türkiye'yi niçin tedirgin etsin? Yüzde 17'lik kâğıtları terk edip yüzde 5'lik kâğıtlara niçin gitsinler? Amerika doların değer yitirmesinden ve yükselen faizlerden şikâyetçi görünmüyor. Bu durumun dünya ekonomisine istikrar getireceği beklentisi yanlış mıdır? fusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acne

Borsa-faiz-döviz üçgeninin meraklıları, yürekleri ağızlarında bekliyorlardı: ABD Merkez Bankası, ya da Federal Reserve Board (FRB) yüzde 0.25'lik bir faiz yükseltmesi ile yetinecek mi? Ve Başkan Greenspan kararı, hangi sözcüklerle, ne gibi bir yorumla açıklayacak? FRB kararının öncesi ve sonrası bu insanlarca yakın takibe alınarak izlendi.

Ben ise arada bir, ''şeytan üçgeni'' ile pek ilgisi olmayan; ancak uzak bir ülkedeki ''minicik'' (yani yüzde birin, dörtte biri oranındaki) bir faiz arttırımının bizleri nasıl ve niçin etkileyeceğini merak edip, beni sorgulayan vatandaşlarla karşılaşıyorum. Ve bugün, finans uzmanlarının özel dilini bir yana bırakarak bu türden birkaç basit soruyu gündeme getirip yanıtlamaya kalkışacağım.

****

Hâlâ yüzde 3'ün altında seyreden ABD Merkez Bankası'nın faizleri devlet borç senetlerine yüzde 17 faiz ödeyen Türkiye'yi niçin tedirgin etsin?

Tedirginliğin kaynağında, yabancılara ait ve çoğu sıcak para türlerinden oluşan portföy toplamının bu yıl başında 34.4 milyar dolara ulaşmış bulunması var. Dolar bozdurup yüzde 17'lik ve bir yıllık devlet tahvili alan yabancı, bir yıl boyunca dolar fiyatı sabit kalırsa, yıl sonunda dolar cinsinden de yüzde 17 getiri elde etmiş olacaktır. 2004'teki gibi dolar ucuzlarsa, getiri bunun da üstüne çıkacaktır. Buna karşılık temel risk, döviz fiyatlarının yükselmesinde yatar. Finansal belirsizlik arttığında uluslararası spekülatörler, en güvenli plasman aracı olan ABD hazine bonolarına yönelirler. Bunlar için geçerli getiri ise, FRB'nin ilan ettiği oranlar değil, kısa ve orta vadeli ABD borç senetlerinin piyasalarda belirlenen (ve bugünlerde yüzde 4.5 civarında seyreden) faiz oranlarıdır. FRB'nin kararı ve değerlendirmeleri, bu faiz oranını daha da yukarı çekecek bir ivmeye yol açabilir. Bu da sıcak para stokunun Amerikan borç kâğıtlarına yönelip Türkiye'den çıkmasına yol açabilir.

Yüzde 17'lik kâğıtları terk edip yüzde 5'lik kâğıtlara niçin gitsinler?

Türkiye'deki yabancılar için sorun şudur: Bir yıl içinde Türkiye'de doların fiyatı yüzde 10 artacak olursa, yüzde 17'lik TC Hazine kâğıdının dolar cinsinden getirisi yüzde 6.4'e düşecektir. Dolayısıyla, ABD faizleri belli bir eşiği (örneğin yüzde 5'i) geçtikten sonra, döviz kuru riskini göze almaktansa, Türkiye'deki kazançlarını derleyip Amerikan kâğıtlarına yönelmek ''rasyonel'' olabilir. Bu süreç bir kez başladıktan sonra, çıkan para dolar fiyatını da yukarı çeker. Bu durumu iktisatçılar ''kendi kendini doğrulayan kehanet'' diye adlandırmışlardır. ''Rasyonel'' spekülatörler, birbirlerinin önüne geçmeye çalışan bir ''sürü'' davranışına sürüklenirler. Finansal kargaşa gündeme gelebilir. Türkiye'deki finans uzmanlarının Greenspan'i tedirginlikle izlemelerinin ardındaki neden budur.

Greenspan ''ölçülü'' ve ılımlı faiz artışlarını yeğlerken ABD faizlerinin FRB'den bağımsız olarak artması mümkün müdür?

Mümkündür; zira sadece Çin ve Japonya'da 1400 milyar dolar civarında (ve hemen hemen tümü ABD borç senetlerinden oluşan) rezerv var. Buna, Güney Kore, Tayvan, Rusya'nın rezervlerini de ekleyin. Dolar dört yıldan bu yana aşındıkça bu ülkelerin rezervlerinde ciddi değer kayıplarına yol açıyor. Vietnam savaşının sonlarına doğru olduğu gibi büyük merkez bankalarının ''artık yeter'' diyerek dolardan kaçmaları gündeme geliyor. Bunun anlamı, uluslararası piyasalara sürülen ABD hazine kâğıtlarının, dolarla birlikte değer yitirmesi; Euro'nun ve ABD faizlerinin yükselmesidir. Son zamanlarda ABD faizlerinde FRB'den bağımsız artışların ardında bu etkenin var olduğu söyleniyor.

Amerika doların değer yitirmesinden ve yükselen faizlerden şikâyetçi görünmüyor. Bu durumun dünya ekonomisine istikrar getireceği beklentisi yanlış mıdır?

Tam aksine... Bir kere dolar son dört yıldan bu yana değer yitirdikçe ABD cari açığı büyümektedir; zira paralarını dolara bağlayan Asyalılar karşısında ABD'nin rekabet gücü, reel etkenlerle gerilemektedir. Yükselen faiz ödemelerinin cari işlem açığını yukarı çekeceği de unutulmamalı... Faizler yükselirken doların değer yitirmesi ABD'de talep daralması ve olsa olsa ithalatın aşağı çekilmesi anlamına gelir. Kısacası, dünya ekonomisi, ABD ekonomisinden kaynaklanan bir durgunluk sürecine girebilecektir. Türkiye bu konjonktüre sermaye hareketlerinin yavaşlaması veya tersine dönmesi ile sürüklenebilir. ''Haydi hayırlısı'' diyerek noktalayalım.