Ekonomi30 Mart 2005 00:00

Ekonomik Büyüme ve Kalkınma - Öztin Akgüç

Ekonomik büyüme ve kalkınma aslında farklı kavramlardır. Ekonomik büyüme, gayri safi milli hasıla (GSMH) ya da gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) artışı olarak ölçülmektedir. Ekonomik kalkınma ise daha kapsamlı bir kavramdır. Yalnız kişi başına satınalma gücünün artmasını değil, yoksulluk ve işsizliğin azalmasını, gelir dağılımının düzelmesini, eğitimsel kazanımların, eğitim düzeyinin yükselmesini, daha genel bir deyişle geniş kitlelerin yaşam koşullarının iyileşmesini kapsar. Amaç beşeri kalkınma endeksini (HDI-Human Development Index) yükseltmektir.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons click free discount prescription cardcialis forum cialis prodaja cialis bez receptacialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon

''Ekonomi iyi gidiyor, ekonomi büyüyor, enflasyon hız kesti, döviz kurları, faizler düşüyor'' bütün yorumları okuyor ve dinliyoruz. Buna karşın ''yoksul sayısı artıyor, işsizlik yüksek düzeyini koruyor, gelir dağılımı daha da bozuluyor'' gibi yakınmalar da dile getiriliyor. İlk bakışta bu tür yorumlar, gelişmeler çelişki gibi gelebilir. Gerçekte büyüyen bir ekonomide, işsizlik artabilir, yoksulluk sınırı yükselebilir, gelir dağılımı bozulabilir, eğitim düzeyi de düşebilir. Çünkü ekonomik büyüme ve kalkınma aslında farklı kavramlardır. Ekonomik büyüme, gayri safi milli hasıla (GSMH) ya da gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) artışı olarak ölçülmektedir. Ekonomik kalkınma ise daha kapsamlı bir kavramdır. Yalnız kişi başına satınalma gücünün artmasını değil, yoksulluk ve işsizliğin azalmasını, gelir dağılımının düzelmesini, eğitimsel kazanımların, eğitim düzeyinin yükselmesini, daha genel bir deyişle geniş kitlelerin yaşam koşullarının iyileşmesini kapsar. Amaç beşeri kalkınma endeksini (HDI-Human Development Index) yükseltmektir. Türkiye'nin tüm övgü ve övünmelere, kredi notu yükseltmelerine karşın beşeri kalkınma endeksine göre dünya sıralamasındaki yeri 80'incilik üstüne çıkamamaktadır.

Türkiye, ekonomik kalkınma, beşeri kalkınma açısından niçin başarılı değil? Dünya sıralamasındaki yeri yükselemiyor, hatta uzun süreli olarak geriliyor. Bunun nedenini izlediği politikalarda, benimsediği ekonomik modelde, yaklaşımda aramak gerekir.

1980'li yılların başlarında ideolojik nedenlerle iktisatta neoklasik teori, serbest pazar ekonomisi yaklaşımı ya da sloganı moda, revaçta. Türkiye de dış dayatmalara ya da ayartılara kapılarak, sorunlarını çözmek, ekonomik kalkınma için serbest pazar ekonomi modelini, dışa açılmayı, dışsatıma yönelik büyüme stratejisini benimsiyor. Serbest pazar ekonomisi modelinin temel varsayımlarının özellikle tam rekabet koşullarına, pazarın etkinliğine ilişkin varsayımlarının gerçekçi olmadığı, piyasa fiyatlarının üretim faktörlerinin verimliliğini yansıtmadığı, üretim faktörlerinin alternatif (fırsat) maliyet ve dışsallıklar nedeniyle, kaynak dağıtımında düzeltici olamayacağı dışsatıma dönük büyüme için getirilen teşviklerin ise gelir dağılımını daha da bozacağı, başka bir tür himayeciliğe yol açacağı öngörüldü. Ayrıca gelişmekte olan ülkelerde yapısal sorunlar olduğu, yapısal sorunların, serbest pazar modeli ile çözülemeyeceği anlatılmaya çalışıldı. Ancak doğal olarak iç ve dış çıkar odaklarının dayatmaları karşısında, bu öngörülen gerçekleri söylemek etkili olamadı.

Sosyal içerikten yoksun arz yanlı politikalar, gelişmiş ülkelerde de beklenen sonuçları vermedi. Gelir dağılımındaki adaletsizlikler, eşitsizlikler arttı, işsizlik oranları yükseldi. Sonuç, gelişmekte olan ülkelerde, ülkemizde daha da başarısız oldu. Yapısal sorunlar, sosyal güvenlik kurumlarının yetersizliği, gizli ya da açık biçimde dış ülkelere sermaye kaçışı, dış borçlarda hızlı artış, gelir dağılımını daha da bozdu, işsizlik sorununu arttırarak süreğenleştirdi.

Artık, kapitalist Batılı ekonomistlerin büyük bölümü de, salt arz yanlı politikalarla serbest pazar ekonomisi modeli ile sorunların çözülemeyeceğini, 90'lı yılların başlarından itibaren görmeye başladılar. Serbest pazar ekonomisi modeli birçok ülkede tahtından kısa sürede indi. Kalkınma sorununun çözümünde, kısırdöngüleri kırmak için insan öğesinin ön plana çıkarılması gerçeği görülmeye başladı. İnsana yatırım, bilgi üretmek ve yaymak, bilgi yoğun endüstrileri geliştirmek, böylece ekonomide azalan verim kanununun yerini artan verim kanununun almasını sağlamak. Artan verim kanunuyla büyümeyi de hızlandırmak. Günümüz kalkınma modellerinde bu tür öğeler bildiğim kadarıyla yer alıyor. Biz hâlâ ekonomik başarıyı döviz kurlarında, faiz oranlarında, borsa endeksinde arıyoruz. Yabancı sermayenin gelerek sorunları çözeceği umuduna kapılmışız. Ya da böyle bir izlenim vererek, çevreyi uyutmaya çalışıyoruz. Türkiye koşullarına uygun olmayan dış dayatmalı politikalarla sorun çözmeye uğraşıyoruz.

Sorunları çözmek için yapılacak ilk iş doğru tanı koymak, yanlışları görmektir. Türkiye, 1980'li yıllardan beri iç ve dış çıkar odaklarınca dayatılan modellerle sorunlarını çözemeyeceğini, tersine işsizliğin artacağını, gelir dağılımının bozulacağını, dış borç stokunun artacağını, dışarıya daha bağımlı hale geleceğini görerek, insana yatırımı ve bilgi geliştirmeyi ön plana alan modelleri hazırlayarak, yaşama geçirmeye çalışmalıdır. Yoksa övünme ve övgüler arasında dünya beşeri kalkınma sıralamasındaki yerimizi dahi koruyamayız. Yalnız GSMH ya da GSYİH'de artış hedeflemeyi bırakıp, beşeri kalkınma endeksine göre dünya sıralamasındaki yerimizi yükseltmeyi amaçlamalıyız. Öncelikle ekonomik büyüme ile kalkınmanın farkına varmalıyız.