Ekonomi23 Mart 2005 00:00
Ekonomide 'acil ve köklü önlem' gerekiyor
Yaşanacak kriz öldürücü olabilir! Devletin Bir Kulağı Ötekini Uyarıyor! Bir Kulak, “Ekonomik Yıkım Ölümcül Olabilir” diyor, diğeri duymuyor. İşte Ayrıntılar…
Devlet denetim Elemanları Derneği, Türkiye’ye ekonomide çizilen pembe tablonun, arkasını gösterdi. Denetim elemanları Derneği Başkanı Atılay Ergüven tarafından açıklanan rapor, endişe verici kriz sinyali konusunda kamuoyunu uyarırken, çarpıcı tespitler içeriyor. İşte çarpıcı tespitlerin satır başları: - Dolara, diğer ülkelerdeki yıllık faizin 5 katının verilmesi ne demektir, bu durum daha ne kadar devam ettirilecektir? Hiçbir ekonominin yıllık 38 milyar $ faiz ödemesini sürdürmesi ve buna dayanması mümkün değildir. Haçlı seferleri ve Moğol istilasından sonra Türkiye 3. kez sömürülmektedir. Net borç ödeyicisi olarak yıllık 40 milyar $’a varan faiz ödenmesinin anlamı, ülkemizin faizle soyulması demektir. -Önemli bir konu da; belli odaklara diyet ödeme görünümü veren, stratejik ve tekel konumundaki kamu teşebbüslerinin yok pahasına satılmasıdır. Kârlı olup, Türkiye’de alternatifi olmayan Erdemir, Telekom, Tüpraş gibi kuruluşların satışının yeterli gerekçeleri yoktur. Bunlar ülkenin ve ekonominin can damarıdır. Buradan uyarıyoruz; dünyada rakip stratejik ülke ve sermaye grupları sebebiyle, alanında dünyanın büyük şirketi arasında olan ve zaten özerk olarak yönetilen Erdemir de, Tüpraş gibi iptaller v.b. nedenlerle satılamayacak; satılsa da ülkede tekel durumundaki milyarlarca dolarlık bir kuruluş yok pahasına gidecektir. -Son zamanlarda yolsuzlukla mücadele konusunda baştaki azim ve kararlılığın olmadığı şeklinde genel bir kanaat oluşmaktadır. Ortaya çıkarılan bir takım yolsuzlukların organizasyon modeline bakıldığında; bürokrat-siyasetçi-iş adamı ilişkileri çerçevesinde ve bunlar arasındaki anlaşmanın güvenliğini sağlayan mafyanın varlığı, yeniden çeteleşme sürecine girildiğini göstermektedir. -Özelleştirme en büyük yolsuzluk alanı olarak ortaya çıkmıştır. Özelleştirmeden bu güne kadar 9 milyar 504 milyon YTL gelir elde edilmiş, bu gelir büyük oranda özelleştirme masraflarına harcanmıştır. Özelleştirme giderleri 9 milyar 235 milyon YTL’dir. Dolayısıyla özelleştirmeden kayda değer bir gelir elde edilememiştir. Özelleştirilen üretim tesislerinin tamamına yakını kapanmıştır. Özelleştirme yoluyla kamuya ait çok önemli ve stratejik sanayi tesisleri tasfiye edilmektedir. Etibank’a ait Ferrokrom, Çinko, Kurşun ve Bakır tesisleri, özelleştirildikten sonra kapanmıştır. Buna karşılık bu madenlerde ham cevher üretimi devam ederken mamul ürünleri ithal eder hale gelinmiştir. Bu dışa bağımlılığın artırılması anlamına gelmektedir. Özelleştirme tasfiyeye yönelmiştir. Hazine işlemleri üzerinden hiçbir riske girmeden elde edilen kaynakların gerçek bir kâr olmadığı ve Hazine’ye aktarılarak bütçeye kaynak olarak girmesi gerekirken nerelere nasıl harcandığını dikkatlerinize sunuyoruz! Devlet, Hazine bunun denetlemesini yapmıyor mu? Üzülerek ifade etmek gerekirse DENETDE olarak, geçtiğimiz yıllarda da belirttiğimiz gibi Merkez bankası üzerinde hiçbir kamusal denetim yapılmamaktadır. -Finans sektörünü düzenleyecek kanun tasarısında, bir taraftan bankaların yabancıların eline geçmesine sınır konmazken, diğer taraftan Bankalar Yeminli Murakıplarının yok edilmeye çalışılması ve bankaların denetiminin yabancı denetim şirketlerine havale edilmesi, gelecekte ülkenin bağımsızlığına malolacak çok tehlikeli gelişmelere yol açacaktır. Geleceğimizi karartan ve devletin tüm politikalarını ipotek altına girmesine sebep olan ve zararları 80 milyar doları geçen, elkonan bankaların kriz öncesi bağımsız denetimlerinin yabancı isimli ve ortaklı denetim şirketleri tarafından yapılmış olduğunu önemle hatırlatıyoruz. -Bu gidişata acil ve köklü önlemler alınmadığı takdirde, daha önce yüksek faiz ve yüksek kur artışlarıyla yaşanan ekonomik yıkım; iç talebin yapısal olarak yok olması ve yerli sanayii iflaslarıyla ortaya çıkacak deflasyonun da etkisiyle, ikinci kez ve daha ölümcül olarak yaşanacaktır.