Borçlarımızı ödemeyelim mi? - Yiğit Bulut
Türkiye'ye sıcak para oyunu oynayıp sonra kazandıkları paraları borç verip ikincil olarak kazanç sağlayanlar sonra da borç ile tükettiğimiz ithal mallara karşılık verdiğimiz açıkları finanse ettirip bir de sattıkları maldan aynı suda üçüncü kez yıkananlar şunu çok iyi bilmeliler: Türkiye bir sıcak para spekülasyonu ile daha karşı karşıya kalırsa bu kez halkın hâkim fikri borçları yeni kaynaklar yani borçlarla ödemek değil tam tersi borcu makul şekilde yeniden yapılandırmak... naproxennatrium site naproxen kruidvat
Geçtiğimiz haftalarda 'sıcak para ile kalkınma' gibi tartışmaya açtığımız ve ilk duyanlara 'çok sivri' gelen 'Rusya, Arjantin ödemedi, biz ne yapalım?' tartışması dalga dalga yayılmaya devam ediyor. Dün aynı konuyu Mahfi Eğilmez de ele aldı ve objektif saptamalar yaparak detayları bizlere aktardı. Eğilmez'in tespitlerinden yola çıkarak konu hakkında bazı noktaları net maddeler halinde sizlere aktarmak istiyorum...
- Her şeyden önce bu konuyu ortaya atarken amacımız zorbalık veya 'Biz ödemeyiz, ne yaparsanız yapın' demek değil (gerçi ABD'nin tavırlarından da anlaşıldığı gibi zorbalık dünyanın yeni trendi). Amaç, Türk milletini 'kuzu' sananlara mesaj vermek ve farklı fikirlerin tartışılabileceğini göstererek kamuoyu oluşturmak. Bu dinamik sadece ekonomide de geçerli değil. Bizim aslında Türk devletinin unuttuğu bir refleks olmasına rağmen özellikle uluslararası arenada çok kullanılan bir yöntem; fikirleri ve tezleri kamuoyu oluşturarak desteklemek. Örnek: Suriye'nin Lübnan'da düzenlediği büyük miting (aynı refleksi Türk devletinin Kıbrıs için gösterememesi da ayrı bir acizlik )...
- Türkiye'ye sıcak para oyunu oynayıp sonra kazandıkları paraları borç verip ikincil olarak kazanç sağlayanlar sonra da borç ile tükettiğimiz ithal mallara karşılık verdiğimiz açıkları finanse ettirip bir de sattıkları maldan aynı suda üçüncü kez yıkananlar şunu çok iyi bilmeliler: Türkiye bir sıcak para spekülasyonu ile daha karşı karşıya kalırsa bu kez halkın hâkim fikri borçları yeni kaynaklar yani borçlarla ödemek değil tam tersi borcu makul şekilde yeniden yapılandırmak...
- Peki yapılandırmaya bugün için gerek var mı? Şu an yok. Son dalgada gördük ki; kısa vadeli set satışlara rağmen paniğe dönüşmeyen ve kısa vadeli sıkışık borçlanma gereği olmadan orta-uzun vadeli bir yapıya dönüşme yoluna giren bir dinamik oluşmaya başladı. Aşırı spekülatif bir dalga gelmez ise GSMH'yi artırarak borcu azaltma yolunda ilerleyebiliriz...
- Yapılandırma gerekirse nasıl olabilir? Türkiye'yi yıkan borcun anaparası değil ödediği ve özellikle kriz anında uçurum kenarında çevirmesi gereken yapı. Son 25 yılda 400 milyar dolar faiz ödedik hâlâ 250 milyar dolardan fazla kamu borcumuz var. Eğilmez'in tespitlerini hatırlarsak: "Kamu kesiminin toplam 255 milyar dolarlık borcunun 180 milyar doları iç, 75 milyar doları dış borçtan oluşuyor. 75 milyar dolarlık dış borcun 21.5 milyar doları da IMF'ye borcumuz. İç borç stokumuzun yüzde 76'sı piyasaya, yani özel bankalara, kamu bankalarına, özel kişilere ve özel kuruluşlara ait. Kalan yüzde 24'ü ise aralarında Merkez Bankası'nın da bulunduğu kamu kesimi kuruluşlarına ait..." Sevgili dostlar, Türkiye 2004 yılında 52 milyar dolar 'ana para+faiz' ödedi. Ama borç yine katlanarak büyüdü. Bu ödemenin anlamı yılda belli bir miktarı zaten sorunsuz ödeyebiliyoruz. Bu noktada şöyle diyecekler 'Ödedik, ama borçlanarak'. Borçlanmayı arındırın, net ödediğimiz rakam yine çok yüksek. Bu noktada kısa bir tespit ile kalanı pazartesine bırakacağım: dış borç için hiç sorun yok, anapara sabitlenip 5-10 yıla yayılabilir. İç borca gelince; borcu dolar bazında sabitleyip, kupon ödemeli kâğıt haline getirerek 5-10 yıla yaysanız
(ki bunu yaparken 100 milyara kadar alacaklara çok kısa vade uygulayabilirsiniz ) tamamını iç piyasayı bozmadan rahatlıkla ödeyebilirsiniz. Bu arada büyük alacaklıların sayısının 5 binden az olduğunu da lütfen unutmayın...
Sonuç: 1001 yöntem var. Pazartesi kaldığımız yerden devam edeceğiz... Son bir hatırlatma: 2001 benzeri bir hareket peşinde olabilecek olan sıcak paracılar, bu sefer yeni bir Derviş gelip Türkiye'yi daha da borçlandırmaz, hava alırsınız...