Ekonomi19 Mart 2005 00:00

Sıcak paraya önlem şart!

Daha önce de yapısal kırılganlığa dikkat çeken bağımsız ekonomistler, sıcak para hareketlerinin bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirttiler. Bugüne kadar ekonomi büyümesini sıcak paraya dayandıran ve cari açığını sürekli arttıran Türkiye, ABD ekonomisindeki gelişmelerin dünya piyasalarını sarsması ve gelişmekte olan ülkelerden para çıkışlarının hızlanması ile yeni bir döneme girmek üzere. Uzmanlara göre yapılması gereken, geç kalmadan strateji değiştirmek, belki daha düşük ama sağlam temelli bir büyüme politikası oluşturmak. discount drug coupons click free discount prescription cardcialis walgreen coupon site cialis coupon

Rekor cari açığı yüzünden köşeye sıkışan ABD, bir yandan iç piyasada önlemler alırken bir yandan da faiz yükseltip son yıllarda kendisinden kaçarak gelişmekte olan piyasalara kayan fonları geri getirmeye çalışıyor.

Ekonomist Selim Somçağ 'a göre faiz artmaya devam ederse sıcak para çıkışı hızlanacak. Bunun sonucu Türkiye'de ikinci bir 2001 krizi yaşanma olasılığı var. Somçağ ''Türkiye'de yaklaşık 25 milyar dolar gibi bir sıcak para var. Tobin vergisi gibi kısa vadeli sermaye hareketlerini vergilendirmek şart, ancak bunun için ciddi, kararlı ve IMF'yi gerekirse karşısına alabilecek bir siyasi güç lazım'' derken, bugüne kadar defalarca cari açık ve sıcak para uyarıları yapan Bağımsız Sosyal İktisatçılar cephesi de Türkiye'nin geç kalmadan sıcak para girişine dayalı ekonomik büyümeyi finanse etme stratejisini değiştirmeleri gerektiğini tekrarladı.

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan , ''Türkiye krize girecek kehanetinde bulunmuyoruz, kırılgan bir yapıya sahip olduğunu söylüyoruz. Ayağımız sağlam basmadığı için bizim dışımızda gelişecek bir dalgalanma Türkiye'yi olumsuz etkileyecektir'' dedi. Hem ulusal hem de uluslararası sermayenin bu durumun farkında olduğunu kaydeden Yeldan, ''Umarız bu tür türbülanslar kolay atlatılır. Böyle zamanlarda beklentiler önemli, psikolojik beklentinin içine sürüklenme tehlikeli olur. Bu noktaya sürüklendiğimiz zaman ise ortalık sosyal psikologlara kalıyor'' diye konuştu. Yeldan'a göre de kısa vadeli sermaye girişleri mutlaka kontrol altına alınmalı. ''Bu, munzam karşılıklar oranını arttırma şeklinde de olabilir, kademeli de olabilir, gelecek olan yabancı para, Merkez Bankası'nda Şili'nin bir dönem yaptığı gibi belli bir süre bloke edilebilir ya da vergi uygulanabilir'' diyen Yeldan şöyle devam etti: ''Girişlerin bu şekilde azalması dövizin haretlenmesini gerektirecektir. Dolayısıyla Merkez Bankası'na da daha aktif rol düşecektir. Bu duruşundan vazgeçmek durumunda, belki daha düşük tempoda büyüyeceğiz ancak daha gerçekçi büyüyeceğiz. Bunun başarılı olması için kapsamlı bir reform olması lazım. Tedirginlik ve kriz konjonktürü içinde uygulamak sakıncalı.''