Ekonomi15 Mart 2005 00:00

Bağımsız mı? İlgisiz mi?

''Merkez Bankası'nın bağımsızlığı, reel ekonomiye ilgisizlik anlamına gelmemelidir'' diyen Prof. Dr. Yeldan , şu değerlendirmeyi yaptı:"'Fiyat istikrarı' bu hedeflerden sadece bir tanesidir. Sadece bu hedefe odaklanıp ulusal ekonominin gerçeklerini ve değişen koşullarını göz ardı etmek, Merkez Bankası'nın genel anlamıyla makro istikrar görevi ile bağdaşmamaktadır."cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons click free discount prescription cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cena

''Merkez Bankası: Bağımsız mı? İlgisiz mi?'' başlıklı bir çalışma hazırlayan Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan , başlığını Jayati Ghosh 'un tebliğinden aldığı çalışmasında, Merkez Bankası'nın dövize müdahalesinde esas amacın neden gizlendiği sorusuna yanıt aradı. Türkiye'de 25 Nisan 2001 tarihli 4651 Sayılı Kanun ile Merkez Bankası'nın (MB) temel amacının ''fiyat istikrarını sağlamak'' olarak tanımlandığına dikkat çeken Yeldan, büyüme ve istihdam politikalarınınsa ancak ''fiyat istikrarını sağlama amacıyla çelişmemek kaydıyla desteklenebileceği'' hükme bağlandığını anımsattı. MB'nin, faiz ve döviz kuruna ilişkin politikaların sadece fiyat istikrarını sağlamak amacıyla yürütüleceğini ısrarla vurguladığını belirten Yeldan, bankanın geçen hafta yaptığı müdahaleyi irdeledi. MB, 9 Mart tarihinde faiz oranlarındaki 1 puanlık indirimin ardından, 2.5 milyar dolara yakın bir döviz alımı gerçekleştirdi.

9 Mart Müdahalesi: Aşırı Oynaklık Nerede?

MB'nin son müdahaleyi de ''aşırı oynaklık'' gerekçesiyle yaptığının açıklandığını anımsatan Yeldan şu saptamalarda bulundu:

* MB'nin duyurusuyla kamuoyuna ve ''piyasa aktörlerine'' ilettiği mesaj nettir: TCMB dövizin düzeyine değil, ''son günlerde'' yaşanan ''aşırı oynaklığa'' müdahale etmektedir.

* Ancak, döviz piyasasına ilişkin gözlemler, ''son günlerde'' MB'nin müdahalesini gerektirecek herhangi bir ''aşırı oynaklık'' yaşanmadığını göstermektedir. (Grafiklerde görüleceği gibi tersine, önemli yabancı paraların (örneğin ABD Doları ve Euro'nun) TL karşısındaki değişim değerleri son dönemde, belki de tarihsel olarak rekor sayılabilecek bir düzlemde istikrarlı bir trende sahip gözükmektedir.

* Dahası, aslında döviz piyasalarındaki oynaklığın yıl başından bu yana ele aldığımız alt dönemlerde giderek azalma içinde olduğu görülmektedir.

* Dolayısıyla MB'nin ''Son günlerde (...) gözlenen döviz satışları, döviz kurlarında aşırı oynaklık yaşanmasına neden olmuş, bu oynaklığı engellemek üzere, (...) döviz piyasasına alım yönünde doğrudan müdahale edilmiştir'' şeklindeki açıklamasının teknik geçerliliğini döviz piyasasındaki verilere dayanarak kabullenmek mümkün gözükmemektedir.

* Bu gözlem, MB'nin döviz piyasasına müdahalesinin aslında giderek değerlenme içinde olan Türk Lirası'nın düzeyine mi yönelik olduğu konusunda kuşkular uyandırmaktadır.

Yeldan, ''Merkez Bankası kurlara müdahalesinin esas amacını neden gizlemek ihtiyacı duymaktadır? MB döviz kurunun düzeyinden duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirmekten niye rahatsızlık duymaktadır'' sorularını gündeme getirdi. MB'nin ideolojik söyleminin ulusal ekonominin gerçeklerine ve sorumluluklarına ağır bastığını anlatan Yeldan, yeni dönem istikrar programlarında merkez bankalarına biçilen rol ile ilgili şunları söyledi: ''Yeni dönem 'istikrar programlarının' felsefesine göre, merkez bankaları artık özgün faiz veya kur politikalarıyla uluslararası finans sermayesinin spekülatif kararlarını muğlaklaştıracak müdahalelerden kaçınmalıdır. Merkez bankalarının görevi sadece fiyat istikrarını sağlamak olmalıdır. Bunun haricindeki hedefler, finans dünyasının karar almasını güçleştirebilecek ve reel sektörlerin istihdam, üretim, ihracat gibi finansal kesimleri ilgilendirmeyen sorunları arasında ikinci plana itilmesine yol açabilecektir. Unutmayalım ki enflasyon, finansal varlıkların değerlerini yiyip bitirdiği için finans sermayesi açısından en tehlikeli problem olarak değerlendirilmektedir. MB'nin görevi sadece bu tehlikeyi önlemek olmalı, ulusal ekonomilerin üretim, istihdam gibi sorunlarıyla ilgilenilmemelidir.''

''Merkez Bankası'nın bağımsızlığı, reel ekonomiye ilgisizlik anlamına gelmemelidir'' diyen Prof. Dr. Yeldan , şu değerlendirmeyi yaptı: ''TC Merkez Bankası'nın 'bağımsızlık' ilkesinden vazgeçmesi ve hükümetlerin direktifleri ile enflasyonist bir politika izlemesi anlamına gelmemelidir. 'Bağımsız' merkez bankalarının birden fazla ve zaman içinde öncelikleri değiştirilebilen esnekliğe sahip hedefleri olabilir. 'Fiyat istikrarı' bu hedeflerden sadece bir tanesidir. Sadece bu hedefe odaklanıp ulusal ekonominin gerçeklerini ve değişen koşullarını göz ardı etmek, Merkez Bankası'nın genel anlamıyla makro istikrar görevi ile bağdaşmamaktadır.''

Cumhuriyet 14.03.2005