Ekonomi11 Mart 2005 00:00

Konuyu kapatıyorum... - Yiğit Bulut

Bildiğiniz gibi hem bu köşede, hem de TV programlarında 'sıcak para ile kalkınamayan' Türkiye tartışmasını elimden geldiğince gündeme getirdim ve sanırım 'varolan çarktan nasiplenen' tayfadan yeterince düşman topladım. Birçok yorumcu, köşe yazarı tartışmaya girdi ve herkes kendi görüşünü ifade etti. Hatta bazıları o kadar ateşli fikirler savundular ki; 'Borcu ödememek şerefsizliktir' noktasına varan başlıklar dahi gazetelerimize yansıdı.new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsdiscount drug coupons site printable coupons for cialisnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatcialis forum cialis prodaja cialis bez receptaescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg

Bildiğiniz gibi hem bu köşede, hem de TV programlarında 'sıcak para ile kalkınamayan' Türkiye tartışmasını elimden geldiğince gündeme getirdim ve sanırım 'varolan çarktan nasiplenen' tayfadan yeterince düşman topladım. Birçok yorumcu, köşe yazarı tartışmaya girdi ve herkes kendi görüşünü ifade etti. Hatta bazıları o kadar ateşli fikirler savundular ki; 'Borcu ödememek şerefsizliktir' noktasına varan başlıklar dahi gazetelerimize yansıdı. Bunlara hiç alınmadım, sistemin nasıl çalıştığını bilen biri olarak da bundan sonra da alınmam. Bankacılık sektöründe yönetici ve aynı anda köşe yazarıysanız, yazacağınız her satıra 'Bonolarda yatan milyon dolarcıklarım ya geri ödenmezse' korkusunu da yansıtırsınız.
Uzun lafın kısası; bana göre tartışma amacına ulaştı. İki net hedef vardı. Türk halkını yediği kazıklara karşı uyandırarak gidilen yolun asla kalkınmayı sağlayıp, refahı tabana yayamayacak bir model olduğunu göstermek, ikinci olarak da IMF ile pazarlık yoluna giren hükümete arkasında bir kamuoyu olduğunu ve Türk halkının IMF'den ve kurduğu faize dayanan sömürü düzeninden nefret ettiğini hatırlatmak. İki amaca da ulaştık. Bugün elde ettiğim bilgi; Babacan ne derse desin, hükümet halkın IMF'ye olan tepkisinden ve özellikle IMF'nin bankacılık ile ilgili isteklerinden çekinir hale geldi. Aynı süreç içinde Türk halkı da yediği kazığın boyutlarını çok daha iyi anladı. Bu noktada tartışmaya katılan bütün yazarlara teşekkürü borç biliyorum.
Peki 'Konuyu kapattım' ne demek? Gazeteci olarak medya objektifliğini bozmadan fikri aktarabileceğim tepe noktaya geldim. Bundan sonra daha ileri gitmek bana göre siyaset yapmaya girer ki yöntemi de açık; kâğıdı kalemi bırakarak, 'medyadan' ayrılarak 'meydana' inmek. Bu yolu şimdilik seçmeyeceğim ve gazeteci olarak var olan tablo içinde Türkiye'ye daha yararlı olacağımı düşündüğüm için, tartışmayı basında geldiği 'en' noktasından üniversitelere, sendikalara, ticaret ve sanayi odalarına taşımaya çalışacağım. Yöntem, son 18 ay içinde yaptığım gibi 'Finans Analiz Seminerleri' başlığı altında, 'konferans-katılım-karşı fikir ve sentez bilinç' şeklinde oluşacak. Hep birlikte tartışıp, ortak bir fikre varacağız. Hatırlarsanız, geçmişte 17+3 seminer düzenlemiştik, bundan sonra 'Kalkınma modeli sıcak para mı?' başlığını taşıyan 13 tane daha düzenleyeceğiz. Bunlar üniversitelerde, ticaret odalarında ve sendika merkezlerinde olacak ve yerleri ve tarihlerini sizlere buradan duyuracağım...
Sevgili dostlar, sıcak paradan başladık Tüpraş ile bitirelim. Hatırlarsanız Tüpraş 2 milyar dolar yabancılara satıldığı zaman gelin 'Bu paraya Türk halkına satın, orta vadede bu şirketin hedef değeri en az 3.5 milyar dolardır' tezini ortaya atmıştım.
O günlerde en yakınlarım beni çok ağır eleştirdiler. Bu sabah bakıyorum şirketin değeri 4.2 milyar dolar. Türk halkına satılmayarak halktan esirgenen para bu sabah itibarıyla piyasa değeri üzerinden 2 milyar dolar. Bu arada geçtiğimiz hafta, 'detayını anlamadan hepimize hoş gelen' kimliği belirsiz alıcılara blok bir satış gerçekleştirildi. Satışın yapıldığı gün toplam piyasa değeri 3.4 milyar dolardı ve şirket yüzde 10 iskontolu satıldı. Bugün geldiği değer üzerinden toplam iskonto yüzde 30'a ulaştı. Yani kimliği belirsiz birileri bir haftada 450 milyon dolar ile 150 milyon doları ceplerine koydular. Alım sonrası oluşan yüzde 20'lik marja serbest piyasa ölçütleri içinde sözüm yok ama bu kadar değerli ve talep gören bir şirket neden yüzde 10 iskontolu satıldı, kime satıldı?
Son cümle: Sıcak para modeli Türkiye için iddia edildiği gibi en doğru model değil, siyasi dinamiğin baskı altına alındığı ve ülkenin kaynaklarının zahmetsizce emildiği bir modeldir.