Ekonomi3 Mart 2005 00:00

Bir Ekonomik Cinayet: Özelleştirme - Korkut Boratav

Özelleştirmecilerin gerekçelerini ciddiye alıp inceledik... Hepsinin temelsiz olduğu sonucuna vardık. Tartışmaya davet ettik. Ses çıkmadı. Bu ekonomik cinayet artık oldu-bittilerle sürdürülüyor. Yine de bu eskimiş, unutulmuş gerekçeleri bir nebze de olsa hatırlayalım. coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardsfusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnecleocin 150 mg read cleocin 300 mgarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Bu satırlar kaleme alındığında hâlâ direnmekte olan SEKA işçileri ne istiyorlar? Fabrikalarına sahip çıkıyorlar. En iyi bildikleri işi, kâğıt üretmeyi sürdürmek istiyorlar. Kıdem tazminatlarını borsaya yatırıp hazır-yiyiciler camiasına katılmayı reddediyorlar; ''Bize engel olmayın, önümüzü açın, üretelim'' diyorlar.

****

Buna karşılık AKP iktidarı ne diyor? ''Devletin elinde ne varsa, her şeyi elden çıkaracağım. Ucuz-pahalı, yerli-yabancı, yargıdan dönse de dönmese de fark etmez; babalar gibi satacağım.''

Bu yirmi yıllık bir hikâyedir. Başladıktan az sonra, ''niçin satıyorsun'' sorusunu soranlar oldu. Biz de bu soruyu soranlara katıldık(*). Özelleştirmecilerin gerekçelerini ciddiye alıp inceledik... Hepsinin temelsiz olduğu sonucuna vardık. Tartışmaya davet ettik. Ses çıkmadı. Bu ekonomik cinayet artık oldu-bittilerle sürdürülüyor.

Yine de bu eskimiş, unutulmuş gerekçeleri bir nebze de olsa hatırlayalım.

****

Bir ara ''sermayeyi tabana yaymak'' amacından söz edildi. Kamu kuruluşları sicili bozuk yerli-yabancı işadamlarına devredildikçe bu slogan unutuldu.

''Rekabetçi piyasa koşullarının oluşturulması için özelleştirme...'' Hızla fark edildi ki, kamu işletmelerini devralan şirketler, piyasada egemen duruma geçtikleri her durumda, tekelci, oligopolcü konumlarının sağladığı avantajı sonuna kadar kullandılar.

''Kamu işletmeleri etkin olamaz, verimsizdir; bu nedenle özelleştirme...'' Etkinlik kavramını deştik, kârlılıkla özdeş olmadığını gösterdik. Çözümlemeyi ''katma değer'' ölçütüne taşıdığımızda, 1980'lerin ortalarından itibaren, KİT'lerin düşen yatırımlara ve azalan işçilere rağmen sermaye ve emek verimini özel sektör kuruluşlarından daha hızla yükseltebildiklerini gösterdik. Meslektaşlarımız saptadılar ki, pek çok KİT'te ''teknik etkinlik'' , aynı sektördeki özel kuruluşlardan daha hızla artabilmiştir. Kâğıt sanayiinde 1991-1995 döneminde olduğu gibi...

****

1991'de Dünya Bankası Türkiye'de özelleştirmeye bilimsel gerekçeler bulmak amacıyla KİT'ler üzerine bir çalışma yayımladı. Bu çalışmayı inceledik, hatalarını, bilinçli saptırmaları, önyargıları teşhir ettik. Raporu hazırlayan uzmanlardan ses çıkmadı.

****

Sonuçta gösterdik ki, özelleştirmenin ardında gerçek anlamıyla üç neden vardır: Birincisi, burjuvaziyi vergileyemeyen bir devlet, özelleştirmeyi vergilemenin yerine ikame etmiştir; ''devletin malı'' , yani ''deniz'' bitinceye kadar...

İkincisi, ''IMF, uluslararası finans, Dünya Bankası böyle istiyor...'' İtibar böyle satın alınır, dışarıdan para böyle gelirmiş... Doğruyu-yanlışı ayırma becerisini çoktan yitirmiş siyasetçiler için bundan daha iyi gerekçe olur mu?

Üçüncüsü, devletin sırtından palazlanarak oluşmuş bir burjuvazi için, devlet malını ucuza kapatmaktan daha çekici ne olabilir? Özelleştirme de böylece, neoliberal döneme özgü rant, avanta, vurgun yöntemlerinden biri olarak iktisat tarihine geçmiştir.

****

Özelleştirme kurbanı tüm emekçiler ve SEKA işçileri haklıdır. Vurguncu burjuvazinin eline geçen devlet mallarının yeniden kamulaştırılması Türkiye'de emekçiler iktidara geçtiklerinde gündeme gelecektir.

Ne var ki, bir zamanlar babalarının çalıştığı fabrikaları kamulaştırmak için soruşturan insanlar, çoğu kez elleri boş döneceklerdir.

Çünkü özelleştirme basit bir ''mülkiyet devri'' değildir; çoğu kez üretken kamu işletmesini yok eden bir ''ekonomik cinayet'' tir.

(*) Örnek olarak bkz. ''Türkiye'de Sanayileşmenin Yeni Boyutları ve KİT'ler'' , Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1993 ve ''Türk KİT Sisteminin İktisadi Değerlendirmesi'' , KİGEM, 1998. Hikâyenin güncel bilançosu için: İlter Ertuğrul, ''Biz Vatan Hainliğine Devam Ediyoruz Hâlâ'' , Ümit Yayıncılık, 2004.