Ekonomi23 Şubat 2005 00:00

Gelir bölüşümü - Mahir Kaynak

Yani bir ülkede üretimin artması genel refahın bir göstergesi değildir. Üretimin hangi mallara yöneldiği üretimin kendisinden daha önemlidir. Günümüzdeki yaygın ekonomik anlayış piyasanın bütün olumsuzlukları çözeceği ve en yüksek toplum refahının kendiliğinden oluşacağı yönündedir ve bu kanaat yanlıştır. Piyasaya bırakırsanız işçi ücretleri karın tokluğu düzeyine iner ama milli gelir inanılmaz ölçüde artabilir. Böyle bir ekonomik yapıda komik sayılacak şeyler de gözleyebilirsiniz. Zenginleşen az sayıda insan, işportada on milyona almayacağınız bir çantaya, sırf markası nedeniyle, on milyar verebilir ve köşe yazılarında Petrus şarabının özelliklerini okuyabilirsiniz. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisrenovation vejle site renova

Geçen yıl Türkiye’de karların büyük oranda arttığı ve bunun ekonomide sağlıklı bir gidişin işareti olarak algılandığı gözlendi. Karlardaki artış eğilimi ülkemize özgü değil. Tüm gelişmiş ülkelerde aynı şeyi gözlüyoruz. ABD’de kar oranları son yetmiş beş yılın en yüksek değerlerine ulaşıyor ve diğer gelişmiş ülkelerde de aynı eğilimin olduğu görülüyor. Bu, ücretlerin milli gelirdeki payının azaldığı anlamına geliyor.

Gelir dağılımındaki adaletsizliğin en üst noktaya ulaştığı söylenen ülkemizde eğilim farkının kapanması yönünde değil. İşsizliğin artması ve reel ücretlerdeki düşüş başka bir sonuç da yaratıyor. Geçmişte aile içinde dayanışmaya çözülebilen fakirlik problemi, çalışabilenlerin gelirlerindeki azalma nedeniyle, artık çözümsüz hale geliyor. İnsanlar yakınlarına destek sağlayamayacak konuma geldiği için çok güvendiğimiz geleneksel dayanışma çözülüyor ve insanlar kaderleriyle baş başa kalıyor. Örf ve adetlerimizin sağladığı güvenlik, maddi şartlar nedeniyle, giderek aşınıyor. Suç oranlarındaki görülen artışın sadece kişilerin olumsuz davranışlara bağlanamayacağı, temel şartların belirleyici olacağı günlere doğru hızla ilerliyoruz.

Bir ekonomide karların yüksek olması, yeni işletmelerin oluşmasını teşvik edeceği için olumlu karşılanır. Bunun yanlış bir tarafı yoktur. Asıl önemli olan üretimin kompozisyonunun geniş halk kitlelerinin ihtiyacını karşılayacak biçimde olmasıdır.

Bu karışık ve teorik meseleyi basit bir örnekle açıklamaya çalışacağım. Bir ülkede saç kıvırma aleti üreten bir fabrika açılsa ve yeni işçileri işe alsa herkes istihdamın artacağını ve yeni işçilerin aldığı ücretlerin işçilerin payına ekleneceğini düşünür. Oysa bu sadece bir görüntüdür ve yanlıştır. Yeni işçiler saç kıvırma aleti almaz ve diğer işçilerin satın aldığı sıradan malları talep eder. Eğer bu gibi malların üretiminde bir artış yoksa yeni gelenler diğerlerinin payını azaltır.

Ne kadar değil, ne üretiriz?

Bir ülkede üretilen malların kime hitap ettiğine bakarak gelir dağılımının bozulduğunu ya da düzeldiğini anlayabilirsiniz. Şu sıralarda moda olan ihracat artışının ne anlama geldiğini çok basitleştirilmiş bir örnekle açıklayabiliriz. Eğer otomobil yapıp ihraç eder bunun karşılığında Petrus şarabı ithal edersek, otomobil üreten işçiler bu şarabı içmeyip peynir, ekmek ve benzerlerini alacağı için, diğer işçilerin yediğine içtiğine ortak olur, işçi ücretleri düşer ama milli gelir ve dış ticaret hacmi artar. Ama zenginimiz bu parayı ülke içinde en anlamsız biçimde harcasa bile otomobil ülke içinde kalır ve bir kişi bunu kullanabilir.

Yani bir ülkede üretimin artması genel refahın bir göstergesi değildir. Üretimin hangi mallara yöneldiği üretimin kendisinden daha önemlidir. Günümüzdeki yaygın ekonomik anlayış piyasanın bütün olumsuzlukları çözeceği ve en yüksek toplum refahının kendiliğinden oluşacağı yönündedir ve bu kanaat yanlıştır. Piyasaya bırakırsanız işçi ücretleri karın tokluğu düzeyine iner ama milli gelir inanılmaz ölçüde artabilir. Böyle bir ekonomik yapıda komik sayılacak şeyler de gözleyebilirsiniz. Zenginleşen az sayıda insan, işportada on milyona almayacağınız bir çantaya, sırf markası nedeniyle, on milyar verebilir ve köşe yazılarında Petrus şarabının özelliklerini okuyabilirsiniz.

Ekonomi fizik değildir

Bazılarının iddia ettiği gibi ‘ekonomi bilimi Atlantik’in öteki yakasında neyse burada da odur’ diyemeyiz. Kurallar değişmese bile şartlar değiştiği için aynı metotlar geçerli olmaz. Ayrıca rakamla ifade edilenlerin doğru olacağı varsayımı aslında bir aldatmacadan ibarettir ve rakamlar genelde gerçekleri saptırmak için bir örtü olarak kullanılır.

Türkiye’de sadece genel dengeler dışarının insafına bırakılmakla kalmıyor, bu açıdan da ciddi bir olumsuzluğa doğru hızla ilerliyoruz. Rakamlar her şeyi sayar önemli olan saydıklarınızın ne olduğunu anlamaktır. Ülkede milli gelir beş liralık artıysa hemen dönüp ruj mu ürettik yoksa et üretimi mi arttı diye sormak gerekir. İkisi de beştir ama birbirine hiç benzemez.