Ekonomi10 Şubat 2005 00:00
Yüksek faize TBMM takibi - Ömer Leventoğlu
Çığırından çıkan iç borçlanmadaki reel faiz oranları Meclis'i harekete geçirdi. Özellikle Türkiye'nin uzun yıllardan sonra gerçekleştirdiği ilk üç yıllık tahvil ihracında, 2005 ve 2006 yıllarında hedeflenen enflasyonun 3 katına yaklaştığı tespit edildi. Yani Türkiye Hazinesi, çoğunluğunu uluslararası bankacıların oluşturduğu iç borç ihalesine katılanlara, 2005 yılında enflasyonun 1.5 katından fazla faiz ödeyecek. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadadiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialiskamagra link kamagra gel
Enflasyondaki göreli düşüş nedeniyle çığırından çıkan iç borçlanmadaki reel faiz oranları Meclis'i harekete geçirdi. Özellikle Türkiye'nin uzun yıllardan sonra gerçekleştirdiği ilk üç yıllık tahvil ihracında, 2005 ve 2006 yıllarında hedeflenen enflasyonun 3 katına yaklaştığı tespit edildi. Buna göre 2005 yılında yüzde 8 olan enflasyona karşın yüzde 12,4 olan reel faizler, 2006'da da yüzde 6'lık enflasyon hedefine karşın yüzde 15,6 oldu. Yani Türkiye Hazinesi, çoğunluğunu uluslararası bankacıların oluşturduğu iç borç ihalesine katılanlara, 2005 yılında enflasyonun 1.5 katından fazla faiz ödeyecek. 2006 yılında ise reel faiz ödemesi yüzde 6'lık enflasyona rağmen yüzde 15.6 olacak. Söz konusu reel faiz oranları, TBMM'de de tartışma yarattı.
İstanbul Bağımsız Milletvekili Emin Şirin, 19.10.2004 tarihinde gerçekleştirilen 3 yıllık iç borçlanma ihalesinde ödenecek olan bu reel faizleri soru önergesi ile gündeme getirdi. Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevaplaması talebiyle Meclis Başkanlığı'na verilen soru önergesinde, bu faiz oranlarının kimlere aktarıldığı soruldu.
O GÜNÜN KOŞULLARINA UYGUN
Ancak Ali Babacan'a bağlı Hazine Müsteşarlığı tarafından soru önergesine verilen cevapta, mevcut faiz oranları savunuldu. Hazine'nin açıklamasında, söz konusu ihalede oluşan ortalama faiz oranlarının, o günün piyasa koşullarında mevcut faiz oranları ile aynı olduğu kaydedildi. Hazine'nin verdiği bilgilere göre 2 katrilyon 96 trilyon liralık ihaleye kimlerin katıldığı ise tam olarak tespit edilemiyor. Yabancı yatırımcıların da yerli yatırımcılar aracılığıyla ihaleye girebildiklerini belirten Hazine, "Bu nedenle borçlanma tutarının ne kadarının iç yatırımcı, ne kadarının dış yatırımcı tarafından alındığının kesin olarak tespiti mümkün olmamaktadır" görüşünü bildirdi. Ancak uzmanlar, düşen enflasyon koşullarında yapılacak olan uzun vadeli iç borçlanmaların, Hazine'ye yük getirici niteliğine dikkat çekerek, böyle bir konjonktürde yüksek reel faizlerle yapılan borçlanmaların stratejik bir hatayı gösterdiğini belirtiyorlar.
DÖVİZ KURU TEHLİKESİ
Öte yandan iç borçlanma piyasasında enflasyonun birkaç katı aktarılan bu reel faizlerin, döviz kuru üzerinde de baskı yaratarak ülkeyi sıcak para cenneti haline getirebileceği endişesi dile getiriliyor. Soru önergesinde de dikkat çekilen bu sorunun, ihracat potansiyeli üzerinde de tehlikeli bir basınç oluşturacağı kaydediliyor. Hazine Müsteşarlığı ise söz konusu yüksek faiz ödemelerinin kur üzerindeki etkisini inkar etmemekle birlikte, "Kurdaki aşağı doğru hareketi tek bir nedene indirgemenin doğru olmayacağı" görüşünü dile getirdi. Hazine, döviz kurlarının yurt içindeki gelişmelerin yanı sıra, yurt dışındaki gelişmelere de bağlı olduğuna işaret ederek, dalgalı döviz kuru rejimi nedeniyle bu tür risklerin ortadan kaldırılabileceği iddiasında bulundu.
İstanbul Bağımsız Milletvekili Emin Şirin, 19.10.2004 tarihinde gerçekleştirilen 3 yıllık iç borçlanma ihalesinde ödenecek olan bu reel faizleri soru önergesi ile gündeme getirdi. Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevaplaması talebiyle Meclis Başkanlığı'na verilen soru önergesinde, bu faiz oranlarının kimlere aktarıldığı soruldu.
O GÜNÜN KOŞULLARINA UYGUN
Ancak Ali Babacan'a bağlı Hazine Müsteşarlığı tarafından soru önergesine verilen cevapta, mevcut faiz oranları savunuldu. Hazine'nin açıklamasında, söz konusu ihalede oluşan ortalama faiz oranlarının, o günün piyasa koşullarında mevcut faiz oranları ile aynı olduğu kaydedildi. Hazine'nin verdiği bilgilere göre 2 katrilyon 96 trilyon liralık ihaleye kimlerin katıldığı ise tam olarak tespit edilemiyor. Yabancı yatırımcıların da yerli yatırımcılar aracılığıyla ihaleye girebildiklerini belirten Hazine, "Bu nedenle borçlanma tutarının ne kadarının iç yatırımcı, ne kadarının dış yatırımcı tarafından alındığının kesin olarak tespiti mümkün olmamaktadır" görüşünü bildirdi. Ancak uzmanlar, düşen enflasyon koşullarında yapılacak olan uzun vadeli iç borçlanmaların, Hazine'ye yük getirici niteliğine dikkat çekerek, böyle bir konjonktürde yüksek reel faizlerle yapılan borçlanmaların stratejik bir hatayı gösterdiğini belirtiyorlar.
DÖVİZ KURU TEHLİKESİ
Öte yandan iç borçlanma piyasasında enflasyonun birkaç katı aktarılan bu reel faizlerin, döviz kuru üzerinde de baskı yaratarak ülkeyi sıcak para cenneti haline getirebileceği endişesi dile getiriliyor. Soru önergesinde de dikkat çekilen bu sorunun, ihracat potansiyeli üzerinde de tehlikeli bir basınç oluşturacağı kaydediliyor. Hazine Müsteşarlığı ise söz konusu yüksek faiz ödemelerinin kur üzerindeki etkisini inkar etmemekle birlikte, "Kurdaki aşağı doğru hareketi tek bir nedene indirgemenin doğru olmayacağı" görüşünü dile getirdi. Hazine, döviz kurlarının yurt içindeki gelişmelerin yanı sıra, yurt dışındaki gelişmelere de bağlı olduğuna işaret ederek, dalgalı döviz kuru rejimi nedeniyle bu tür risklerin ortadan kaldırılabileceği iddiasında bulundu.