Soros, Erdoğan''ın davetlisi olarak Türkiye''de - Ferruh Sezgin
Tedavüldeki parayı yöneten, devleti de yönetir. Zaten öyle olduğu için, Cumhuriyetin temel ilkelerinden devletçiliği terk edip, piyasa ekonomisi adı altında "vahşi kapitalizm"e teslim olduğumuz 1980''den bu yana, sermaye çevreleri önce mevcut siyasi parti liderleri arasından başbakan tercihi yapmaya başlamışlar, sonra daha da palazlanınca parti genel başkanlarını ve dolayısıyla başbakanları bizzat kendileri seçer olmuşlardır.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus
Nasrettin Hoca fıkraları ile milli güvenlik politikaları arasında paralellikler aramaya kalkışmak, ilk bakışta garip gelebilir.
Ama, Hoca''nın fıkralarındaki felsefi derinliği kavramışsanız, hiç de garip olmadığını görürsünüz. Hoca''nın "Parayı veren düdüğü çalar" fıkrasını hatırlayın.
Hani şu, Hoca''nın kasabaya inerken kendisine düdük ısmarlayan çocuklardan sadece parayı peşin ödeyenlere düdüklerini getirdiği, diğerleri kendi düdüklerinin nerede olduğunu sorduğunda, "Eee, parayı veren düdüğü çalar" dediği o meşhur fıkrayı.
Parayı veren, düdüğü fıkralarda da çalar, devlet yönetiminde de.
Yukarıdaki fıkrayı evirip çevirip, yeterince resmî kalıplara sokup, devlet yönetimine uyarlarsanız karşınıza çıkacak "gerçek" şudur: Tedavüldeki parayı yöneten, devleti de yönetir.
Zaten öyle olduğu için, Cumhuriyetin temel ilkelerinden devletçiliği terk edip, piyasa ekonomisi adı altında "vahşi kapitalizm"e teslim olduğumuz 1980''den bu yana, sermaye çevreleri önce mevcut siyasi parti liderleri arasından başbakan tercihi yapmaya başlamışlar, sonra daha da palazlanınca parti genel başkanlarını ve dolayısıyla başbakanları bizzat kendileri seçer olmuşlardır.
Yine, zaten öyle olduğu için, yabancı ideolojiler ve onların kontrolündeki yabancı sermaye, ısrarla, "devletin küçültülmesi" yutturmacası ile devletin ekonomiden ve sonuç olarak paranın yönetilmesinden uzaklaşmasını talep etmektedir: Tedavüldeki parayı tamamen kontrolleri altına alıp devleti kendileri yönetsinler diye. Niyetlerinin bu biçimde deşifre edilmesi ikinci cumhuriyetçileri, federasyoncuları, mandacıları, işbirlikçileri, Türklüğün kökünü kazıma mücadelesi veren bütün odakları elbette rahatsız edecektir, çünkü bu yazılanlar hem dünyada hem de Türkiye''de oynanmakta olan oyunun "felsefî özeti"dir. . . Yukarıda yazılanlar, George Soros''un Türkiye''de neden boy gösterme ihtiyacı duyduğunu da ortaya koyar.
Gazetelerde çarşaf çarşaf haberleri çıktığına göre herhalde öğrenmeyen kalmamıştır: Soros Türkiye''ye, söylendiği kadarıyla "ekonomik yatırım olarak" geliyor.
Araştırılması gereken, ekonomik yatırımın gerisinde gizlenecek "siyasi yatırım"ın neler olabileceği. Soros önceki yıllarda, Unilever''e bağlı iki şirketi (Yudum ve Sırma) satın alarak gıda sektörümüze girmişti.
Şimdi de, Başbakan Erdoğan''ın Ocak 2005''teki Davos Zirvesi''nde kendisine yapmış olduğu yatırım davetinin "yüksek himayesi altında", yeni yatırımlar için geliyor.
Gazetelere bakılırsa, Soros''un danışmanları ortaklık kurmak veya satın almak için Türk gıda sektöründeki 20''den fazla Şrmayla temasa geçmişler bile.
Bunlardan çok daha önemlisi -ve kötüsü-, Soros Türk Telekom''u ele geçirmeye de çalışıyor. George Soros''un biyografisi ve dünyadaki faaliyetleriyle ilgili olarak bu köşede iki yazı (19 ve 26 Ocak 2005) yayımlanmıştı.
Bu kere incelerken, Türkiye''nin ekonomisinde ve siyasetinde adı artık daha çok duyulacak olan Soros''un iki kuruluşunun kimliğini bilgi notu olarak bir kenarda saklamakta fayda olacak.
Bunlardan biri, vergi cenneti Hollanda Antilleri''nde kurulu, pek çok kraliyet hanedanının ve İsrail''i destekleyen büyük sermaye çevrelerinin paralarını işleten Quantum Fund (Quantum Fonu).
Diğeri de, danışmanlık hizmeti örtüsü altında pek çok Şrmanın yanı sıra Quantum Fund''u da yöneten bir başka Soros şirketi: Soros Fund Management (Ayrıntılı bilgi için Bkz: Mustafa Yıldırım: Sivil Örümceğin Ağında, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, 3.Baskı, İstanbul, 2004).
Bunlar, Türkiye''de de baş rolde olacaklar. Soros''un Türkiye''deki yatırım teşebbüsü, tam bir "Besle kargayı, oysun gözünü"ye dönüşecek.
Zira, ortak olunmuş veya satın alınmış Türk şirketlerinin parasının bir bölümü, danışmanlık hizmeti, sosyal faaliyetler, sponsorluk talep eden bazı Türk kuruluşlarının desteklenmesi ve benzeri örtülerle, Soros''un Açık Toplum Enstitüsü''nün Türkiye''deki yan organlarına akıtılacak.
Böylelikle, Soros''un Şrmalarında imal edilen malları satın alan her Türk, gözümüzü oyacağı kesin olan kargayı kendi elleriyle beslemiş olacak. . . "Toplumcu da olma" özelliklerini henüz kaybetmemiş olan Türkçüler, şayet dünyadaki ve Türkiye''deki olaylarla ilgili bir "izlenecekler listesi" tutuyorlarsa, Soros''u galiba üst sıralara yerleştirmeleri gerekecek.