Ekonomi9 Şubat 2005 00:00

Gümrük Birliği’nin gümlemesine hazin bir hikaye - Muharrem Bayraktar

Batur Ersipahi, rulman üreten Yedaş’ın sahibi. Yedaş’ı 1979’ta kurmuş. Büyük cirolarla üretim yapmış. Vergi rekortmeni olmuş.Şimdi ise tam bir perişanlık içinde. Devasa şirketin içine düştüğü duruma isyan ediyor. İsyanın sebebi “Gümrük Birliği”. Ersipahi, şirketin bu hale gelmesini Gümrük Birliği’ne bağlıyor.Ersipahi’nin feryadını dinleyin:discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug card

“1975’te dönemin Başbakanı Tansu Çiller Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne girdiğini adeta zafer kazanmışçasına açıkladığında, kimse geleceğimizin ne olacağını sorgulamadan bu bayrama katıldı. Şimdi Kobi’lerin durumu ortada.

Gümrük Birliği bizim gibi işletmelerin sonunu getirdi. 1996’nın başında gümrükler sıfıra çekilince biz de piyasa ile rekabet etmek için fiyatları yüzde 22 ile 26 arasında düşürdük. Böylece brüt kârımız yüzde 58’den yüzde 20’lere düştü.

İlk başlarda bu durumu kimse kavramadı. Ama şirketleri kâr etmemeye başlayıp açıklarını borçlanarak ödeyince durum ortaya çıktı. Gümrük Birliği idam fermanımız oldu.

Biz Avrupa’dan daha iyi kalitede rulman üretiyorduk. Gümrük Birliği öncesi Yedaş’ın üretiminin yüzde 20’sini ihraç ederdik. Bugün ise bırakınız ihracatı üretim bile zor yapıyoruz.

Avrupa Birliği’ne girmeden Gümrük Birliği’ne giriyoruz, sonra GSMH’sı 15 bin dolar olan ülkelerle rekabet ediyoruz.

Tırnaklarımla kazanarak bugünlere getirdiğim firmam iş yapamaz hale geldi. İki yıldır zam yapamıyorum. 700 milyar borcum var. Kâr ederken birdenbire zarar edip borçlanmaya başladık. Sermayeden yemeğe başladık.

Beni bu duruma Gümrük Birliği düşürdü. Türkiye görevini yaptı ve Gümrük Birliği’ne girdi. 1 Ocak 1996’dan itibaren gümrükleri sıfıra indirdi. Biz yerli üreticiler ise AB’nin Türkiye’ye destek için verdiği fonlar verilmediği için zarara uğradık. Üzerimize ekstra vergiler bindi, ithalat arttığı için üretim düştü.

Gümrük Birliği bizi çökme noktasına getirdi. Ben batıyorum. 40 yıllık emeğim, Gümrük Birliği’ne heba oluyor, ona yanıyorum” (Vatan, 6 Şubat 2005).

Rulman üreticisi Batur Ersipahi’nin feryadı böyle. 40 yıllık emeği AB yolunda heba olan Ersipahi tek değil elbet. Binlerce, onbinlerce Ersipahi var Türkiye’de. Onlar da ya battılar, ya batmak üzereler. Ama sesleri çıkmıyor. Yavaş yavaş hazin sona doğru gidiyorlar.

Türkiye’de dört dörtlük sanayi mamulleri üreten fabrikalar bile, Gümrük Birliği denilen “ekonomik çökertme birliği” sonrası, Batı’ya tanınan imtiyazlarla iflas etti. Bir çoğu da iflasın eşiğinde.

AB süreci devam ettikçe, bu iflaslar ve feryatlar devam edecek.

Ersipahi’nin son sözleri ise daha da acı:

“Avrupalı bir firma gelip burayı kelepir fiyatına alacak. Sonunda yine Türkiye kaybedecek. İçim kan ağlıyor. Güngör Uras, ‘büyük patronlar bile hela temizleyecek’ diye yazmıştı. Bizi bu duruma getirdiler.”

Türkiye’yi AB’ye peşkeş çekmeye çalışan bütün hükümetler gibi AKP hükümeti de, kendi fabrika sahiplerimizi Avrupalıların helalarını temizleme noktasına getirecek bir süreci keyifle devam ettiriyorlar.

Sonunda ferahlık yerine, “hela kokusu” geleceğini göremiyorlar.

Rulman üreticisi Ersipahi’nin hikayesi, aslında Türkiye ekonomisinintiğinin de hikayesi.

Acı ama gerçek.