2004 Ödemeler Dengesi - Korkut Boratav
İstatistiklerde ne görmek isterseniz, onları algılarsınız. Saygın piyasa uzmanları bugünlerde Kerkük'ten, Kıbrıs'tan, Brüksel'den, Washington'dan gelen tatsız haberleri göz ardı edip etrafa iyimserlik pompalamayı üstlendiklerine göre, dış açıktaki olağanüstü artışı da ''iyi haber'' olarak yorumlayacaklardır. Ben de önce bu ruh haline uyarak rakamlara ''pembe gözlüklerle'' bakacağım. Sonra da aynı verilere gerçekçi bir perspektifle baktığımızda, yani renksiz gözlüklere geçtiğimizde, ortaya çıkıveren görüntüyü okurlarımla paylaşacağım. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie
Bugün ve önümüzdeki hafta bu köşede 2004 ödemeler dengesi verilerini mercek altına almak istiyorum. Bugün, incelemeyi, doğrudan doğruya tabloyu sunmadan; tablodaki verilerden bazlarını kısaca sunup yorumlayarak başlatacağım. Önümüzdeki hafta ise aynı tartışmayı biraz daha ayrıntıyla ve derinlemesine geliştirmek istiyorum.
İstatistiklerde ne görmek isterseniz, onları algılarsınız. Saygın piyasa uzmanları bugünlerde Kerkük'ten, Kıbrıs'tan, Brüksel'den, Washington'dan gelen tatsız haberleri göz ardı edip etrafa iyimserlik pompalamayı üstlendiklerine göre, dış açıktaki olağanüstü artışı da ''iyi haber'' olarak yorumlayacaklardır. Ben de önce bu ruh haline uyarak rakamlara ''pembe gözlüklerle'' bakacağım. Sonra da aynı verilere gerçekçi bir perspektifle baktığımızda, yani renksiz gözlüklere geçtiğimizde, ortaya çıkıveren görüntüyü okurlarımla paylaşacağım.
****
Önce pembe gözlüklülerin algılamaları ile başlayalım:
* 2004'te ödemeler dengesinin ''cari işlem dengesi'' (yani dış dünyayla aramızdaki dış ticaret, işçi dövizleri, kâr, faiz akımlarının sonunda oluşan bilanço) 15.6 milyar dolar açık vermiştir. Böylece Türkiye, ürettiğinden fazla kaynak kullanabilme imkânına kavuşmuş; dış kaynaklar refah artışına katkı yapmıştır. Uluslararası finansın Türkiye'ye güvendiğini gösteren bu durumdan yakınmak için hiçbir neden yoktur.
* Ayrıca, 2004 cari açığının finansman biçimi de sağlıklı öğeler taşımaktadır. Türkiye, artık dış dünyadan rahat ve uzun vadeli borçlanabilmektedir. Uluslararası piyasalara 2 milyar dolara yakın devlet tahvili ihraç edilmiş; 4.1 milyar dolarlık ticari kredi girişi gerçekleşmiş; bankalar 2.2 milyar dolarlık uzun vadeli kredi kullanmışlardır. Doğrudan yabancı yatırımlar ise 2003'e göre yüzde 50 artmış ve 2.5 milyar sınırının üstüne çıkmıştır. Bunlar, sermaye hareketlerinin istikrarlı kalemleridir. Dalgalı kur rejimi, dış kaynak akımındaki değişiklikleri gecikmeden döviz kurlarına yansıtır ve kriz olasılığına karşı bir güvence oluşturur.
****
Şimdi de bu aşırı iyimser yorumları bir süzgeçten geçirelim ve ödemeler dengesi verilerine gerçekçi bir yorum getirelim.
* 15.6 milyar dolarlık cari işlem açığı Türkiye için bir rekordur. 2004'ün milli gelir rakamlarını henüz bilmiyoruz; ama iyimser tahminlere uyan bir gerçekleşme olsa bile, bu açığın GSMH'ye oranı yüzde 5.3 civarında olacaktır. 2001 krizinin bir yıl öncesine bakalım. 9.8 milyar dolarlık dış açık, o yıl milli gelirinin yüzde 4.9'una ulaşmıştı. 2004'te gerçekleşen boyutta bir cari açığın bu yıl sürdürülmesi mümkün görülmüyor.
* Türkiye ekonomisinin büyüme sürecinin tamamen yabancı sermaye giriş ve çıkışlarına bağımlı hale geldiğini 2004 verileri de gösteriyor. Bir önceki yıla göre yabancı kökenli sermaye girişi yüzde 117 artmıştır. Sermaye çıkışlarını ve hata/noksan kalemini dikkate alan net bilançodaki artış da üzde 36'ya ulaşmıştır. ''Fena mı'' diye soranları, ''ya 2005'te bu kaynak girişi yavaşlarsa'' diye yanıtlamak gerekir. ''Yavaşlama'' , hafif olursa durgunlaşma; büyük çapta ve hızlı olursa küçülme; yabancılar çıkmaya başlarsa (kur rejimi ne olursa olsun) yeni bir kriz gündeme gelecektir.
* Sermaye girişleri istikrar mı kazandı? Bir kere, arttığı müjdelenen doğrudan yatırımların yarısından çoğu, yani 1.3 milyar doları ülke topraklarının yabancılara satışından kaynaklanıyor. Bu bilgi bir yana, Türkiye'ye 2004'te giren yabancı sermaye 22.6 milyar dolar, benim tanım ve hesaplamalarıma göre, bunun 11.6 milyar doları, yani yarıdan fazlası yabancı kökenli sıcak paradır. Buna, bir de nereden geldiği belirsiz, ancak ''sıcak'' niteliği kesin olan 3.1 milyar dolarlık kayıt dışı sermaye girişini ekleyin. Yerli aktörlerin de bu toplamın yarısı dolayında bir ''sıcak'' kaynağı yurtdışına çıkardıklarını dikkate alın...
****
Açıkçası Türkiye ekonomisinin kaderi uluslararası finans kapitalin en spekülatif öğelerine teslim edilmiştir. Bu nedenle 2005'i çok ciddi belirsizlikler beklemektedir. 2004 ödemeler dengesi verileri, bunun işaretlerini veriyor.
Haftaya bu saptamaları biraz daha derinliğine tartışmak üzere...