Bağlantısızlardan Serseri Devletlere... Gelişme Ekonomisinden Vahşi Liberalizme... - Erol Manisalı
- Azgelişmiş (ve geri kalmış ülkeler) liberal iktisat politikası izlemeliydiler. - Dış ticaret liberal olmalıydı; yabancı mallar, hizmetler ve şirketler istedikleri gibi gelebilmeliydiler. - Geldikten sonra azgelişmiş ülkelerin pazarlarında, ilaçtan sigaraya, sudan bilgisayara kadar her şey bu büyük şirketlerin tekeline girmeliydi. - Yerli (ulusal) bankacılık diye bir şey söz konusu olmamalıydı. Bankacılığa da Batı'nın dev şirketleri egemen olmalıydılar. Gelişme ancak böyle olurdu.discount drug coupons click free discount prescription cardcialis coupons printable link discount prescription drug card
Tek tük araya sıkışıvermiş birkaç yayın dışında, ''piyasada'' pek görünmez oldu. Ne oldu da gelişme iktisadı üzerindeki ilgi ortadan kayboldu?
- Acaba dünyada geri kalmışlık ortadan kalktı da bu alandaki ''düşünce ve değerlendirmeler'' bunun için mi görülmez ve duyulmaz oldu?
- Yoksa gelişme iktisadı yerine sihirli bir alternatif yol mu bulundu?
Tabii ki ikisi de değil. Dünyamızda geri kalmışlık (ve bırakılmışlık) daha da acımasız hale geldi. Yoksulluk, salgın hastalıklar dünya nüfusunun büyük çoğunluğunu daha fazla hırpalamaya başladı; gelir bölüşümündeki bozukluklar keskinleşerek sürüyor.
O günlerin farkı neydi?
Geri kalmışlık daha da yaygınlaşırken ''gelişme iktisadının'' akademik çevrelerden diğer alanlara kadar kendini kaybettirmesinin arkasındaki öğeler ne olabilir? Galiba şunları alt alta sıralarsak kendimizi, doğruların önemli bir bölümünü ortaya koymuş gibi düşünebiliriz;
1) O yıllar Doğu ve Batı blokları dışında ''Bağlantısızlar blokunun'' da bulunduğu yıllardı. Doğu ve Batı bloklarının varlığı, ''Bağlantısızların da var olmasını'' sağlıyordu. Hindistan, Yugoslavya, Mısır ve daha birçokları Bağlantısız ülkeleri oluşturuyorlardı.
Avrupa ülkeleri ve ABD'nin akademik çevreleri ve diğer düşünce üreten merkezleri, ''azgelişmişlerin sorunlarına ışık tutan iktisat öğretisine önem vermek zorunluluğunu hissediyorlardı.'' Onların sorunları ile ilgileneceklerdi ki, ''Batı kapitalizminin onları dışladıkları gibi bir düşünce egemen olmasın!'' Bu zorunluluk ABD ve Avrupa'yı, kerhen de olsa, gelişme iktisadına ilgi göstermeye yöneltmişti.
Batı iktisatçıları bu alanda çalışma yapıyorlardı: Gelişme iktisadı, iktisat kuramında önemli bir yer tuttu.
Ancak 1980'li yıllarla birlikte Doğu blokunun dağılacağı, Bağlantısızların ortadan kalkacağı Batı tarafından anlaşıldı. Öyleyse, artık gelişme iktisadı ile de uğraşmaya hiç gerek yoktu. Kerhen bile olsa, bu konuda artık çalışmak gerekmiyordu.
2) Sihirli değnek bulunmuştu: Liberal piyasa iktisadı azgelişmiş ülkeleri kurtaracaktı! Gelişme iktisadının yerine liberal politikalar gelmeliydi. Sanayinin planlanması ya da ulusal dış ticaret politikası izlenmesi gibi, Batı'nın (ve şirketlerinin) hareket alanını sınırlayan gelişme iktisadının öngörülerine hiç gerek yoktu. Doğu bloku ve Bağlantısızlar ortadan kalkacağına göre ''sistem, Batı kapitalizmine bağlanmalıydı'' . Öyle kendi başına buyruk Bağlantısız ülkeler ancak, yıllar sonra George Bush 'un ifade ettiği gibi, ''serseri ülkeler'' olarak tanımlanabilirlerdi.
Eski ''Bağlantısızlar'' Batı kapitalizmine göre artık ''serseri ülkeler'' olmuştu. Zaten onun içindir ki son Bağlantısız (yani serseri) ülke olan Yugoslavya işte bu nedenle ABD, İngiltere ve Almanya tarafından sille tokat 6 parçaya bölünüyordu. Batı kapitalizmi böyle ''serseriliklere'' izin veremezdi!
Gelişme iktisadının tek kutuplu, Batı kutuplu, kapitalist kutuplu düzeni önerilmiyor, dayatılıyordu. Artık gelişme iktisadı ile uğraşmaya hiç gerek yoktu.
- Azgelişmiş (ve geri kalmış ülkeler) liberal iktisat politikası izlemeliydiler.
- Dış ticaret liberal olmalıydı; yabancı mallar, hizmetler ve şirketler istedikleri gibi gelebilmeliydiler.
- Geldikten sonra azgelişmiş ülkelerin pazarlarında, ilaçtan sigaraya, sudan bilgisayara kadar her şey bu büyük şirketlerin tekeline girmeliydi.
- Yerli (ulusal) bankacılık diye bir şey söz konusu olmamalıydı. Bankacılığa da Batı'nın dev şirketleri egemen olmalıydılar.
Gelişme ancak böyle olurdu; A'dan Z'ye liberal ve açık saçık politikalar sonucu Batı kapitalizmi ve şirketleri azgelişmiş ülkeleri öyle ya da böyle halledeceklerdi.
Doğu bloku, Batı bloku ve Bağlantısızlar gibi üç ayrı kesimin bulunduğu bir dünyada ''gelişme iktisadı'' vardı ve olmalıydı da.
Batı artık ben varım, Batı kapitalizmi var, ''senin kendini geliştirmene hiç gerek yok'' , ben seni evire çevire geliştiririm diyor.
Sonuç mu? Son 20 yılın sonuçlarına baktığımız zaman dünyada gelir bölüşümü daha da bozulmuş. Batı kapitalizmi, zorla uygulattığı liberal politikalar sonucu sadece kendisi gelişmiş.
İşte gelişme iktisadını ortadan kaldıran Batı kendi iktisadını dayatıyor. Vahşi kapitalizmin egemen olduğu bir oligarşiden başka, geriye hiçbir şey kalmıyor. Bunu sağlayacak altyapı ise, gelişme iktisadının yerine dayatılmak istenen liberal iktisat, liberal piyasalar yolu ile hazırlanıyor.