Sessiz Gözyaşları - Şükran Soner
Dün yargının yürütmeyi durdurma kararı karşısında sevinç içinde birbirlerine sarılmış SEKA işçilerinin gözlerinden akan yaşlarla sarsıldım. İşçi direnişlerinde işçilerin yanında, günlük yaşamında olmayanlar, yaşanan gerilimi, çaresizliğin, kaygıların boyutlarını bilemezler. Direniş kararı öyle toplum psikolojisi içinde kendiliğinden verilmez. Emeğinden başka satacak değeri, ücretinden başka eve ekmek götürecek dayanağı olmayanlar dışarıdan sanıldığının aksine direniş kararını kolay kolay veremezler.. symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenarenovation vejle renovation skive renovamicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg
Dün yargının yürütmeyi durdurma kararı karşısında sevinç içinde birbirlerine sarılmış SEKA işçilerinin gözlerinden akan yaşlarla sarsıldım. İşçi direnişlerinde işçilerin yanında, günlük yaşamında olmayanlar, yaşanan gerilimi, çaresizliğin, kaygıların boyutlarını bilemezler. Direniş kararı öyle toplum psikolojisi içinde kendiliğinden verilmez. Emeğinden başka satacak değeri, ücretinden başka eve ekmek götürecek dayanağı olmayanlar dışarıdan sanıldığının aksine direniş kararını kolay kolay veremezler..
Kazanılmış yasal haklarınızı, işiniz varsa onu, kapıya konulmuşsanız birikmiş alacaklarınızı, kıdem tazminatlarınızı da riske etmişsinizdir. Daha kötüsü, ucunda polis gücü ile çatışma, hapse atılma olasılıkları da çok yüksektir. İzmit SEKA fabrikası işçileri, kapatma kararına karşı direniş kararı alırlarken elbette bütün bu olasılıkları, sinema şeridi gibi gözlerinin önünden geçirmişlerdi. Bayram günlerinde kendilerini fabrikaya kapatırlarken serinkanlı, onurlu, kararlı görüntü vermeye çalışırlarken, eşleri, çocukları yanlarına gelip giderken bu kaygılar hiç eksik olmaz.
Ölüm evine, ölenin acısının oturması gibi bir şeyler, hava vardır çevrede. Sayısız işçi direnişinde, işçilerin yanında, nefes alışlarını dinlemiş biri olarak bu havayı çok soludum. Geçen direnişlerinde SEKA işçileriyle kaç günü paylaştığımı anımsamıyorum. Bu kez haberciliğin dışında kaldığım, biraz da zamanı iyi ayarlayamadığım için henüz gidememiştim. Ancak günler süren gerilimli bekleyişin ardından, fabrikanın kapatma kararının yürürlüğe girdiği, yani polise ''Güç kullanarak girin, fabrikayı boşaltın'' talimatının verilebileceği gün, yargıdan gelen ''yürütmeyi durdurma'' kararının, SEKA işçileri arasında yarattığı büyük sevinç, coşku, durdurulamayan gözyaşları sürpriz değil.
Yargının yürütmeyi durdurma kararı, SEKA işçisinin kurtuluşu, sorununun çözülüşü, işini yeniden kazanması, fabrikanın açılması.. gibi anlamlar içermiyor. Sadece biraz önce vurguladığım gerilimi, polis müdahalesi ile fabrikanın boşaltılması, çatışma, tutuklanma olasılıklarını erteliyor, zaman kazandırıyor. Sonrasının SEKA işçisi için biraz daha umutlu, ufuklu, olumlu olabilmesi siyasi iktidara, Erdoğan Hükümeti'nin iradesine bağlı bir durum.
SEKA'nın özelleştirme gerekçesi ile Özelleştirme İdaresi'ne devredilmesinden bu yana, bilinçli uygulanmış politikalardan dönülmesi gerek. Bilerek, yatırım yaptırılmayarak, işletmenin zarar ettirilmesi, işçi maliyetlerinin yükseltilmesi, diğer tüm örneklerinde olduğu üzere KİT'lerin batırılması, SEKA'nın defterinin dürülmesi.. biçimindeki ideolojik yaklaşımlardan dönmek gerek. SEKA'nın İzmit, cumhuriyet tarihi, kamu eliyle kâğıt üreten son kurumun kapatılması, basının ithal kâğıda bağımlı kılınmasının basın özgürlüğü için anlamı.. gibi çok önemli konulara girmeyeceğim..
Özalizm ile şahlanan, Erdoğanizm de hızlanan ideolojik takıntılı özelleştirme politikalarının sonuçlarından canı yanan toplumsal sorgulamaya kapı açmak isterim. Cumhuriyetin yarattığı değerlerin, KİT'lerin bir bir, yağma, vurgun düzeni içinde birilerinin haksız kazançlarına konu olması ideolojik olarak en özelleştirmeci yandaşlarını bile söz söyleyemez konuma düşürdü. Özelleştirme ile yola çıkılmış operasyonlarda, Özal 'ın televizyonlardan kalemini gözlerimizin içine sokarcasına söylediklerinin hiçbiri olmadı..
Ortada özelleştirildikleri için verimli hale gelen işletmeler yok. Kamunun yarattığı en değerli birikimleri yağmalayıp işçilerini sokağa atan, fabrikaları kapatan, arsalarına apartman diken, fabrikanın makinelerini söküp götüren, üreticiyi ve tüketiciyi kazıklayan örnekler binlerle... Yargıdan dönmeseymiş, POAŞ, satılacağı fiyatın karşılığını bir yıllık cirosunda ekonomiye değer olarak katamayacaktı. Astronomik zararlarla kapatılmaya çalışılan demir çelikler, işçilerinin direnişleri sayesinde kurtarılınca şimdi ekonomik katkıda bulunuyorlar.
Dünkü haberlerde baktım da, en özelleştirmeci borsa yupileri bile bu türden gerçekleri dillendirmeye başladılar. İlk kez bir işçinin işinin kaybedilmesi karşılığı, yeni iş kapasitesi yaratılması maliyeti.. gibi kavramlardan söz ediliyor. Biliyorum onca zarara sokulduktan sonra SEKA'nın kapatılması kararından dönülmesi çok zor. Ama olmayacak, olamayacak bir iş hiç de değil. Yeter ki o işçilerin sevinç gözyaşları boşa akmış olmasın..