Sadece zengine çalışan ekonomi - Abdulkadir Özkan
Ülkemizde genellikle ekonomik göstergelerin hep bir yüzü halka gösterilirken, öbür yüzü gizleniyor. Bir bakıma topluma sürekli olarak iyimserlik pompalanıyor. İyimserlik pompalamak, kötümserlik pompalamaktan daha iyidir denebilir. Ancak, toplumun yanlış bigilerle kandırılması sanıyorum iyimserlik pompalamadan elde edilmek istenen sonucun boyutunu çok aşmaktadır. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cards
Sürekli olarak enflasyonun düştüğü, büyümenin sürdüğü, her ay ihracatta rekor seviyelere ulaşıldığı gazete sayfalarında yer alıyor. Bu söylenenler doğru. Ancak, enflasyonun düşüş sebebi nedir? Bunun üzerinde hiç durulmaz. Üretim artışı sebebiyle piyasada oluşan rekabet sebebiyle mi enflasyon düşüyor? Ekonomi ile ilgilenenler bunun cevabını elbette bilirler. Bu arada, büyümenin sürmesine karşılık ülkemizdeki işsizlerin sayısında bir azalma görülmeyişi çelişki değil mi? İhracat her ay geçmiş aylara göre rakamsal olarak büyüyor. Buna bir itirazımız yok. Ama, buna karşılık ithalatta da patlama yaşanıyor. Netice itibariyle sattığımız ile aldığımız arasında ciddi bir fark oluşuyor. Kısacası, dış ticaret açığımız sürekli olarak büyüyor. Böyle olunca ihracattaki artışa sevinmek mümkün olabilir mi?
İç ve dış borcumuzu döndürmekte bir zorluğumuzun olmadığı ısrarla vurgulanıyor. Buna karşılık borç stokumuz rakamsal olarak büyüyor. Yani, iç ve dış borçlarımızda bir azalma söz konusu değil. Borcun döndürülüyor olması işte her hafta piyasadan alınan yeni borç ile mümkün oluyor.
Ülke gelirinin çok önemli bir bölümü iç ve dış borç faizlerini karşılamaya gidiyor. İnsanımızın daha iyi eğitim ve sağlık hizmeti alabilmesi için gerekli olan yatırımları yapamıyor, buna karşılık alacaklıların faizlerini yetiştirmeye çalışıyoruz.
Haydi gelin de iyimser olalım ve topluma iyimserlik pompalayalım.
Peki, büyük sermayenin kontrolündeki medyada ekonomi üzerine yazan ve konuşan ekonomistlerin yaptığı iş nedir? Bizim gördüğümüzü onlar da görmüyor mu? Görüyorlar elbette. Ekonominin mevcut bozuk yapısından büyük pay alan bazı çevreler toplumda iyimserliğin pompalanmasını istedikleri için onlar da işi hep bardağın yarı dolu tarafını göstererek görevlerini yapmış oluyorlar.
Ancak, bu gidişin gidiş, sonumuzun hayra alamet olmadığını onlar da biliyor elbet.
Bu ülkenin özellikle iç borç stokundan biran evvel yakasını kurtarmaktan başka çaresi olmadığını artık herkesin görmesi gerekiyor. Asgari ücretliden vergi almayı marifet sayan bu ülkenin yöneticileri nedense trilyonlarca faiz gelirine sahip olanları görmezden geliyor, onların da gelir vergisine tabi olmalarını göze alamıyorlar. Bu gidiş normal midir? Neden asgari ücretli ülkesi için vergi verir de devlete borç vermiş olanlar bundan muaftır? Niçin ülkemizde faizcilik teşvik edilir?
İşçisine, memuruna, emeklisine, kısacası sabit ve dar gelirlisine verecek para bulamayanların nasıl olup da faizcilere milyarlarca dolar aktarabildikleri sorusunun cevabını önce kendilerine daha sonra da topluma vermeleri gerekmez mi?
Sadece zengine ayarlı bir ekonomiye ekonomi denebilir mi? Ya da böyle bir uygulamanın başında bulunanlar ülkenin tümüne yönelik çalışmalar yaptıklarını, politika ürettiklerini söyleyebilirler mi?