Ekonomi18 Ocak 2005 00:00

Üst Düzey Memurları Anlatıyor: IMF ve DB Vasıtası ile Yapılan Yağma - 2

Borcun şartlarından bir tanesi şudur;  diyelim ki Endonezya ya da Ekvador gibi bir ülkeye 1 milyar ABD Doları borç verdiniz, bu ülke bu borcun %90 nı  bir ABD firmasına yada firmalarına , örneğin bir Halliburton a ya da bir Bechtel e altyapı vs kurması için vermek zorundadır. Bugün Ekvator  gibi bir ülke sadece borçlarını ödeyebilmek için  ulusal bütçesinin %50 sinden fazlası borçlanmak durumundadır.  Ve bunu gerçekten de yapamaz.  Yani onları tam anlamıyla kapana kıstırmış durumdayız.escitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholrenovation vejle link renovacialis walgreen coupon site cialis couponkamagra link kamagra gel

Geçmişte uluslararası bankacılık camiasının saygın bir üyesi olan John Perkins'le konuşuyoruz. Kendisi, Ekonomik Kiralık Katil'in İtirafları adlı kitabında yüksek maaşlı bir profesyonel olarak   dünya üzerindeki yoksul ülkelerin , geri ödeyebileceklerinden çok daha fazla paraları  ödünç verilerek   dolandırılmasında ve ekonomilerinin ele geçirilmesinde ABD'ye nasıl yardım ettiğini anlatıyor.

John Perkins şöyle yazıyor: " Kitap   çok saygı duyduğum ve aynı tür yaratılışları olduğunu düşündüğüm iki ülkenin başkanlarına, Jaime Roldos, Ekvador Başkanı ve Omar Torrijos, Panama Başkanına ithaf olunacaktı. İkisi de patlamalı çarpmalarda  yeni ölmüşlerdi. Ölümleri kaza değildi. Onlar,  küresel (global) imparatorluk kurma amacındaki şirketler, hükümetler ve bankacılar   birliğine karşı çıktıkları için öldürüldüler. Ekonomik Kiralık Katiller olarak biz Roldos ve Torrijos'u ikna etmekte başarısız olmuştuk , ve  başka çeşit kiralık katiller  CIA bağlantılı çakallar ki bunlar her zaman bizim bir adım arkamızdan gelirler,  devreye girdiler. Bu kitabı yazmayı durdurmam için ikna edilmiştim. Bundan sonraki yirmi yılda dört defa daha yazmaya yeniden başladım. Her yeniden başlama kararıma dünyada yaşanan olaylar neden oldu: 1980 de Panamanın ABD tarafından işgali, birinci Körfez Savaşı, Somali ve Usama Bin Laden 'in ortaya çıkması. Ancak tehditler ve rüşvetler beni hep durmaya  ikna etti.

AMY GOODMAN (AG) : Sizi konuk etmek güzel. Ekonomik Kiralık Katil Deyimini açıklar mısınız?

JOHN PERKINS (JP) : Temel olarak işimiz Amerikan İmparatorluğunu  inşa etmekti ve biz bunun için eğitildik. Bu ülkeye, şirketlerimize ve hükümetimize  akabilecek bütün kaynakları akıtmak ve bunun için uygun durumlar yaratmak ve bunda gerçekten de başarılı olduk. Dünya tarihindeki en büyük imparatorluğu kurduk. Bu 2. Dünya Savaşından sonraki son 50 yılda ve aslında çok az bir askeri güçle yapıldı. Sadece Irak gibi ender durumlarda asker son çare olarak kullanılır. Bu imparatorluk tarihtekilerin aksine  esasta ,  ekonomik kiralık katiller vasıtasıyla yapılan  ekonomik maniplasyonlarla  , aldatmalarla , sahtekarlıklarla , insanları kendi yaşam biçimimizle baştan çıkararak  inşa edilmiştir. Ben bunların önemli bir bölümünde görev aldım.

AG : Buna nasıl başladınız? Kimin için çalıştınız?

JP : 60 lı yılların sonunda İşletme Okulunda iken ülkenin en büyük ve en az anlaşılmış casus organizasyonu Ulusal Güvenlik Ajansı (National Security Agency, NSA) tarafında işe alındım, ancak sonraları hep özel firmalar için çalıştım. İlk gerçek ekonomik kiralık katil ,1950 lerde  İran'da demokratik olarak seçilmiş , Time da yılın adamı ödülünü almış olan Musaddık Hükümetini deviren Teddy'nin büyük torunu Kermit Roosevelt'tir ve bu işi hiç kan dökmeden - tamam biraz kan dökülmüştü ancak askeri müdahale olmamıştı- , sadece milyonlarca dolar harcayarak halleti ve Musaddık'ın yerine  İran Şah'ını getirdi. İşte bu anda anlaşıldı ki ekonomik kiralık katil fikri harikaydı. İşleri bu şekilde halledebildiğimizde Rusya ile savaş tehdidi konusunu dert etmemiz gerekmiyordu. Yanlız bu işin sakıncalı tarafı Roosevelt 'in CIA ajanı olmasıydı. O  bir hükümet çalışanı idi. Eğer yakalanırsa başımıza bir çok dertler açılırdı. Çok utanç verici olurdu.Böylece bu noktada CIA ve NSA  nın benim gibi ekonomik kiralık katilleri işe alması , sonrada bunları özel danışmanlı  firmalarında , mühendislik firmalarında , müteahhitlik firmalarında çalışmaya yollaması kararı alındı; böylece yakalansak bir hükümetle bir bağ kurulamayacaktı.

A.G.: Tamam. Çalıştığınız firmayı anlatın.

JP: Çalıştığım firma Boston'daki Chas. T. Main firmasıydı. 2000 kadar çaılşandık ve ben baş ekonomist oldum. Daha sonraları benim için çalışan 50 kadar elemanım oldu. Ancak benim asıl görevim iş bağlamak/bitirmekti.  Bu iş başka ülkeşlere borçlar, büyük boçlar, geri ödeyemeyecekleri kadar büyük borçlar vermekti.Borcun şartlarından bir tanesi şudur;  diyelim ki Endonezya ya da Ekvador gibi bir ülkeye 1 milyar ABD Doları borç verdiniz, bu ülke bu borcun %90 nı  bir ABD firmasına yada firmalarına , örneğin bir Halliburton a ya da bir Bechtel e altyapı vs kurması için vermek zorundadır. Bunlar büyükleriydi. Bu firmalar , daha sonra gidip elektrik sistemleri veya limanlar veya otoyollar inşa ederleridi,  ve bütün bu inşaedilenler temelde ilgili ülkenin çok az sayıdaki çok zengin ailelerinin işine yarardır.  Bu ülkelerin fakir insanları  ise geri ödeyemeyecekleri bu muazzam borç batağına saplanmış olarak kalmaktaydılar. Bugün Ekvator  gibi bir ülke sadece borçlarını ödeyebilmek için  ulusal bütçesinin %50 sinden fazlası borçlanmak durumundadır.  Ve bunu gerçekten de yapamaz.  Yani onları tam anlamıyla kapana kıstırmış durumdayız.  Bu sayade, daha fazla petrol istediğimizde Ekvator'a gidip  şöyle diyoruz: " Bak kardeşim, borçlarını ödeyemiyorsun , bu yüzden petrol şirketlerimize petrolle dolu olan  Amazon yağmur ormanlarını ver". Ve bugün borçlarını ödeyemediği için Ekvator'u onları bize vermesi için zorlayıp , Amazon Yağmur Ormanlarına giriyoruz ve oraları yok ediyoruz . Yani bukadar büyük tutardaki borcu veriyoruz , bunun büyük bir miktarı ABD ye geri dönüyor, ülke  borç ve bir sürü de fazile  kalakalıyor, ve onlar aslında bizim hizmetkarlarımız, kölelerimiz oluyorlar. Bu bir imparatorluk. Bunun başka bir adı yok. Bu dev bir imparatorluk. Olağanüstü  başarılı oldu.

AG: Rüşvetler ve başka nedenlerden dolayı bu kitabı uzun bir süre yazmadığınızı söylüyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz? Size kim rüşvet vermeyi denedi  ya da kabul ettiğiniz rüşvetler kim ya da nelerdir?

JP: Kitabı yazmamak için doksanlarda  yarım milyon doları kabul ettim.

AG: Kimden?

JP : Büyük bir müteahhidlik firmasından.

AG: Hangisi?

JP : Hukuken söylemek gerekirse, Stone Webster değildi, gene hukuken ifade edersek bu rüşvet değildi , bu, bana danışman olarak ücret ödüyorlardı.Bütün bunlar son derece yasal. Ancak ben bu para karşılığında hiçbir iş yapmıyordum. Ekonomik Kiralık Katil'in İtirafları'nda da açıkladığım gibi  parayı danışmanlık için aldığım zaman çok fazla bir iş yapmayacağım,  ancak konu ile ilgili de bir kitap yazmamam gerektiği -ki o zamanlar  Ekonomik Kiralık Katil'in Vicdanı dediğim kitabı yazmakla uğraştığımın farkındaydılar, -  taraflarca anlaşılmıştı. Bu olağanüstü bir hikayedir neredeyse , James Bondvaridir geçekten.

AG: Kitap gerçekten de öyle okunuyor.

JP: Evet ve hakikaten de öyleydi . NSA beni işe aldığı zaman beni bir gün boyunca bir seri yalan dedektör testlerine tabi tuttular. Benim bütün zayıflıklarımı hemen buldular ve beni baştan çıkardılar. Kültürümüzdeki en güçlü  uyuşturucuları , seks, güç ve parayı beni kazanmak için kullandılar. Ben çok köklü , olağanüstü güçlü  ahlaki değerleri olan   Kalvinist bir New England ailesinden geliyorum. Ben aslında kendimi iyi bir insan olarak görürüm  ve benim hikayemin  bu sistemin ve seks, para ve ve güçten oluşan bu güçlü uyuşturucuların insanları nasıl baştan çıkardığını gösterdiğini düşünüyorum, çünkü ben kesinlikle baştançıkarıldım. Ekonomik Kiralık Katil olarak bu hayatı yaşamasaydım  , bir insanın böyle şeyler yapabileceğine inanmazdım. Bu yüzden bu kitabı yazdım, çünkü ülkenin anlaması gerek, bu ülkenin insanları dış politikamızın ne olduğunu, dış yardımın ne olduğunu, firmalarımızın nasıl çalıştığını , vergilerimizin nereye gittiğini anlamaları halinde biliyorum ki değişikliği talep edeceğiz.

AG. Kitabınızda milyarca dolar tutarındaki Suudi Arabistan petrol dolarlarını  ABD Ekonomisine  emen gizli bir programın uygulanmasına nasıl yardımcı olduğunuzdan ve bunun Suudiler ve ABD arasındaki samimi ilişkileri daha da güçlendirdiğinden  bahsediyorsunuz. Açıklayın.

JP : Evet muhteşem bir zamandı. Çok iyi hatırlıyorum, siz belki o zaman çok gençtiniz ancak 70 lerin başlarında  OPEC in gücünü kullanarak petrol arzını nasıl kıstığını hatırlıyorum. Arabalarımız benzincilerin önünde sıraya dizilmişti. Ülke 1929 lardaki nakit sıkıntısı ile yüzyüze kalmaktan koruyordu bu ise kabul edilmezdi. Böylece onlar , yani Hazine Departmanı  beni ve bikaç ekonomik kiralık katili kiraladı. Biz de Suudi Arabistan'a gittik.

AG. Size gerçekten de ekonomik kiralık katiller mi deniyordu? (Ekonomik hit men ) , e.h.m ler yani?

JP. Evet, biz kendimize böyle diyorduk. Resmi olarak ise  ben baş ekonomisttim . Biz kendimize e.h.m. ler diyorduk. Bunu söylesek kimse bize inanmazdı değil mi? Ve böylece 70 lerin başlarında Suudi Arabistan'a gittik. Suudi Arabista'ın bağımlılığımzdan kurtulmada ya da durumu kontrol etmede anahtar olduğunu biliyorduk. Ve Suud Kraliyetinin petro dolarlarının büyük bir kısmını  ABD ye geri yollamayı ve bunlarla ABD hükümet kağıtlarına yatırım yapmayı kabul ettikleri anlaşmayı ortaya çıkardık. Hazine Departmanı da bu kağıtlardan gelen faizlerle Suudi Arabistan'a yeni şehirler , yeni altyapılar kurmak üzere ABD firmalarını kiralayacaktı, ki bunları yaptık.Suudiler de  petrol fiyatlarını  bizim kabul edeceğimiz limitlerde tutacaklardı ki bütün bu yıllar boyunca bunu yaptılar, biz de bunları yaptıkları sürece Suudi Kraliyet ailesini iktidarda tutacaktık, ki bunu da yaptık, ve Irak'la  savaşa girmemizin birinci sebebi de bu idi. Irak'ta da Suudi Arabistan da çok başarılı olan bu politikayı uygulamayı denedik ancak Saddam bunu yemedi. Bu senaryoda Ekonomik Kiralık Katiller başarısız olursa, bir sonraki adım bizim çakallar olarak adlandırdığımzdır. Çakallar gelip bir darbe ya da devrim yapmaya çalışan CIA bağlantılı insanlardır. Bunlar da işe yaramazsa suikastler düzenlerler, veya  denerler.  Irak olayında ise Saddam Hüseyin'e  kadar ulaşamadılar. Çok iyi korumaları vardı. Benzerleri vardı. Ona kadar ulaşamadılar. Saldırının 3. aşamasında ekonomik kiralık katiller ve çakallar başarısız olursa, bir sonraki saldırı aşaması  genç kadın ve erkeklerimizin  ölmek ve öldürmek için yollanmalarıdı, ki halen  Irak'ta yaptığımız budur.

AG. Torrijos'un nasıl öldüğünü açıklar mısınız?

JP: Omar Torrijos Panama Başkanı. Omar Torrijo Carter la Kanal Anlaşması imzaladı, biliyor musunuz bu anlaşma kongreden  sadece bir oy farkla geçti.Çok tartışmalı bir konuydu.  Torrijos sonra gitti Japonlarla denizle aynı seviyede bir kanal  inşası için görüşmelere başladı. Japonlar Panama da deniz seviyesinde bir kanalın inşasını  finanse etmek ve inşa etmek istiyorlardı. Torrijos'un  onlarla  bu konuda konuşması  başkanı George Schultz , başkan yardımcısı Casper  Weinberger olan Bechtel firmasını çok mutsuz etti. Carter dışarı atılınca ( ki bunun nasıl olduğu çok ilginç bir hikayedir) ,neyse,  Carter seçimi kaybedince Reagan geldi ve Shultz Bechtel den Dışişleri Bakanlığına, Weinberger de Bechtel den  Savunma Bakanlığına getirildiler, bunlar Torrijos'a aşırı derecede kızgındılar, ve onu Kanal anlaşmasını yeniden müzakere etmeye ve Japonlar'la  konuşmamaya ikna etmeye çalıştılar. O bunu taviz vermeden reddetti.Çok prensipli bir adamdı.Onun da kendi  problemleri vardı ancak çok prensipli bir adamdı. Muhteşem bir adamdı Torrijos.Ve böylece içinde patlayıclar olan bir kaset çalarla ilişkilendirilen patlamalı bir uçak çarpmasında öldü, ben oradaydı. Ben o sıralar onun için çalışıyordum. Biz ekonomik kiralık katillerin başarısız olduklarını biliyordum. Çakalların ona  yaklaştıklarını biliyordum ve  sonra uçağı içinde bomba olan bir kasetçalarla patladı. Aklımda bunun CIA bağlantılı çakalların işi olduğuna dair en ufak bir şüphe yoktu ve birçok Latin Amerikalı araştırmacı da aynı sonuca varmıştı. Tabii biz bu ülkede bunun hakkında hiçbir şey duymadık.

 

AG. Düşüncelerinizin değişmesi nerede nezaman oldu?

JP :  Bütün bu zaman boyunca kendimi suçlu hissediyordum ancak baştan çıkarılmıştım. Bu uyuşturucuların : seks, güö ve paranın gücü benim için  çok güçlüydü.Ve tabii bunları yaparken arka kapıda sırtım sıvazlanıyordu.Baş ekonomisttim. Robert McNamara'nın hoşlandığı şeyleri yapıyordum , vesaire.

AG.Dünya Bankası ile ne yakınlıkta çalıştınız?

JP Dünya Bankası ile çok yakın çalıştık. Dünya Bankası ekonomik kiralık katillerinin kullandığı paranın büyük bir kısmını sağlar, o ve IMF. Ancak 11 Eylülden sonra fikirlerim değişti. Bu hikayenin anlatılması gerektiğini biliyordum , çünkü 11 Eylül ekonomik kiralık katillerin yaptıklarının doğrudan bir sonucudur. Kendimizi bu ülkede tekrar  güvenli hissetmemizin tek yolu ve kendimiz iyi hissetmemizi sağlamamızın tek yolu bu sistemleri dünyada olulu değişiklikler için kullanmamızdır. Bunu gerçekten yapabileceğimize inanıyorum. Dünya Bankası ve diğer kurumların  dünyanın harabe halindeki bölgelerini inşa etmek olan asıl kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek için dönüştürülebileceğine inanıyorum. Fakir insanlara yardım, samimi olarak yardım edin. Hergün 24.000 insan açlıktan ölüyor. Bunu değiştirebiliriz.

AG: Çok teşekkür ederiz. John Perkins'in kiabının adı Bir Ekonomik Kiralık Katilin İtirafları (Confessions of an Economic Hit Man)