Ekonomi12 Ocak 2005 00:00

IMF dayatması tarım politikaları Türk çiftçisini yoksulluğa itiyor

Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Ünal Işıker, tarımda yaşanan gelişmeleri sorgulayarak, tarım arazilerinin yabancıların eline geçmesinin engellenmesi ve ulusal tarım politikalarının yürürlüğe konulması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin, tarımsal üretimini arttırıp kendi kendini besleyebilen sayılı ülkelerden biriyken son yıllarda tarım ürünleri ithal eden bir ülke durumuna düşürüldüğünü söyleyen Ünal Işıker, “Dünyanın en kaliteli tütünlerini yetiştiren Türkiye, 10-15 yıl öncesine kadar yurtdışına önemli miktarda tütün satarken bugün niçin tütün ithal etmektedir? Kırsal keside 3 milyon insanımızın geçim kaynağı olan tütüncülüğümüz niçin artık tarihe karışmak üzeredir? Kırsal kesimde önemli bir istihdam oluşturan şeker pancarı üretimi niçin kota konarak azaltılırken, AB ülkelerinde yüzde 2 olan tatlandırıcı kotası ülkemizde yüzde 10-15’e çıkartılıp yurtdışından yılda 1.5 milyon ton civarında mısır ithalatının yolu açılmıştır?” diye sordulevitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesnaproxennatrium site naproxen kruidvatcleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgabilify link abilify

Desteksiz çiftçi bitmek üzere

Çiftçinin bugün yetiştirdiği ürünü sattığında üretim masraflarını dahi karşılayamaz duruma düşürüldüğünü, kendi çiftçilerini önemli ölçüde destekleyerek tarımını geliştiren süper devletlerin Türkiye’de tarımsal destekleri bıraktırdığını kaydeden Işıker, “DPT özel ihtisas komisyonu raporunda ‘Kamu tarım alanlarında 200 hektara bir teknik danışman, sulu tarım alanlarında 100 hektara bir teknik danışman istihdamı ile ülkemizde 157 bin 500 ziraat mühendisine ihtiyaç olduğu’ belirtildiği halde niçin bugün 60 bin ziraat mühendisinden 10 bini hala işsizdir? Bu sorular daha da çoğaltılabilir. Ancak verilecek cevaplar bir noktada kesişmektedir.Cumhuriyetin kuruluşundan 1980 yılına kadar önemli atılımların gerçekleştirildiği Türk tarımında, bu tarihten sonra gelişme ivmesi tersine dönmüştür. Tarıma gereken önemin verilmeyişinden dolayı 1984 yılından itibaren tarımsal üretimdeki artış nüfus artış hızımızın gerisinde kalmış ve Türkiye 1996 yılından itibaren net tarım ürünleri ithalatçısı bir ülke konumuna düşmüştür” dedi.

Tarımın düşüşe geçmeye başladığı dönemin en büyük yanlışlarının; hesapsız kitapsız tarım ürünleri ithalatı, tarımsal KİT’lerin özelleştirilmesi ve Tarım Bakanlığı bünyesinde yapılan reorganizasyonlar olduğunu ileri süren Işıker, “Son beş yıldır uygulanan IMF dayatması tarım politikaları ise Türk çiftçisini büsbütün yoksulluğa itmiştir. 9 Aralık 1999 tarihinde IMF’ye verilen niyet mektubu ile tarıma yapılan fiyat desteği, kredi desteği ve girdi desteğinin kaldırılması, tütün ve şeker yasalarının çıkarılması sonucu Türk tarımı bir çöküş sürecine sokulmuştur” diye konuştu.

Yabancılara toprak satışı tehlikeli

Işıker, son 1.5 yıldır Türkiye’de cereyan eden çok üzücü bir gelişmenin ise yabancılara toprak satışı olduğunu ifade etti. 19 Temmuz 2003 tarihinde çıkarılan 4916 sayılı yasa ile 442 sayılı Köy Kanunu’nun 87. maddesinin değiştirilerek tarım arazilerinin yabancılara satışının serbest bırakıldığına dikkat çeken Işıker, “Oysa; Türkiye Cumhuriyeti günümüze değin Köy Yasası’nın 87. maddesi sayesinde tarım arazilerinin yabancıların eline geçmesini önleyebilmiştir. Anayasa’ya açıkça aykırı olan 4916 sayılı yasa; ekonomik olarak zorlanan, toprağını işleyemez duruma getirilen köylülerin arazilerini ve köylerini yabancılara satmasına yol açmaya başlamıştır. Yıllardır Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da toprak almak için fırsat kollayan yabancı kişi ve devletlerin Köy Yasası’nın 87. maddesinin kaldırılması sonucu önlerinde hiçbir engel kalmamıştır. Bu arada büyük müttefikimiz olarak kabul edilen ABD’nin Lozan Anlaşması’nı hala imzalamayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını tanımadığını da unutmamak gerekir. Yabancılara toprak satışına karşı çıkmak vatanını seven herkesin en asli görevidir. İktidar partisine mensup milletvekillerimizi biran önce bu yanlışın düzeltilmesi için harekete geçmeye davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

Tam üyelik için çaba gösterilen AB ülkeleri ile Türk tarımı arasındaki en önemli farklardan birinin kırsal ve tarımsal altyapı sorunlarının bu ülkelerde çözümlenmiş olması olduğuna da değinen Işıker, “Oysa, Türkiye kırsal ve tarımsal altyapı sorunlarını biran önce çözme yerine, bu hizmetleri yapmakla görevli Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nü kapatmaya çalışmaktadır. Bu yanlıştan en kısa zamanda vazgeçilmeli, bu genel müdürlük daha aktif hale getirilmelidir” önerisinde bulundu.

Ulusal tarım politikaları gerekli

Işıker, Türk tarımının içinde bulunduğu olumsuzluklardan kurtarılması için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:

“Ülkemizi yıkıma götüren IMF ve Dünya Bankası eksenli politikaların tasfiyesine yönelik çabalar yoğunlaştırılmalı, tarım kesiminin haklı tepkisi, geniş halk kesimleri ile buluşturulmalıdır. Tarıma stratejik sektör ve reel sektör gözüyle bakılmalı dünyadaki gelişmeleri ve değişmeleri değerlendirerek ulusal çıkarlarımıza yönelik ‘Ulusal Tarım Politikaları’ yürürlüğe konulmalı, tarımı destekleyici parasal düzenekler oluşturulmalı, Tarımsal Kamu Yönetimi yeniden düzenlenmelidir. Tarım sektörünün üretim cephesi, “toprak kullanımı ve sahipliği, tarımsal altyapı ve girdiler, üretim planlaması ve desteklemeler, doğal kaynakların korunması” boyutunda yeniden düzenlenmelidir. Tarım sektörünün üretici ve pazarlama cephesi, “demokratik kooperatifçilik ve özerkleştirilmiş KİT’ler” temelinde yapılandırılmalıdır. Ülke kalkınmasının etkin bir aracı olarak geliştirilecek bir tarım sektörü, ziraat mühendislerine istihdam olanağı oluşturulmasının ve tarladan sofraya gıda güvenliğinin gerçekleşmesinin de doğal zeminini oluşturacaktır.”