Felaketin izinden Nuray Mert
Güney Asya'daki felaket bölgesi, yaşanan son facia ile gündeme geldi... Tüm dünyayı dört dönen küçük bir seçkin grubun ilgisinin ötesinde, zengin dünyanın uçak biletini denkleştirebilenlerinin, buraya akını, öncelikle seks turizmiyle oldu... Diyor ki, "Bir yanda, her şeyi olan ve cinsel tatmin peşinde koşan milyonlarca Batılı, diğer tarafta hiçbir şeyi olmayan, açlıktan ölen, bedenlerinden başka satacak bir şeyleri olmayan milyonlar var.. bu ideal bir ticari fırsat." Editörün Notu: Batı’daki tüm insanları suçlamak yanlış olmakla beraber yazarın belirttiği kafa yapısındaki insanların etkinliği de yadsınamaz. escitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholrenovation vejle link renovaarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenadiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards
Doğal kaynakları büyük iktidar mücadelelerinin odağı olmasının ötesinde, gelir kaynakları, ucuz insan emeği ve bedeni olan yerler.
Bu vesileyle, modern ekonomik sektörlerin en masumu diye pazarlanan 'turizm'e farklı bir gözle bakmakta yarar var. O cennet adalarda turizm bu kadar geliştiyse, bunda ulaşımın kolaylaşması ve ucuzlaması kadar, dünyanın kuzeyindeki refah adalarında yaşayanların imkânlarının giderek artmasına karşın, doğa cennetlerinde yaşayanların hayatlarının hâlâ cehennem gibi olmasının payı var.
Hem biliyorsunuz, bu bölgelerde turizmin yükselmesi, sadece, 'temiz hava, bol güneş' turizmiyle olmadı. Tüm dünyayı dört dönen küçük bir seçkin grubun ilgisinin ötesinde, zengin dünyanın uçak biletini denkleştirebilenlerinin, buraya akını, öncelikle seks turizmiyle oldu. Hâlâ da, bölgenin en önemli cazibe kaynaklarından biri bu. Aslında, söz konusu olan, James Meek adlı eleştirmenin, bu turizmi sonuna kadar savunan bir Fransız yazarın, son romanı vesilesiyle, dediği gibi, 'seks emperyalizmi'.
Söz konusu yazar, 2001 yılında son romanı 'Platform' yayımlandığında Batı'da büyük gürültü koparan Michel Houllebecq. Romanı, can sıkıntısını gidermek için, Tayland'a seks turizmine takılan bir Fransız üzerinden, sıradan faşizan kanaatlerini ortaya döktüğü bir hezeyanlar derlemesi. Ama, Houllebecq, sivri bir dille de olsa, aslında seks turizmi veya emperyalizminin temel fikrini ortaya döküyor. Diyor ki, "Bir yanda, her şeyi olan ve cinsel tatmin peşinde koşan milyonlarca Batılı, diğer tarafta hiçbir şeyi olmayan, açlıktan ölen, bedenlerinden başka satacak bir şeyleri olmayan milyonlar var.. bu ideal bir ticari fırsat." Romanının bir yerinde, bu tür turizm için bir rehberde, 'sübyancılık için Tayland'ın artık tehlikeli olduğunu, bunun için, Filipinler'e ve daha iyisi Kamboçya'ya gitmek gerektiğini ve buna değeceğinin' yazıldığı lafını geçirmekten sakınmıyor.
Mevzu geliyor Batılıların dünyayı her şeyiyle talan hakkına dayanıyor, romanının başkarekteri üzerinden konuşan yazarın bu konuda da kafası net: 'Benim atalarım çok çalıştılar ve dünyayı yönetmek ve dönüştürmeyi amaçladılar, bunu da büyük ölçüde başardılar.. onların vasıfları bende yok ama, çabalarının birikiminden yararlanmak durumundayım.. müreffeh bir Avrupalı olarak diğer ülkelerin kadınlarına ucuza sahip olabilirim' diyebiliyor.
Söyledikleri kıyametler koparmaya kopardı, ama bu adam kenarda köşede kalmış bir meczup falan değil; daha önce Prix Novembre ve 2002 Uluslararası IMPAC Dublin Edebiyat Ödülü almış bir yazar. Bu arada, 'Platform', çok eleştiri aldı diye, Salman Rüşdi, kıyamayıp, 'Bırakın adam fikirlerini özgürce yazsın' türünde ve Washington Post'ta yayımlanan bir savunma yazısı yazmıştı (2 Ekim 2002).
Fikrini özgürce öğrendiğimiz adamın bahsettiği ve yukarıda sözünü ettiğim, 'ideal ticari fırsat', insanlığımızın nerelere seyrettiğine dair çok ama çok kötü bir işaret. Bakın, plajdaki adamlardan biri, sadece, dünya yansa bir kalbur samanı yanmayacak bir tüketim robotu, bir diğeri Houllebecq'in Tayland'a turistik ziyarete giden roman kahramanı gibi biri olabilir. Beterin beteri var, en kötüsü, aralarında ne kadar fark var, karar vermek zor.