Deliliğin Delili - Mümtaz Soysal
Ama daha da şaşırtıcı olan, Türkiye'deki işçi dünyasının SEKA'daki sendikayı yalnız bırakması ve durmak bilmeyen bu talandaki delice gidişe artık hep birlikte karşı çıkmak yerine olup bitenlere seyirci kalması değil midir? discount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards
Aylardan mayıstır. Ağustosta Paşabahçe Cam, Keçiborlu Kükürt, Isparta Gülyağı ve Konya Ereğlisi Dokuma fabrikalarının temelleri atılır; ekimde Turhal'daki Şeker ile Bakırköy'deki Bez fabrikalarının açılışı yapılacaktır.
1934, Cumhuriyetin sanayideki ilk büyük atılım yılı sayılır. Yeni devletin en büyük yatırımlarından birinin, İzmit Kâğıt Fabrikası'nın temeli de aynı yılda atılmıştı. Sonradan, başka sekiz fabrikasıyla birlikte Türkiye Selüloz ve Kâğıt Fabrikaları olarak SEKA adını alacak olan büyük kuruluşun başlangıcıdır bu.
İşte o anlamlı fabrika iki hafta sonra kapanıyor. Birileri durdurmazsa, 27 Ocak Perşembe günü şalter inecek ve İzmit'teki tesisler sökülüp arazisi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne devredilecek. Herhalde, arsa olarak değerlendirilmek ya da üzerine anlamsız birtakım eğlence tesisleri yapılmak üzere.
Neymiş, teknolojisi eskiymiş. Oysa, oradan sökülüp özel sektöre satılan dört kâğıt makinesi başkalarının elinde pekâlâ tıkır tıkır işleyip üretim yapmakta. Ayrıca, fabrikayı iyi tanıyan teknisyenlerin dediğine göre, sadece 20 milyon dolarlık bir ek yatırımla bu koca işletmenin de verimli ve kârlı duruma getirilmesi işten değil. Demek ki, eskilik bahane. Kamu işletmeciliğinde de verimlilik sağlanabileceğine inanan ve üretim coşkusunu duyan insanlar bu çeşit görevlerin başına getirilmiş olsa, bulunmayacak çözüm mü yoktur?
İşin özü şu: İktidar, kamuyu kâğıt üretiminden çekmekte ve fabrikaları ya kendi belediyelerine ya da hangi inançta oldukları bilinen yandaşlarına devredip belirli sermaye kesimlerini güçlendirmeye çalışmaktadır. Belli ki, yaklaşım bütünüyle ideolojik ve siyasal. Çünkü, 550 işçi çalıştıran Taşucu'ndaki yeni teknolojili Akdeniz İşletmesi'nde de üretim on yedi aydır kesik. Alıcı bekleniyor.
Kayırmacı tutumun bir başka kanıtı: Özelleştirilen Balıkesir İşletmesi'nin satışına karşı Bursa İdare Mahkemesi'nce yürütmeyi durdurma kararı verildiği halde, fabrikayı geri almak için parmağını oynatan yok.
Kâğıt gereksiniminin önemli bir bölümünü hâlâ dışalımla karşılayan bir Türkiye'de, kamu işletmelerini geliştirip yanına özel kesimin yeni yatırımlarını ekleyerek toplam üretimi arttırmak varken, cumhuriyetin en değerli kuruluşlarını darmadağın etmek deliliğin delili değildir de nedir? Üstelik, işsizliğin diz boyu olduğu bir ülkede, uzmanlaşmış sendikalı 734 işçiyi daha sokağa atarak?
Ama daha da şaşırtıcı olan, Türkiye'deki işçi dünyasının SEKA'daki sendikayı yalnız bırakması ve durmak bilmeyen bu talandaki delice gidişe artık hep birlikte karşı çıkmak yerine olup bitenlere seyirci kalması değil midir?