Yeni dünya düzeni ve milli devletler - Mustafa Kırali
Bu nasıl bir pazar olacak? Herkesin elini kolunu sallayarak serbestçe girip çıkabileceği bir pazar" mı, yoksa; "Güçlünün girip darmadağın ettiği ve istediği gibi yağmalayabildiği bir pazar" mı? Hangi serbest pazar? Rekabet koşullarının eşit olduğu ve eşitlerin karşı karşıya olduğu bir pazar mı? Yoksa; "Uluslararası tekellerin ve uluslararası tefecilerin sömürüsüne açık pazar" mı? Ve bu pazarda kuralları kim koyacak? Pazarın kendisi mi yoksa tiranlar mı? "Yeni dünya düzeni"nin şekillendirmek istediği yeni dünyada millî devlet ve dolayısıyla millî pazar anlayışına da yer olmadığı açıkça belirtiliyor. cialis forum link cialis bez receptacialis walgreen coupon cheap cialis cialis couponmicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg
Öyle ya, dünya zenginliğinin büyük kısmını yağmalayan bu "seçilmiş efendiler" mevcut saltanatlarını pekiştirmek ve ebediyen kalıcı kılmak için "Bu kadarı yetmez, tamamını isteriz" diyemezlerdi.
Tek dünya devleti, tek pazar, tek dil hatta olabilirse tek din hayallerini maskeleyecek bir kavram, bir konu başlığı gerekiyordu.
İşte "yeni dünya düzeni" tanımlaması, bu maskeleme için biçilmiş kaftandı.
Hiç bitmeyen ekonomik krizlerle ve (savaşlarla) ve (terörist saldırılarla) oluşan bu kaosa karşı (tüm insanlık) adına bir şeyler yapılmalıydı! Dünyanın bu bozuk düzeni değişmeliydi! Bu aynı zamanda "insanlık" adına verilen kutsal mücadele olacaktı! Dünya değişmeliydi! TİRANLARIN DÜZENİ Dünyada sürekli kaos ortamı yaşandığı doğrudur.
Ama asıl doğru olan "Bu kaos ortamının sorumlularının da bizzat yeni dünya düzeninin kuramcısı tiranlar" olduğudur.
Çünkü; dünyanın büyük kısmını yağmalayan tiranlar, yedikçe doymuyor, tam tersine daha da canavarlaşıyor ve daha çok saldırganlaşıyorlar.
Ve bu tiranlar, düzenlerini kurmak için gerektiğinde ekonomik dayatmalar, gerektiğinde siyasal dayatmalar uyguluyor -uygulatıyor- ve bunlar da yetmezse direnenleri kanla-ateşle boğmaya çalışıyorlar.
Bütün bu insanlık dışı davranışlarda adeta insanlıkla alay eder bir şekilde; demokrasi, istikrar, barış hatta; "dünya barışı" etiketleri ile pazarlanıyor.
İMPARATORLUK YASALARI "Yeni dünya düzeni" kuramcıları, düzenin yasalarını da yazacak ve uygulatacaklardı şüphesiz! Bu yasalara da asıl gerçeği maskeleyecek uygun başlıklar bulunmalıydı ve bulundu da! Mesela; "serbest pazar ekonomisi" adı altında sunulacak etiket, "yeni dünya düzeni"nin ekonomi anlayışını ifade edebilecek çok güzel etiket olabilirdi.
"Serbest pazar"! Ya da yabancı kelime kullanma sevdalıları için; "Neo-liberalizm"! Tiranlar bu sloganları yaygınlaştırmak için tünedikleri şeytan kulelerinden inmek zahmetine katlanmıyorlar.
Dünyanın her yanındaki maaşlı işbirlikçileri bu görevi güle oynaya yapıyor nasılsa.
Ama; "Kişiliksiz, kimliksiz mankurtlar" sergiledikleri ihanet oyununda efendilerinin çığırtkanlığı yaparken birileri de çıkıp şu soruları sormaz mı: "Bu nasıl bir pazar olacak? Herkesin elini kolunu sallayarak serbestçe girip çıkabileceği bir pazar" mı, yoksa; "Güçlünün girip darmadağın ettiği ve istediği gibi yağmalayabildiği bir pazar" mı? Hangi serbest pazar? Rekabet koşullarının eşit olduğu ve eşitlerin karşı karşıya olduğu bir pazar mı? Yoksa; "Uluslararası tekellerin ve uluslararası tefecilerin sömürüsüne açık pazar" mı? Ve bu pazarda kuralları kim koyacak? Pazarın kendisi mi yoksa tiranlar mı? "Yeni dünya düzeni"nin şekillendirmek istediği yeni dünyada millî devlet ve dolayısıyla millî pazar anlayışına da yer olmadığı açıkça belirtiliyor.
Millî pazarda var olması gereken karar verme yetkisi millî devletin elinden alınmalı ve uluslararası şirketlerin insaf(sızlığı)na terk edilmeliydi.
Dünya tek pazar olmalı ve tek buyurucu da küresel imparatorluğun tiranları olmalıydı.
Bu yüzdendir ki millî olan her şeye saldırılıyor, yok edilmek isteniyor.
Modası geçmiş kavramlar iddiası ile yapılan listenin içersinde baş sırayı millî devlet ve millî pazar gibi değerlerin yer alışı da bundandır.
Bu yüzdendir ki, ekonomik darboğazda sıkıştırılan ülkemizde de en büyük saldırı millî bütünlüğümüze, millî devletimize yapılmaktadır.
Vatanımız bu saldırılılarla (yapısal reform adı altında) vatan olmaktan çıkarılıp alınıp satılabilen arazi parçasına dönüştürülmek istenmektedir.
Yabancılara arazi satışı, federasyon gevelemeleri, azınlık hakları gibi zırıltılar da hep bu yüzdendir.
Amaç; Türkiye Cumhuriyeti Devleti''ni ve Türk vatanını bölüp parçalamak, Türk Milleti''ni köleleştirmek ve bir anlamda da; Kurtuluş Savaşı''nın rövanşını almaktır.