Siyaset12 Aralık 2004 00:00

CEM UZAN: TMSF''YE 200 MİLYON DOLAR ÖNERDİM!

Bu son önerimde belli bir miktar nakit ödemeyi kabul ettim. Anlaşmada onlara 200 milyon dolar ödemeyi teklif ettik. 200 milyon dolar peşin ödenecek geri kalan kısmı taksitlendirilecek. Yalnız, dedim ‘Şu kanaate kapılmayın. Benim 200 milyon dolarım yok. Bu anlaşma tüm detaylarıyla hazırlanacak, imzalanacak. Bana 60 gün süre verilecek. Parayı bulunca anlaşma yürürlüğe girecek.’naproxennatrium go naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cena

Bu son önerimde belli bir miktar nakit ödemeyi kabul ettim. Anlaşmada onlara 200 milyon dolar ödemeyi teklif ettik. 200 milyon dolar peşin ödenecek geri kalan kısmı taksitlendirilecek. Yalnız, dedim ‘Şu kanaate kapılmayın. Benim 200 milyon dolarım yok. Bu anlaşma tüm detaylarıyla hazırlanacak, imzalanacak. Bana 60 gün süre verilecek. Parayı bulunca anlaşma yürürlüğe girecek.’
En son yaptığım teklif buydu. Cevap bekliyorum.

PAMUKOVA ÇİFTLİĞİNE NEDEN GİTTİM?

Soru: Bakacak Köyü’ne baskın için mi gittiniz?

Burada Cem Uzan ve Hakan Uzan’a ait yazıyor. Zilliyetli. Tapusu yoktur. Kullanımı bize ait. 7-8 senedir bizim kullanımımızda. Meşhur ve maruf olan ispata gerekmez. Napolyon yaşadı mı, yaşamadı mının? tartışması olmaz. Pamukova’daki su tesisatından, Endüstri Meslek okuluna, yollarından Pamukova tren kazasında hükümetin açıklama yaptığı kültür merkezini benim kardeşim yaptırdı. Pamukova’ya gittiğinizde sorsanız “Bu kimin çiftliği?” diye herkes Uzan’ın çiftliği der.

Size haciz geldiği zaman elbisenizi, ayakkabınızı, gözlüğünüzü alamaz. Meslek sahibi iseniz terzi iseniz dikiş makineninizi alamaz.

Bir konuta girmenizi engelleyemez. Star TV’ye girmemi engelleyebilirler ama hukuken benim oraya girmem gerekir.

Sahibi giremez diye bir şey yok. Her tarafını üstünü altını aradılar. Ben de bayramımı orada geçirmek istiyordum. Sorun çıkabileceğini biliyordum. Sorun çıkmayacağını bilsem eşim ve çocuklarımla giderdim. El konsa da orası benim mülkümdür. Benim üstümde ruhsatlı bir tabancam vardı. Sadece oraya giderken silah taşıdım. Normalde silah kullanmam.

Soru: Ancak silahla gitmeniz baskına gider gibi. Benim de ruhsatlı silahım var. Neden silah alma ihtiyacı duydunuz? Çatışmaya mı gidiyorsunuz?

Spekülasyon yapmayın. Benim can güvenliğim tehlikeye atıyorlar. Zırhlı bir Mercedes’im vardı onu şimdi TMSF başkanı kullanıyor. Onun hikayesini anlatayım.

Pamukova’ya normal şartlarda da gittiğimde kırsal alanda yanımda bir silah bulundururum. Kötü bir atıcıyım. Ne olur ne olmaz diye götürürüm. Benim 3 tane toplam silahım vardı.

Devletin amacı tahsilat yapmak değil. Amaç üzüm yemek mi, bağcıyı mı dövmek?

Orada kapıya geldiğimizde şoför düğmeye bastığında kapı açıldı. Biz de içeri girdik.

“Bu adamı çıkar bir kılıf bul” dendi. “Kendine ait olan bir hakkı kendi başınıza almanız”. Yani sizin bana 500 lira borcunuz var. Bunu ben sizden alıyorum. Ancak darp kullanmadan. Bana avukatlar böyle anlattı.

Beni oradaki korumalar konuk etti. Arkadaşlar beni karşıladı. Yanımda 2 avukatım vardı. Aynı zamanda arkadaşımdı. Ben bir yerde duvar yıkmadım. O duvarı yıkan ve yıktığı iddia edilen TMSF yetkilisi hakkında suç duyurusunda bulundum. O duvar ben yıkmadım. Yer altı yer üstü 3 gün boyunca aranması diye bir karar var. 3 gün boyunca kazmadıkları yer kalmadı. Ertesi sabah uyandırıldık. Jandarma çiftliği çevirdi. Girişi kapadı. Bir arama kararı ile çiftliği terk etmeniz isteniyor, ifade vermeniz isteniyor denildi.

Aşağı indim. Jandarma’ya ‘kapıda değil yukarıda’ bekleyin dedim.

Kendi şahsi kıyafetlerimi bırakmak istemedim. Türkiye’de neler olacağı belli olmaz. Onları aşağı indirdim. Geri çiftliğe döneceğim belli değil.

Savcı kendinize, eşinize, çocuklarınıza ait eşyaları alabilirsiniz dedi. ben bunları alırken jandarma oradaydı.

Soru: Kim size siyasi linç yapıyor neden yapıyor? Hangi davayı kaybettiniz?

Cem Uzan: Şu an davalarım sürüyor. Dünyada evrensel hukuk kuralları var. Evrensel hukuk kuralları binlerce senelerde dünyada uygulanır. Mesela, geçmişe şamil geçmişe yönelik kanun çıkarılamaz. İki, suçun şahsiliği vardır.

Ben vatandaşlarına şu örneği veriyorum. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın babası annesini öldürdü. Babası yargılandı ama babası yargılanmadı.

Yeni yasalarla suçun şahsiliği ortadan kaldırıldı. Kan bağından dolayı insanlar suçlanamaz. Bunu CHP’den Anayasa Mahkemesi’ne götürmesini beklerdim. Şimdi CHP ‘Siyasi rakip dayak yiyecek’ diye ve medyadan korktuğu için bunu Anayasa Mahkemesi’ne götürmedi. Dünyada insanın insan olmaktan gelen bir hakkı vardır.

Bugüne kadar kan bağından suçlama dünyada sadece Hitler Almanyası’nda vardır. Anayasa Mahkemesi’ne başvuran mahkeme heyeti Adalet Bakanlığı’nın baskısına uğradı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de süreç intikal etti. Şimdi onun sonucu bekliyorum.

Soru: Siz hangi davayı kazandınız da hükümet bunun uygulanmasını engelledi?

Cem Uzan: 5020 sayılı kanun kan bağına bağlı olanlar hakkında tedbir talebinde bulunulabilir diyor. Mahkeme tedbir aldı. Bir sene içinde bu kişilerle ilgili suç duyurusunda bulunulması gerekiyor. Neden tedbir kararı alındığıyla ilgili. Şişli Savcılığı 400 kişi hakkında tedbiri kaldırdı. Bundan sonrasında TMSF bir üst yargı merci olan 1. Ağır Ceza’ya başvurdu. 1. Ağır Ceza Mahkemesi de bu tedbirleri onayladı. Ancak bu insanların tedbirleri kaldırılmadı.

Cem Şaşmaz, bundan Mart ayında bir kalp krizi geçiriyor. Benim anjiyomdan önce. Kalbi 7-8 dakika duruyor. Komşusu eczacı olduğu için yardım ediyor. Şu an yarı felçli durumda. Karısı tedavi masrafları için Bodrum’daki yazlığını satacak. Buradan gelecek para ile tedavi masraflarını karşılayacak.

Tedbir için mahkemeye başvurdular. 8. Ağır Ceza Mahkemesi ‘Ben uygun görmüyorum’ dedi.

Suç tarihinden sonra suç hangi kapsama giriyorsa ilgili mahkeme, daha sonra kurulan bir mahkemede yargılanamazsınız. Hukukta İstanbul’da hangi mahkemeye düşüyorsan o mahkemede yargılanırsın. İmar Bankası konusunda 8. Ağır Ceza Mahkemesi kuruldu.

İhtisas Mahkemesi geri doğru suça bakamaz. İhtisas Mahkemesi, kendi kuruluşundan önce işlenen suçu yargılayamaz.

Yargıtay’a itirazınızı yapacaksınız. Politikacılar çok yakın bir şekilde davaları takip ediyor ve davaların gidişini engelliyor. O kişinin ismini verirsem suç olur.

TMSF’nin Avukatına şunu söyledim “Hitler Almanyası’da Yahudiler de belli bir kanuna göre toplama kamplarına götürülüyordu”

İmar Bankası’na 2003 yılında el kondu. Benim küçük kızım bankaya el konmasından 2 ay sonra doğdu. Benim çocuğum annesinin karnındayken bankanın parasını zimmetine geçirmekten suçlandı. Kızıma ödeme emri gönderildi. Yurtdışına çıkma yasağı kondu.

Bu yasaların hukuka aykırılığını Deniz Baykal’a anlattım. Baykal ‘Hukukçularımıza inceleteceğiz’ dedi. Ana muhalefet partisinin yasaları Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi için gereken süre geçti.

Bazı şeyleri açık koymak gerek. Türkiye’de özellikle belli bir medya grubunun tazyiki ile oluşturulan hortumla kavramının babam ve kardeşim için gerçek olmadığını söylüyorum.

7.5 milyar zarar deniyor. Maliye müfettişlerinin hazırladığı bir rapor var. Bankacılıkta esas olan bir şey vardır. Dünyanın en yüksek teknolojisi bile olsa hesap açarken bir hesap açma kağıdı ve imza vardır.

Amcama isnat edilen suçla, banka yöneticilerini isnat edilen suçlar ayrıdır. Mahkeme iki şube seçti. İki tane örneğe baktı zarar kaydetti. Türkiye’de belli kurumlar var. Merkezi İstanbul’da.

Maliye Türkiye’nin her tarafından var. 171 şubeyi fiziki denetleyebilecek güce sahip. Maliye kendi başına bir vergi incelemesi yapıyor. Maliye bu incelemede 5 katrilyon gibi bir rakamı mudiye faiz olarak ödemişsin bunun vergisini ver diyor. 7,5 katrilyonun yaklaşık 5 katrilyona yakın bir kısmının vatandaşa ödendiğini söylüyor. Tüm bankalar böyle faizler vermedi mi? Tüm bankalarda böyle zararlar oluşmadı mı? Devlet bankaları zarar etmedi mi? Kamu yönetici bankaları hortumcu mu oldu?

Tüm bankalar zararlarını gizliyor. İmar Bankası’nda zarar oluştu. 5 katrilyon burada. Maliye’nin hazırladığı 5000 sayfa.

Bu bilgilerden 3 katrilyon kur farkı zararı vardır. Anayasa kitapçığı fırlatıldığında bu zarar oluştu. Bu da zimmet gibi gösteriliyor.

Benim İmar Bankası ile ilgili en ufak bir şeyim yok.

Soru: Bu hukuki tartışma olabilir. Benim ki felsefe bir soru olacak. Evrensel hukuk kurallarına göre benim suçum yok diyorsunuz. Şimdi herkesle siz muhatap oluyorsunuz?

TMSF’ye gidiyorum. TMSF’ye ilk günden beri gidiyorum. Yazılı olarak 9 teklif verdim. Ben TMSF’ye gittiğimde şunu söyledim: “Ben 5020 sayılı yasanın getirdiği ve benim babamın oğlu olmamdan kaynaklanan gerekçeden karşınızdayım. Bu yasayı kaldırırsanız çayınızı bile içmeye uğramam”

Bir kanun var. Bu kanun şu an yürürlükte. Bu yasanın Anayasa’ya aykırılığını tartışma platformu ayrıdır. Bu kanun beni sorumlu kılıyor mu ? Kılıyor. Ben de kanuna uyuyorum. Siz beni babamın oğlu olduğum için sorumlu tutuyorsunuz. O yüzden karşınızdayım. Anlaşma olursa ben imza atacağım.

Soru: Kameralarla ilgili ne diyeceksiniz?

Dünyanın her yerinde bu tür yatlarda kameralar olacaktır. Vatan Gazetesi benim itibar ettiğim bir gazete değildir.

Çiftlikteki yatak odasında seyis mi yattı ben nereden bileyim.

Gizli kameraların tahsilatla ne alakası var. Benim özel fotoğraflarımın tahsilatla ne alakası var. Bu fotoğraflar kimin tarafından verildi. Bir kamu görevlisi olabilirsiniz. Yaptığınız işle ilgili suç duyurusunda bulunduğunuz zaman amirinizden yazılı izin almanız gerek. Sizin kamu görelisi olmanız yasayı çiğnemeniz hakkını vermez.

Bu insanları karlamaya yönelik olaraktan yapılan bir şey. Ben özel hayatında çok sınırlı insanlar görüşen bir insanım. Benim özel hayatımda görüştüğüm evimde gelip kalanlar 20-25 senelik insanlardır. Ben evimde bakan ağırlayan falan filan ağırlayan birisi değilimdir. Benim özel hayatım kapalıdır. Hepsi 20-25 senelik arkadaşlarımdır. Bu Doğan Grubu haberciliğidir.

Çiftlikteki kameralar kardeşimin bilgisayarına bağlı. Çiftliğin denetimi ondadır. Bu çiftlikte 20-25 senelik arkadaşlarım kaldı.

Soru: Gizli kameraların olduğu odada arkadaşlarınızı yatırmak etik mi?

O odada yatan insanlar o kameranın kapatıldığını biliyordu. Kameralar bilgisayardan kapatıldı. Kameralar aile fertlerinden birisi veya arkadaşlarımız girdiği zaman kapatılır. Bunların hiç birinin kaydı yoktur.

Tuvaletlerde tahlille ilgili bir cihaz yoktur. Star TV’de de kameralar vardı. Benim belli yerlerde kurulanlardan bilgim vardı.

Soru: TMSF görevlilerini o kameralardan takip ettiniz mi?

Hayır etmedim.

Soru: İsteseniz takip ederdiniz?

Belki takip edemezdim. El konulduğu zaman benim evle ofis arasında bir hattım vardı. İlk kestikleri o oldu. İlk kestikleri ilk kapattıkları o oldu.

Kameralar kardeşimin denetimindeydi. Ben son 1.5 senede yoktum. Kardeşim şirketi yönetiyordu. Bir ülkede mal sahibi binasına ister gizli ister açık kamera koyar. Bu yasak değildir. Yurtdışındaki tüm şirketlerde vardır. Belli şirketlerde fotokopi makineleri bile kartla çalışır. İçeriden belge çıkarılmasın diye.

BABA SENİ ÇOK ÖZLEDİM!
1999 senesinde babamla mahkemelik oldum.

Bunun nedeni bir iş anlaşmazlığıydı. Ben haklarımı sonuna kadar korurum. Babam bile olsa. Babamdır canım kadar sevdiğim bir insandır. Çok da özledim. Ama benim kendi hakkım kendi hakkımdır. Benim kendi alın terim benim alın terimdir.

Ben doğduğumda benim babam Aksaray’da yaptığı inşaata yürüyerek gidip gelen bir insandır. Bana da hayatı çalışarak kazanmayı öğretmiştir.

Ben Libya çöllerinde 7 yıl çalıştım. Orada kazandığım para ile Star’ı kurdum. 1983-1988-1989.

Soru:Babanız bulunduğu yerlerden Türkiye’de yaşananları izliyor mudur? İnternetten takip ediyor mudur?

Babam computer kullanmayı bilmez. Babam faks kullanır. Kardeşim bilir.

Soru: Babanız şu an internete girip Türkiye izliyorlar mıdır?

Bilmiyorum. Bilmiyorum. Bilmiyorum. Bilsem de söyleyecek değilim. Bu benim kanuni hakkım. Susma hakkım var.

Soru: Babanızı özlediğinizi söylüyorsunuz. Şu an ona dön der misiniz?

Sippelhafftung’u dünya üzerinde ikinci uygulayan bir iktidarın olduğu ülkeye ben olsam dönmezdim.(Kameralara dönen Cem Uzan) Baba seni çok özledim.