İŞARET FİŞEKLERİ
Mardin Kızıltepe de gerçekleştirilen operasyon da, Bir baba ve 12 yaşında ki oğlu anti terör timlerinin operasyonu sonucunda hayatlarını kaybetti. Bu olayı önemli kılan nedir sorusunu cevaplamadan önce bir hatırlatma yapalım. Türkiye çok gergin bir durumdadır. Bu gerginliğin büyük bir domino olgusuna dönüşmesi için dış güçler olanca hızla ve gayretle ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bu eylemin de bir dönüm noktası olarak adlandırılması Türkiye’nin sonunu getirebilecek potansiyelde olayların başlangıcı olabilir. Çok dikkatli olunması, bütün algılamaların hazır hale getirilmesi gereklidir. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis coupons printable link discount prescription drug cardnaproxennatrium site naproxen kruidvatdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards
İŞARET FİŞEKLERİ
Türkiye’nin yaklaşmakta olduğu sürecin korkutucu sonuçlarına katlanmadan önce en azından neler olduğunu kavramamız, neleri niye kaybettiğimizi bilmemiz bizleri rahatlatacaktır düşüncesi ile başlangıca geliyoruz.
Türkiye’nin son hızla sürüklendiği uçurumu önceden görmüş olmak mutlu mu etmeli, yoksa görmüş olmamıza rağmen hiçbir şey yapamamanın üzüntüsü içinde olanlara boyun mu eğelim henüz tercihimizi yapmadık.
Yugoslavya örneğini hatırlayanlarınız var mı? Yugoslavya nedir bileniniz, onun eski coğrafyasını hayal edebilenleriniz var mı? Tarihten nasıl silindi de gitti. Şimdi Türkiye ya da parçalanma korkusu ile yaşayan başka hiçbir ülke veya toplum adını anmaz oldu.
Yugoslavya nasıl parçalandı nasıl bu hale geldi başlangıcını hiç düşündünüz mü? Ya bir gün Türkiye de aynı tuzağa düşerse. Ya Türkiye’nin polisi kalkıp, silahsız savunmasız olmasına rağmen birilerini katletmekle suçlanırsa? Ya birileri kalkıp bunu faşizm ve devlet terörü olarak lanse edip sokaklara dökerse halkı? Yugoslavya gibi olabileceğimizi düşünmediniz değil mi?
İLK KURŞUN DEVLETTEN, TEPKİ MİLLETTEN GELİR: PİM ÇEKİLDİ
Yugoslavya parçalanma sürecine ilk önce birkaç polisin masum birkaç Müslüman Boşnak’ı öldürmesi ile girmişti. Bu Boşnaklar suçlumuydu, suçsuz muydu ne oldu ne bitti bilinemedi. Sırp polisi, devlet adına mı çekti tetiği, yoksa aldığı rüşvete göre mi ateşledi oda bilinemez. Kimse de sormuyor. Şimdi sorulan 350 bin insan mı öldü yoksa 400 bin mi. Kaç toplu mezar çıktı. KAÇ SIRP ASKERİ Batı tarafından kiralanıp Yugoslavya’yı parçalama sürecini hızlandıran katliamlar yaptı. İngilizler mi destekledi, ABD’liler mi meclis senatolarında “bazen olur böyle şeyler” dedi bunlar da hatırlanmaz. Bilinen tek şey; artık Yugoslavya yoktur.
Yugoslavya kendi içerisinde, asi ama temkinli bir azınlığın masum üyelerine devletin elinden, yasaların arkasına sığınılarak sıkılan kurşunlar sonucunda birbirine girdi. Önce ülke 3 parça halinde birbirine girdi. Hırvatlar, Sırplar ve Müslümanlar (Türkler). Sonra Hırvatlar ve Müslümanlar ittifak etti. Sırplar daha da hırçınlaştı. Vatanları elden gidiyor düşüncesiyle onlar da kendilerini bir ateşin içinde buluverdiler. Sonrası ortada. Sırplar NATO’yu Batı dünyasını tepelerine çullandıracak kadar ileri gittiler. Yoksa gitmediler mi? Onlar vatanlarını mı savundular? Kimin umurun da? Onlar ülkelerini iradelerini özgürlüklerini kaybettiler. Artık sadece bir tarihtir. Bundan sonrasına bakılacaktır. Yugoslavya yoktur. Onlar soykırım yapmışlardır, ya da bu tuzağa çekilmişlerdir. Bu dünyanın geri kalanının umurunda değildir. Yugoslavya dünyanın seçkin bir milleti ve ülkesine sahip olduğunu düşünerek mi bunu yaptı? Yoksa “dünya haksızlığa dur der, tuzağa düşürüldüğümü görür, ülkemin elinden alınmasına mani olur” diye mi düşündü?
Acaba bu Yugoslavyalılar Türk olmasın?
MARDİN DE OPERASYON: SONUÇ? MASUMLAR ÖLDÜ = İSYAN
Mardin Kızıltepe de gerçekleştirilen operasyon da, Bir baba ve 12 yaşında ki oğlu anti terör timlerinin operasyonu sonucunda hayatlarını kaybetti.
Bu olayı önemli kılan nedir sorusunu cevaplamadan önce bir hatırlatma yapalım. Türkiye çok gergin bir durumdadır. Bu gerginliğin büyük bir domino olgusuna dönüşmesi için dış güçler olanca hızla ve gayretle ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bu eylemin de bir dönüm noktası olarak adlandırılması Türkiye’nin sonunu getirebilecek potansiyelde olayların başlangıcı olabilir. Çok dikkatli olunması, bütün algılamaların hazır hale getirilmesi gereklidir.
Nitekim olay sonrasında bir topluluk polisle çatışmaya girmiş, sivil toplum örgütlerinden özellikle bölücü taraftarları olanca güçleri ile devlete hücum etmeye başlamışlardır.
Medya safını çok daha önce belli ettiğinden onun bu olay karşısındaki tutumu beklenmedik değildir. Dikkatli şekilde gözlenmesi gereken köşe yazarları ve bazı haber programları vardır. Buna hemen başlanılmasını istesek de biliyoruz, Türkiye de böyle bir teşkilatlanma ya yoktur, ya da var olan teşkilatlanma ele geçmiş ve ya uygun olmayan kişilerin ellerindedir.
Medya dışında siyasi partilerin de tutumlarında ki değişimler dikkatle izlenmelidir.Yabancı devletlerin olaya bakışları, yabancı devlet adamlarının açıklamaları, ABD den gelebilecek tepkiler çok dikkatlice izlenmeli herkes kendi imkanları ölçüsünde hızlı bir değerlendirme mekanizması kurmalıdır.
Kaos sürecine girerken Kızıltepe olayı şeklinde literatürde yerini alacak olayın diğer sebep ve sonuçlarını da incelemek yerinde olacaktır.
AB den tarih alma şansının kalmadığı ve büyük bir siyasi krizin bizi beklediği süreçte, Hükümet yetkililerinin kellerini kurtaracak bir girişim yapmaları büyük bir olasılıktır. Kızıltepe olayının AB’nin bizi almamak için bulunmaz bir fırsat olarak medyana gelmesi, hem AB’yi hem de çıkış yolu arayan Hükümeti inanılmaz ölçüde rahatlatacaktır. Kelle koltukta 17 Aralığı beklerken hükümet ya almazlarsa galeyana gelen Türk milletini nasıl dizginleyeceğiz sorusuna da cevap aramaya başlamıştır. Zaten yaptıkları reform kılıklı yıkıcı çalışmalar ile bütün tepkileri üzerine çekmiş oldukları için, AB ye alınmama süreci içerisinde hem TÜRKİYE de ki medya borazanlarının AB yi haklı çıkaracak bir malzemeye ihtiyaçları vardı, hem de AB’nin “işte bu nedenle alamayız diyebileceği bir olaya”. Böylelikle Devlet medya ve AB ittifakı yine ülke üzerinde bir psikolojik terör estirecek ve bunda suçlu olanın bizler olduğunu bize inandıracaklardır. Sizce elde etmedi mi?
Ayrıca hükümetin AB için yaptıklarının AB ye girmeye yetmeyeceğini bilemeyecek kadar aptal olduğunu düşünmek asıl aptallıktır. Çünkü AKP böyle güzel! ve iyi niyetli! emeller için kurulmuş bir parti değildir. Görevi ülkeyi kaos sürecine planlanan durumda ve zamanda götürmesidir. O zaman hükümet bu düzenlemelerini yaparken kellenin koltukta olduğunu biliyorsa neden korksun?
Korkmak gibi bir durum söz konusu değildir. Bu eylem onlara diğer avantajı da sağlamıştır. Tayyip ve Ekibinin kellerini kurtaracak olan eylem devlet içerisinde ki AB karşıtı şeklinde lanse edilen ve siyasi eğilimleri milliyetçilik olan kadroların yapacağı hatalardır. Ya da onların yaptığı şeklinde lanse edilecek bir başka eylem. Bu şekilde Tayip hem yıkıcı reformları yerine getirecek hem de, bu reformların sebebi şeklinde halka yutturduğu tam üyeliğin gerçekleşememesi suçunu Milliyetçi ve vatansever kadrolara yükleyecek.
Türk milliyetçilerinin ve vatansever kadroların en iyi ifade edildiği devlet kadroları Terörle mücadele kadroları değil midir?
Bu kadroların gerçekleştirdiği eylemler, PKK operasyonları ve devletin onları PKK karşısında AB karşısında yalnız bırakmaları her birimizi derinden etkilemiyor mu? O zaman bu eylemi de Terörle mücadeleyi yürüten kadrolara bırakmak yerinde olacaktır. Onlar karşı tarafın eline böyle büyük bir koz vermekle suçlanacak, “bakın işte yine her şeyi siz mahvettiniz” denilecek. Yoksa bizler bu ülkeyi 10 yıl içerisinde üye yapardık diye kenara çekilecek. Suçlu yine vatanseverler olacak.
17 Aralık sonrası Türkiye’nin içine girmesi muhtemel kaos süreci için henüz erken, böyle bir beklentimiz yok denildiğinde inanmak o kadar istedik ki. Ama karşı taraf bugüne kadar bu tip bir hata yapmadıkları için kabullenemedik.
Ve ne yazık ki gelişmeler korktuğumuz gibi gelişmekte.
KIZILTEPE olayı zincirleme bir dizi sonucu beraberinde getirecek.
En iyi ihtimalle bu sonuçlardan bazıları;
-
1. Terörle mücadele eden kadroları tasfiye etmek şeklinde tezahür edebilir.
-
2. Devlet içerisinde AB ve dolayısıyla değişim ve gelişim karşıtı gibi lanse edilen kadrolara karşı hücum başlayabilir.
-
3. PSİKOLOJİK HAREKÂT alanı genişleyerek en alt kademeden en üst kademeye toplumun vatanseverler ve milliyetçilere bakış açısı değiştirilmek istenebilir.
-
4. Terörle mücadele sorgulanabilir. Bu gibi olayların daha önce kaç kez ve hangi boyutta meydana geldiği araştırılabilir ve yeni bir tazminat furyası başlayabilir.
-
5. Anayasal değişim süreci devam ettiği için geçişler daha da sert yapılmaya başlanabilir. En kritik yasalar bu olay ve sonrasında meydana gelecek gelişmeler bahanesi ile daha kolay ve daha az direnişle karşılaşılarak değiştirilebilir.
-
6. Ülke de ki diğer unsurlar milli devlet milli ordu yaklaşımını bahane ederek kendi güvenlik alt yapılarını talep edebilirler.
-
7. Bu olayın medyada da sürekli gündemde tutulması ile azınlık tepkisi şekline dönüştürülebilir.
-
8. AB KIZILTEPE olayı ve sonrasındaki gelişmeleri bahane ederek iç işlerimize daha fazla karışmaya başlar. Bazı noktalarda sürekli gözetim memurlarını bulundurmak, Danışma Büroları kurmak vs…
-
9. Bu olay sonrasında meydana gelecek bazı ayaklanma benzeri gelişmeler AB ülkeleri içerisinde süren tartışmaları daha da alevlendirip, Türkiye aleyhinde kampanyaları artırabilir ve bunun sorumlusu Türkiye denilerek işin içinden sıyrılma gayretleri artabilir.
-
10. AB için verilen tavizler nedeniyle yeterince gergin olan sinirler AB’nin bir anda bu şekilde çark etmesi nedeniyle bir anda boşalabilir, toplum infiale sürüklenebilir.
-
11. Hükümet önderleri kelleyi kurtarmak için topu hedef kadrolara atabilir, ve onların sorumlu olduğu şeklinde dolaylı ya da dolaysız açıklamalar yapabilir.
-
12. İnfiale sürüklenen toplumun kendi kadrolarına karşı güvensizlik duygusu körükleneceği için meydana gelebilecek daha büyük karışıklıklarla baş etme yeteneği azalabilir.
Bu madde den sonrakileri açıklamak konusunda henüz erken olduğu ve çok yüksek bir sorumluluk gerektirdiği için bizimle irtibat kurulması ve gelişmelerin yüz yüze aktarılması daha sağlıklı olacaktır.
Ayrıca bu sonucu daha iyi açıklayan bir araştırma henüz bitmemiştir.
Bu araştırma bittiğinde tüm topluluklara ulaşılacak ve görüşleri alınmak suretiyle yeni bir değerlendirme ile önlemler üzerinde çalışmalara başlanacaktır.
İrtibata mutlaka geçiniz.
Strateji.Org