Ekonomi24 Kasım 2004 00:00

Milli Gelir Rakamlarına Güvenelim mi? - Korkut Boratav

Nedeni bir yana, DİE'nin 2001 sonrasındaki milli gelir verileri ve büyüme oranı hesapları yanıltıcıdır; hayalîdir. Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) verilerine göre, 2001 krizini izleyen iki yıl içinde Türkiye'nin millî geliri önce yüzde 7.9, sonra da yüzde 5.9 oranlarında; 2004'ün ilk iki çeyreğinde ise yüzde 10'un üzerinde büyümüştür.coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardssymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenaabilify idippedut.dk abilifykamagra kamagra wikipedia kamagra gel

Türkiye ekonomisinin krizden bu yana parlak bir başarım sergilemekte olduğu, bu verilerden hareket eden pek çok kişi tarafından kabul görmektedir.

İktisatçı Selim Somçağ ise ''çatlak ses'' çıkarıyor ve millî gelir rakamlarının hatalı olduğunu; 2001'den bu yana sistematik olarak yüksek tahmin edildiğini ileri sürüyor. Ben de kendisinin haklı olduğunu düşünüyorum.

Ancak Somçağ'ın savlarını izleyebilmek için kısa bir ''bilgi tazelemesi'' yapalım: Millî gelir, üretim ve harcama yöntemleriyle hesaplanır. İlk yöntem kullanıldığında, her üretim kolunda yaratılan katma değerler toplanarak millî gelire ulaşılır. İkinci yöntemde millî gelir ise tüketim, sermaye birikimi, stoklar için yapılan harcamalara ihracat-ithalat farkının (çoğunlukla ''eksi'' çıkan bir değer olarak) eklenmesiyle elde edilir. (Stok artışları millî gelir hesabına ''artı'' , stok azalmaları ise ''eksi'' olarak girer.) Katma değerler toplamı gelirlere; gelirler de harcamalara dönüştüğü için bu iki yöntemle hesaplanan millî gelir toplamı tanım gereği birbirine eşit çıkar.

2001'i izleyen yıllarda, harcamalar yoluyla elde edilen millî gelir, üretim yöntemiyle elde edilen millî gelire eşit çıkmaktadır; ama bir tuhaflık içererek: ''Stoklar'' için yapılan harcama türü, tüm diğer harcama kalemlerinin önüne geçmekte; 2001'i izleyen üç aylık dönemlerin hepsinde (peş peşe on kez) artı değerler taşımaktadır. Halbuki, harcama yoluyla millî gelir hesabının yapılmaya başlandığı 1987 yılı ile 2001 arasında stok hareketleri ''normal'' bir seyir göstermişti. Üç aylık dönemler olarak 28 kez artmış; 32 kez azalmıştır. Ve genellikle iki-üç (en çok dört) dönemden daha fazla peş peşe artış veya azalış göstermemiştir.

Dahası, millî gelir artışlarını sürükleyen ana kalemin de stoklardan kaynaklandığı ortaya çıkıyor: 2001'le 2003 arasında milli gelir (1987 sabit fiyatlarıyla) 15511 milyar TL artmış; bu artışın yüzde 74'ü (11413 milyar TL) stoklara yapılan harcamalardaki artıştan kaynaklanmıştır. 2004'ün ilk altı ayında da benzer bir durum süregelmektedir.

****

Selim Somçağ, haklı olarak soruyor: ''Nerede bu minare boyuna ulaşan stoklar? Türkiye'nin neresinde, hangi depolarda?'' 2001-2003 arasında yıllık ortalama olarak yüzde 6.8 oranında büyüdüğü ileri sürülen Türkiye ekonomisi, stok artışları olmasaydı, sadece yüzde 2'lik bir ortalama büyüme gerçekleştirecekti. Bu durumda resmî istatistiklerin çizdiği parlak tabloya nasıl inanabiliriz?

Somçağ'ın kuşkularını Emin Şirin , bir sözlü soruyla Meclis'e taşımış. DİE'den sorumlu Devlet Bakanı'nın yanıtı, işin içyüzünü ortaya koyuyor: ''Stok değişmeleri üretim yöntemiyle GSYİH esas alınarak kalıntı yöntemiyle ve katma değer artış hızının, üretim artış hızına eşit olduğu varsayımı'' altında hesaplanmaktadır.

Bakanın açıklaması, iki şeyi ortaya koyuyor: (1) Harcamalar yöntemiyle hesaplanan milli gelir toplamı, üretim yöntemiyle hesaplanan toplamın altında çıkmakta; aradaki farkın tümü ( ''kalıntı'' olarak) stok artışı olarak gösterilmektedir. (2) Brüt (gayri safi) üretim değeri ile katma değer arasındaki oranın değişmediği varsayılmaktadır. Örneğin, bir milyar liralık çelik üretimi sonunda gayri safi kâr ve ücret olarak yaratılan katma değer oranının aynı kaldığı kabul edilmektedir.

Bu varsayım gerçeğe uymadığı için, yani 2001 krizi sonrasında, brüt üretim değeri içinde katma değer oranı düştüğü için, üretim yoluyla milli gelir yapay olarak yüksek çıkmakta; katma değerin bir bölümü ''hayalî'' olduğu için harcamalara dönüşememekte; harcamalar toplamı düşük çıkınca aradaki fark ''stok artışları'' olarak gösterilmekte; parlak bir tablo çizilerek, gerçek durum göz ardı edilmektedir.

Katma değer/brüt üretim oranları niçin düşmüş olabilir? Belki teknik girdi/çıktı katsayılarındaki değişmeler; belki de hem ücretleri hem de kâr marjlarını aşağı çeken dış rekabet etkenleri söz konusudur. Ayrıca incelenmesi gerekir. Nedeni bir yana, DİE'nin 2001 sonrasındaki milli gelir verileri ve büyüme oranı hesapları yanıltıcıdır; hayalîdir. Bu önemli saptırmaya parmak bastığı için de Selim Somçağ'a teşekkür borçluyuz.