İtiraf - İzzettin Önder
John Perkins geçenlerde ''Bir Ekonomik Kiralık Katilin İtirafları'' başlıklı bir kitap yayımlayarak ''yüksek maaşlı bir profesyonel olarak dünya üzerindeki yoksul ülkelerin, geri ödeyebileceklerinden çok daha fazla paralar ödünç verilerek dolandırılmasında ve ekonomilerinin ele geçirilmesinde ABD'ye nasıl yardım ettiğini anlatıyor'' . Ekonomik ajanlar bir yandan ceplerini doldururken diğer yandan da halklar ve toplumlar aleyhine suçlar işlerler. new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponskamagra link kamagra gel
John Perkins geçenlerde ''Bir Ekonomik Kiralık Katilin İtirafları'' başlıklı bir kitap yayımlayarak ''yüksek maaşlı bir profesyonel olarak dünya üzerindeki yoksul ülkelerin, geri ödeyebileceklerinden çok daha fazla paralar ödünç verilerek dolandırılmasında ve ekonomilerinin ele geçirilmesinde ABD'ye nasıl yardım ettiğini anlatıyor'' . Bu kitabın tanıtımında Perkins'e yöneltilen soruların ve ibret verici yanıtların bir bölümünü, günümüzü ve belki de geleceğimizi anlamak açısından önemli ve öğretici olabileceği düşüncesiyle, sizlerle paylaşmak istedim.
Kitabını, çok saygı duyduğu kişilere, Ekvador Başkanı Jaime Roldos 'a ve Panama Başkanı Omar Torrijos 'a ithaf etmek isteyen Perkins, bu çabasından çeşitli yöntemlerle ( ''seks, para ve güçten oluşan güçlü uyuşturucular'' ) dört defa döndürülmüş olmasına rağmen sonunda şu yargıyla kararını uygulamış: ''...kesinlikle baştan çıkarıldım. Ekonomik Kiralık Katil olarak bu hayatı yaşamasaydım, bir insanın böyle şeyler yapabileceğine inanmazdım. Bu yüzden bu kitabı yazdım, çünkü ülkenin anlaması gerek. Bu ülkenin insanlarının dış politikamızın ne olduğunu, dış yardımın ne olduğunu, firmalarımızın nasıl çalıştığını, vergilerimizin nereye gittiğini anlamaları halinde biliyorum ki değişikliği talep edeceğiz.''
Bakınız Perkins bu iki liderin ölümünü nasıl anlatıyor: ''İkisi de patlamalı çarpışmada ölmüştü. Ölümleri kaza değildi. Onlar, global imparatorluk kurma amacındaki şirketler, hükümetler ve bankacılar birliğine karşı çıktıkları için öldürüldüler.''
Perkins, şimdilerde kendisine vicdan azabı veren görevini de şöyle anlatıyor: ''Temel olarak görevimiz Amerikan İmparatorluğu'nu inşa etmekti ve biz bunun için eğitildik. Bu ülkeye, şirketlerimize ve hükümetimize akabilecek bütün kaynakları akıtmak ve bunun için uygun durumlar yaratmak; ve bunda gerçekten de başarılı olduk. Dünya tarihindeki en büyük imparatorluğu kurduk. Bu, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki son elli yılda ve aslında çok az bir askeri güçle yapıldı. Sadece Irak gibi ender durumlarda asker son çare olarak kullanılır. Bu imparatorluk tarihtekilerin aksine esasta, ekonomik kiralık katiller vasıtasıyla yapılan ekonomik manipülasyonlarla, aklatmalarla, sahtekârlıklarla, insanları kendi yaşam biçimimizle baştan çıkararak inşa edilmiştir. Ben bunların önemli bölümünde görev aldım.''
Perkins genel çalışma sistemleriniyse şöyle açıklıyor: ''İlk gerçek ekonomik kiralık katil, 1950'lerde İran'da demokratik olarak seçilmiş, Time'da yılın adamı ödülünü almış olan Musaddık Hükümeti'ni deviren Teddy 'nin büyük torunu Kermit Roosevelt 'tir ve bu işi hiç kan dökmeden, sadece milyonlarca dolar harcayarak halletti ve Musaddık 'ın yerine İran Şahı'nı getirdi. İşte bu anda anlaşıldı ki ekonomik kiralık katil fikri harikaydı. İşleri bu şekilde halledebildiğimizde Rusya ile savaş tehdidi konusunu dert etmemiz gerekmiyordu. Yalnız bu işin sakıncalı tarafı Roosevelt'in CIA ajanı olmasıydı. O bir hükümet çalışanıydı. Eğer yakalanırsa başımıza birçok dert açılırdı. Böylece bu noktada CIA ve NSA'nın benim gibi ekonomik kiralık katilleri işe alması, sonradan bunların özel danışmanlı firmalarda, mühendislik firmalarında, müteahhitlik firmalarında çalışmaya yollanması kararı alındı. Böylece yakalansak hükümetle bir bağ kurulmayacaktı.''
Çalışma sistemleriyle ilgili olarak Perkins şöyle ilginç bir örnek de veriyor: ''70'lerin başında Suudi Arabistan'a gittik. Suudi Arabistan'ın bağımlılığımızdan kurtulmada ya da durumu kontrol etmede anahtar olduğunu biliyorduk. Suudi Kraliyeti'nin petro-dolarlarının büyük bir kısmını ABD'ye geri yollamayı ve bunlarla ABD hükümet kâğıtlarına yatırım yapmayı kabul ettikleri anlaşmayı ortaya çıkardık. Hazine Departmanı da bu kâğıtlardan gelen faizlerle Suudi Arabistan'da yeni şehirler, yeni altyapılar kurmak üzere ABD firmalarını kiralayacaktı, ki bunları yaptık. Suudiler de petrol fiyatlarını bizim kabul edeceğimiz limitlerde tutacaklardı ki, bütün bu yıllar boyunca bunu yaptılar, biz de bunları yaptıkları sürece Suudi Kraliyet ailesini iktidarda tutacaktık, ki bunu da yaptık; Irak'la savaşa girmemizin birinci sebebi de buydu. Irak'ta da Suudi Arabistan'da çok başarılı olan bu politikayı uygulamayı denedik, ancak Saddam bunu yemedi.''
Bir de şu örneğe bakalım: ''Bu iş başka ülkelere borçlar, büyük borçlar, geri ödeyemeyecekleri kadar büyük borçlar vermekti. Borcun şartlarından bir tanesi şudur: Diyelim ki Endonezya'ya ya da Ekvador gibi bir ülkeye 1 milyar ABD Doları borç verdiniz. Bu ülke bu borcun yüzde 90'ını bir ABD firmasına ya da firmalarına..... altyapı vs. kurması için vermek zorundadır..... bütün (yapılanlar) temelde ilgili ülkenin çok az sayıdaki çok zenginlerinin işine yarardı. Bu ülkelerin fakir insanlarıysa geri ödeyemeyecekleri borç batağına saplanmış olarak kalmaktaydılar. Bugün Ekvador gibi bir ülke sadece borçlarını ödeyebilmek için ulusal bütçesinin yüzde 50'sinden fazlasını borçlanmak durumundadır..... Yani onları tam anlamıyla kapana kıstırmış durumdayız..... Daha fazla petrol istediğimizde Ekvador'a gidip şöyle diyoruz: 'Bak kardeşim, borçlarını ödeyemiyorsun, bu yüzden petrol şirketlerimize petrolle dolu olan Amazon Yağmur Ormanları'nı ver.' ''
Bu ham bilgiler üzerine oturtmamız gereken tartışmayı gelecek haftaya bırakırken bizim ya da bize gönderilen ajanların da ileride böylesi itiraflarına tanıklık edeceğimizi umuyor ve bunu diliyorum!