Ekonomi3 Kasım 2004 00:00

CARİ AÇIK 14 Milyar Dolar

Türkiye’nin yılda USD 15 mia.lık cari açık vermesi,   ekonomik faaliyetin mevcut kur düzeyinde devam edebilmesi için Türkiye’nin her yıl dış dünyadan USD 15 mia.lık net kaynak sağlamak zorunda olması demektir.   new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsdiscount drug coupons site printable coupons for cialisescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenaoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

Eylül 2003’te cari hesap USD 617 mio fazla vermişti.   Bu Eylüldeki cari fazla ise sadece USD 60 mio oldu;  böylece 12 aylık cari açık USD 557 mio arttı.   Bu arada IMF’nin uyarısıyla DİE’nin 2003 başından itibaren bedelsiz ithalat,  yani cari gelir olarak gösterdiği USD 2,621 mio.luk tutarın USD 1,767 mio.unun bu kapsama dahil edilemeyeceği ortaya çıktı.   Bütün bunların sonucunda Eylül sonu itibarıyla Türkiye’nin 12 aylık cari açığı USD 14 mia.a yükseldi.   USD 14 mia,  bu yıl için hükümetin tahmin ettiği millî gelirin % 4.8’ine denk gelmektedir.   Bu hangi kıstasla bakılırsa bakılsın olağanüstü yüksek bir cari açıktır.    Mevcut gidişata göre cari açık büyümeye devam ederek yıl sonunda USD 15 mia.a ulaşacak ve cari açık/millî gelir oranı da 5.1’e yükselecektir.   Bu arada hükümet ve IMF’nin sene başında 2004 yılı cari açığını USD 7.6 mia olarak tahmin etmiş olduklarını hatırlarsak bu ikilinin Türk ekonomisinin yapısal özelliklerine,  dinamiklerine ne kadar vâkıf olduklarını da değerlendirebiliriz.

Türkiye’nin yılda USD 15 mia.lık cari açık vermesi,   ekonomik faaliyetin mevcut kur düzeyinde devam edebilmesi için Türkiye’nin her yıl dış dünyadan USD 15 mia.lık net kaynak sağlamak zorunda olması demektir.   Türkiye 2003’ten itibaren gerek duyduğu dış kaynağın çoğunu kısa vadeli portföy yatırımı olarak temin etmiştir.   Bu tür sermaye girişleri bono faizleri sabit kalırken kurların gerilemesi,  veya bono faizlerinin (kurların yükselmemesi şartıyla) düşmesi ve borsa endeksinin yükselmesi beklentilerine dayalı olarak gerçekleşir.   Son iki yılda Türkiye’ye giriş yapan sıcak para Merkez Bankası tarafından sterilize edilmediği için kurları,  ona bağlı olarak enflasyonu ve faizleri düşürerek piyasalarda bu hareketleri yaratmış ve sürekli kılmıştır.   Ancak gelinen noktada cari açığın büyük bir patlama yapması sebebiyle kuru daha fazla aşağı itme imkânı ortadan kalkmıştır.   Merkez Bankası gecelik faizinin reel getirisi Türkiye’nin risk kategorisindeki bir ülke için asgariye yakın bir yerdedir.   Bono faizleri de Merkez Bankası faizi ile eşitlenmiş gibidir.  Enflasyon da iyice gerilediği için bundan sonra aşağı doğru büyük düşüşler göstermesi mümkün değildir.   İMKB dahil herhangi bir menkul kıymet borsasının yıllarca üst üste büyük çıkışlar yapmasının mümkün olmadığı da açıktır.   Ayrıca Batı’nın portföy yönetim merkezlerinde Türkiye için ayrılmış fon payları da,  belli bir esneklik gösterseler de,  her yıl iki katına çıkmaz.   Binaenaleyh,   yavaş yavaş son iki yılı döviz bolluğu içinde geçirmemizi sağlayan mekanizmaların sonuna gelmek üzereyiz.   Halen sistemde mevcut olan 20 milyar dolara yakın sıcak paranın % 5’e ulaşmakta olan cari açıktan ürkmeyeceğini,  bu açıkla yaşamayı kabul edeceğini varsaysak bile,  2005’te mevcut dengeleri götürmek için gerekli olan net 15 milyar dolar civarındaki kaynağın son iki yıldaki mekanizmalarla sağlanması son derece şüpheli görünmektedir.

IMF’nin zorlamasıyla devreye sokulan tüketim vergilerinin arttırılması gibi tedbirlerin ise cari açıkta köklü bir düzeltme sağlaması mümkün değildir.   Türk Lirasındaki aşırı değerlenme % 40’lar mertebesinde olduğu için kurlara dokunmadan cari açığı maliye politikasıyla talebi kısarak kapatmanız ancak ekonomide resesyon yaratacak kadar katı tedbirler alınırsa mümkün olur.  Bu da hem ekonomik rasyonelden yoksundur,  hem de hiç bir hükümet bunu göze alamaz.   Dolayısıyla 2005’te kurlar bu seviyelerde kalırsa cari açıkta önemli bir gerileme kaydedilemeyecektir.   Hükümetin 2004 yılı dış ticaret açığını USD 34 mia tahmin ederken  2005’te açığın USD 33 mia.a gerileyeceği,  şu anda % 62 olan ihracatın ithalatı karşılama oranının % 68’e yükseleceği,  cari açığın da USD 10.6 mia.a gerileyeceği yolundaki tahminleri ise tamamen mesnetsizdir;  aynen bu yıl için yapılan USD 7.6 mia.lık cari açık tahmini gibi atmasyondur.

Yakın gelecekte Türkiye’ye iki yıldır döviz bolluğu yaşatan sıcak para hareketinin zayıflaması,  hatta kuruması ihtimali artan cari açıkla beraber her geçen gün yükselmektedir.   Böyle bir ihtimalin gerçekleşmesiyle ortaya çıkacak bir devalüasyon kamu borç idaresini ve bilançosu kamu kağıtlarıyla dolu bankacılık sistemini felç eder.   Ekonomi camiasının Avrupa’nın 20 yıl sonrasına “belki” diye tarihlediği bir AB üyeliği ile nasıl zenginleşeceğinin hayalini kurmakla oyalanmak yerine bir an önce bu konuyu masaya yatırmasında büyük yarar vardır.