Ekonomi16 Ekim 2004 00:00

Taşlar Yerinden Oynadı - Şükran Soner

Borsa yupileri bir süredir ağızlarında geveliyorlardı. Dün sabah baktım daha bir net vurguluyorlardı. Petrol fiyatlarındaki önlenemez yükselişin artık kalıcı nitelik taşımakta olduğunu. Altın fiyatlarının duramaz denilen noktalara yükselip, biraz bekledikten sonra yeniden tırmanışa geçtiğini. Japonya ekonomisi tam toparlanırken, iflas eden şirketler oranı düşerken, petrol fiyatlarının, ABD ekonomisindeki iyileşme yerine darboğazın, Çin'deki gelişmelerden olumsuz etkileneceğini... arcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenacialis walgreen coupon cheap cialis cialis couponoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

ABD'nin Irak bataklığına nasıl saplanıp kaldığına ilişkin bilgiler, değişen dünya dengeleri, taşların nasıl da yerlerinden oynadığını, daha çarpıcı, çıplak ortaya koyuyor. Ramazan, seçimler öncesi, insan hakları kaygısı bir yana atılmış olarak, kadın-çocuk, sivil ayrımı gözetilmeksizin gerçekleştirilen kanlı operasyonlar ABD'nin, ''Irak'ta direniş odaklarını itlaf (yok etme) planının uygulanmasından sonuç almasına yetmedi'' . ABD'nin petrolü, ekonomisini ele geçirme hesabıyla Irak operasyonu için ayırdığı kaynaklar tükendi. Öngörülenin çok üstünde ABD askeri öldü. ABD silahlı güçlerinin silah ve mühimmat kaynakları tüketildi. Sonuç yok.

ABD'nin Irak bataklığındaki kayıplarının gerçek boyutları dünyadan saklansa da emperyal güçlerin sıkışıklığı, bu işten kolay kolay sıyırtamayacakları bilinçlere yerleşmeye, sonuçlarıyla para piyasalarına yansımaya başladı. Siz hiç artık bizim şu ünlü büyük sermaye-siyaset-iktidar-medya savaş korosundan, ''Ah vah, Irak savaşında ABD'nin yanındaki yerimizi almadık. Savaş ganimetlerinden pay alamadık'' anlamına gelen bir yakınma duyuyor musunuz?

Bizimkiler biraz şaşkın, ABD'nin gecikmiş zaferini duyabilme umudu içinde sessiz bekleyedursunlar, ABD içinde AB'de, zengin kuzey ile çıkar bağları önde tüm ülkeler siyasi iktidarları, sermaye güçlerinde, bu işten en az zararla sıyrılabilmek için yol arayışları var. Bu nedenle de giderek daha gür, yükselen muhalefet sesleri olarak, ABD'nin Irak politikalarındaki yanlışların altı çiziliyor, Irak bataklığına saplanma olgusu daha gerçekçi irdeleniyor. ABD'nin bataklıktan kurtulma çırpınışları olarak uyguladığı şiddet stratejisinin, direnişleri kıramama noktasında, doğrudan terörün güçlenme aracı olduğunun altı çiziliyor. Kaostan söz ediliyor.

Biz son ayları AB'yle yatıp kalkarak geçirdiğimiz için bu dünya dengelerini değiştirmekte olan taşların yerlerinden oynaması olgusundan daha bir bihaber konumdayız. Irak bataklığındaki gelişmelerin, aslında AB'yi de ne boyutlarda derinden etkilemekte olduğunun algılamasına, ayırdına varamadan.

AB içinde Irak işgali öncesi yaşanan, ''Savaşta ABD'nin yanında olmak ya da olmamak bloklaşması'' AB üyesi ülkelerin gündeminden düşmüş gibi. Şimdilerde hep birlikte, ABD'nin bataklıktan çıkamaması halinde başta petrol fiyatları, AB ekonomisine olumsuz yansıyacak, çöküş yaratabilecek gidişatı değiştirebilmenin yolları aranıyor. Irak'ın, Ortadoğu'nun geleceği üzerine yapılan hesapları çok az biliyor olsak da sonuçlarının bizim AB üyelik raporunda bile pek çok ayrıntısıyla yansıdığına tanık oluyoruz.

Örneğin medya haberleri arasında şöyle bir geçti. Fakir-Der'in Fakir Baykurt 'u anma etkinliklerinde Burdur'da birlikte olduğumuz için Onur Öymen 'in açıklaması ve metindeki ilgili paragrafı göstermesi sayesinde bilgi sahibi oldum. Dicle ve Fırat'ın adı konmuş olarak düzenlenmiş bir paragraf metni var. İki nehrimizin suları üzerindeki barajların yönetimi, akmakta olduğu diğer topraklardaki ülkelerin katılımıyla oluşacak bir konsorsiyuma devredilecek. Türkiye sularının üzerindeki barajların yönetim iktidarını, İsrail, Kuzey Irak, Suriye hükümetlerinin eşit söz hakkı sahibi oldukları bir konsorsiyum alacak.

Türkiye-AB üyelik rapor metnine böyle bir paragrafı kimler, nasıl, hangi ekonomik-sosyal-siyasal hesaplar içinde sokuşturmuş olacaklar? Hikmet Bila dünkü yazısında, ''Ambargo niye kalktı'' sorusunu yöneltmiş. Almanya'nın Kürt halkına karşı kullanılabileceği gerekçesiyle bir zamanlar satmaktan vazgeçtiği tankları, Türkiye'nin alternatif tank üretmesi aşamasında bugünlerde satmayı önerdiğinin altını çiziyor. ABD'nin korumasında Kuzey Irak'ta PKK üslenmişken, herhalde Türkiye'nin ABD askerini hedef alarak bu tankları kullanmasının nasılsa söz konusu olamayacağı varsayımının payını da sorguluyor.

Küreselleşme adı altında yeni dünya sömürü düzeninin tek ideoloji olarak insanlığa dayatıldığı, küreselleşmenin insan için değil, sadece ve sadece paranın dini imanı olmayan kuralları, tekel çıkarları için geçerli olduğu bu süreçte, aslında dünya dengeleri, taşlar sermaye çıkarları için de önemli boyutlarda kaygı yaratacak biçimde yerinden oynamış gözüküyor.