Ekonomi28 Eylül 2004 00:00

Her ekonomik kriz ülkemize yönelik terördü - Nuh Gönültaş

İstanbul'da finans dünyasının içinden önemli bir isimle konuşuyoruz. "Irak savaşından sonra bu ülkeden Türkiye'ye 25 milyar dolar girdi. Üstelik bu para bir daha geri dönmemek üzere geldi." diyor. naproxennatrium site naproxen kruidvatrenovation vejle site renovabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Bu konunun önemi büyük. Çünkü bugüne kadar Batı'dan Türkiye'ye gelen yabancı para miktarı hiçbir zaman bu miktarlara ulaşmadı. Borsayı yakından izleyenler "İstanbul borsasındaki yabancı para miktarının ne zaman 15 milyar dolar seviyelerine gelse, bu para birden dövize yönelip Türkiye'yi terk etti" diyor. Yabancıların dövize hücumu ile de her seferinde Türkiye'de bir ekonomik kriz oluştu!

1994 yılının Nisan ayında yaşanan krizin tanıklarından biri dönemin Merkez Bankası Başkanı Yaman Törüner'di. Törüner, o günlerde bazı dış güçler hesabına hareket eden devlet içindeki bazı kişilerin dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve Merkez Bankası yönetimini yanlış kararlar almaya sürüklemek için yaptıkları girişimleri yıllar sonra anlattı. 2000 ve 2001 yıllarında yaşadığımız ekonomik krizler hakkında ise bu dönemlerin Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, çok önemli ifşaatlarda bulundu. Şimdi de eski Hazine Müsteşar Yardımcısı Osman Tunaboylu çok önemli açıklamalarda bulunuyor. Tunaboylu, "Rumeli'den Esen Yel" kitabında ekonomik krizleri "soygun" olarak niteliyor ve "terörist saldırı"lara benzetiyor. Türkiye biri Kasım 2000, diğeri Şubat 2001 olmak üzere iki kriz daha yaşadı. Yirmiden fazla banka ve binlerce işyeri battı. İşsizlik büyüdü. Tunaboylu diyor ki:

"Nedendir bilmem, bu iki kriz bana, 11 Eylül 2001 günü New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin yüz on katlı ikiz kulelerini yerle bir edip binlerce masum insanın ölümüne yol açan terörist saldırıyı çağrıştırıyor. Amerika bu işin failinin Bin Ladin adlı kendi yetiştirmelerinden bir terörist olduğunu ilan edip peşine düştü. Orada saklanıyor diye Afganistan'ı bombalayıp yerle bir etti. O işin faili Bin Ladin ise, bizimkinin faili kaç bin Ladin'dir ve nerede saklanıyorlardır bilmem. Lakin amaçlarının ekonomisini iflas noktasına getirerek Türkiye'ye diz çöktürmek, aman diletmek olduğu apaçık ortada. Nitekim öyle oldu. Kadim dostumuz ve stratejik ortağımız (!) ABD'nin desteği ile IMF imdadımıza yetişip, dalgalı kura geçer ve bundan sonra ben ne dersem onu yaparsanız size yardım ederim, yoksa siz bilirsiniz dedi. Bununla da yetinmedi. Memlekette ekonomi bakanı olacak kimse bulunmadığından lütfedip, sakın sözünden çıkmayasınız ha diye sıkı tembih ederek bir de bize bir ekonomi bakanı gönderdi.

Milletin hali nicedir demeden, IMF istedi diye kanun , IMF istedi diye kararname çıkardılar. IMF, borçlarınız çok fazla, hesabınızı, kitabınızı borçlarınızı ödeyecek şekilde yapacaksınız, tasarruf edeceksiniz, bütçeniz her yıl en az şu kadar fazla verecek dedi. Mevcut vergileri arttırıp yeni vergiler koydular."

HAYIRDAN ŞER, ŞERDEN HAYIR DOĞABİLİR

Eğer, yukarıya aldığımız bu sözlerin sahibi Türk Hazinesi'nin iki numaralı ismi ise, son on yıl içinde yaşadığımız üç ekonomik krizin sadece ekonomik sebeplerden kaynaklanmadığı tezleri tamamen doğrulanmış oluyor. Yaman Törüner ve Gazi Erçel'in ifşaatlarından sonra, Osman Tunaboylu da tanık olduğu olaylara karşı duyduğu vicdani rahatsızlığı bu itiraflarla dışa vuruyor.

Peki Türk ekonomisini çökertip Türkiye'yi teslim almak isteyenler kimlerdi? Aslında adres sormaya gerek yok. Paranın izi, bizi o melun adreslere kolaylıkla ulaştırıyor!

Osman Tunaboylu haksız değil. Ha ABD'ye yönelik 11 Eylül saldırısı, ha Türkiye'ye yönelik Kasım 2000 ve Şubat 2001 saldırıları. Özünde bu saldırılar arasında bir fark yok. Biri Amerikan imparatorluğunu çökertmeyi hedefledi, diğeri Türk ekonomisini ve dolayısıyla Türkiye'yi. Çok şükür hala ayaktayız. Her şerde mutlaka bir de hayır vardır denir ya, Irak savaşından sonra, ortalıkta kalan paranın 25 milyar dolarının Türkiye'ye geleceğini kim tahmin edebilirdi?