Kim Büyüyor? - ZEKERİYA TEMİZEL
Tatil dönüşünde masamda biriken gazeteleri karıştırıyorum. Hepsinde çarpıcı ortak ekonomik haber, yılın ikinci çeyreğindeki büyüme hızının yüzde 14.4 olarak gerçekleşmiş olması. İnanılır gibi değil. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacierenovation vejle site renovaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Bu oran, son 14 yılın büyüme rekoru.
Büyüme, yılın ikinci yarısında da aynı şekilde sürerse bu da galiba bir dünya rekoru olacak.
Dünyada bu düzeyde büyümüş başka bir ülke, bildiğim kadarıyla yok.
Dünya rekoru kırarak büyüdüğümüze göre bunun yansımalarını görüyor olmamız gerekir. Bu büyümeden toplumun tüm kesimlerinin yararlanması, işsizliğin azalması, toplumsal refah düzeyinin artması gerekiyor.
Sanki Türkiye'den iki haftalığına değil de yıllarca önce ayrılmışım, döndüğümde çok farklı bir ülke bulmuşum sanıyorum.
****
Böyle bir büyümenin ekonomiye etkileri çok önemli olacaktır diye düşünüyorum.
Bir defa bu büyüme enflasyondaki düşüşle birlikte gerçekleşiyor. Enflasyon yüzde 8'ler düzeyinde gerçekleşirken büyüme de yüzde 14 olursa, yüzde 22'lik faiz oranının altında gerçekleşecek her borçlanma kamu borç stokunun azalmasına neden olacak.
Bu, yıllardan beri ülkemizin kırmaya çalıştığı kısırdöngü.
Bu büyüme ile birlikte halkın refah düzeyinde de önemli bir artış olacak. Halkın enflasyon nedeniyle reel satınalma gücünün korunması, büyüme oranında gelirlerinin de artması halinde, gelirlerinin de en az yüzde 22 oranında artması gerekiyor.
Bu orandaki bir büyümenin yaratacağı en büyük beklenti ise sağlayacağı istihdam. Böyle bir büyümeden sonra binlerce istihdam yaratılacak, işsizlik azalacak.
****
Sevincimi pekiştirmek için Devlet İstatistik Enstitüsü'nün (DİE) büyüme ile ilgili rakamlarının ayrıntısına giriyorum, ancak sevincim kursağımda kalıyor.
Tarım büyümemiş. İkinci çeyrekte tarımda yüzde 3.4 büyüme olmasına karşın ilk çeyrekteki gerileme nedeni ile ilk altı ayda tarımdaki küçülme yüzde 0.4 olmuş. Yani ülkemizdeki rekor büyümeden köylü pay almamış. Hatta daha da yoksullaşmış.
İnşaattaki büyüme ise yüzde 0.2. Yani inşaat sektöründeki büyüme neredeyse sıfır.
Konut sahipliğindeki büyüme yüzde 1.2, devlet hizmetlerindeki büyüme ise yüzde 1. Devletin yatırım harcamaları da yüzde 9.6 azalmış.
Rekor düzeyde büyüyen ne? İthalat ve ithalat vergileri.
Sanayideki büyüme elbette sevindirici. Ancak bunun istihdama etkisi sıfır. Sanayimiz büyümüş, ama çalışanların sayısı azalmış.
Büyüme ile halkın refah düzeyinde bir değişiklik olmuş mu?
İşte bu da olmamış. Dün Cumhuriyet gazetesi bu durumu ''Zenginlik karın doyurmadı'' başlığı ile verdi.
İlk altı aydaki gelirin harcama tablosunun gösterdiğine göre, devletin maaş ve ücret harcamaları sadece yüzde 1.2, gıda harcamaları da yüzde 0.6 artmış. Gıda harcamalarının yüzde 40'ını yapan, nüfusun en varlıklı yüzde yüzde 20'lik diliminin harcamaları artarken gıda harcamalarının ancak yüzde 9'unu yapan en yoksul yüzde 20'lik kesiminin harcamaları ise düşmüş.
Gerçekler Türkiye gerçekleri. Değişen bir şey yok.
Büyüme ile övünenler bile yılın ikinci yarısında büyümenin azalacağını söyleyerek ekonominin ısınmasından doğan tedirginliği gidermeye çalışıyorlar.
Bu, büyümenin sürdürülebilir olmadığının itirafı.
Halk da bunu görmüş olmalı ki yıllık gereksinimlerini kredili olarak stoklamak için büyük mağazalarda kuyruklar oluşturuyor.
Büyümenin doğrudan yansıdığı alan ise bakan çocuklarının ''sünnet tahtlarının'' önüne konulan hediye(!) sandıklarının boyutları.