Enerji Politikası Olmayan Yandı! - Özlem Yüzak
Petrol... Kara, kapkara... Uğruna yapılan savaşlar bitmiyor. Çıkarılan bölgelerde istikrarsızlık dinmiyor. Birbirlerini ziyarete giden ülke liderlerinin çantaları enerji dosyalarıyla dolu. Kıran kırana pazarlıklar, kimi zaman tehdide varan söylemler... Öyle ya, 'gelecek' kurgusunun baş kahramanı enerji. Enerjinin de başrol oyuncusu hâlâ petrol. Fiyatlar fırladıkça hepimiz hop oturup hop kalkıyoruz.
OECD'de üst düzey yönetici olarak çalışan Mehmet Öğütçü , aynı zamanda enerji konusunda uluslararası deneyime sahip bir uzman. Çoğu ülkenin, acil önlem planlarını panik görüntüsünden kaçınmak için net şekilde ortaya koymadığını, ancak ciddi önlemler aldıklarını söylüyor. Örneğin, Kore hükümeti fiyatlardaki her bir dolarlık artışın ekonomisine yıllık 750 milyon dolarlık yük getirdiğini ve GSMH büyümesini yüzde 0.25 gerilettiği açıklamış. Koreliler ilk iş olarak petrol ithalatından alınan gümrük tarife ve vergilerini yarı yarıya azaltmışlar. Şayet 10 günlük Dubai fiyat ortalaması belli bir düzeyin üzerine çıkarsa stratejik rezervlerinden bir bölümünü piyasaya sürmeyi planladıklarını belirtmişler. İsviçre hükümeti ise öncelikle enerji tasarrufu önlemlerine ağırlık verileceğini, en başta da ulaşım sektöründe yüzde 25 tasarrufa gidileceğini açıklamış.
Öğütçü, petrol arz-talep dengesizliğinin önümüzdeki günlerde daha da artabileceği ve yeni bir uluslararası enerji bunalımının patlak vereceği yönündeki ihtimallerin güç kazandığını vurguluyor.
Enerji ithalatına göbekten bağlı Türkiye'nin de bu eğilimleri dikkate alarak şimdiden uzun vadeli ve kapsamlı bir enerji stratejisi oluşturması şart.
Öğütçü'nün dikkat çekmeye çalıştığı bir diğer nokta da Avrupa Birliği'nin Hazar ve Orta Asya enerji politikasının olmaması: ''Doğalgazda ana tedarikçi olan Rusya ile ne istediğini bilen adımlar atıldı. Ancak Orta Asya ve Hazar havzası AB'nin radar ekranında pek net seçilemiyor. Oysa bölgede birçok AB şirketi faaliyette. AB'nin kendi şirketlerinin menfaatlarını kollamak ve ABD ile Çin'in artan ağırlığını dengelemek için bile olsa bölgede bir nebze aktif olması gerekir. Bakû-Tiflis-Ceyhan boru hattı konusunda Avrupa Komisyonu'ndan ses getiren bir tavır hiç duydunuz mu? Şayet AB ortak bir güç oluşturarak yaşamsal enerji ve ekonomik menfaatlarını desteklemek istiyorsa Hazar ve Orta Asya kaynaklarına, boru hattı projelerine farklı bir gözle bakmak zorunda. Elinde bölgede başka benzeri olmayan Tacis, Phare, Synergy, INOGATE gibi teknik yardım programları ve işbirliği anlaşmalarını bu amaçla kullanabilir. Bu stratejinin oluşturulmasına aday ülke ve 40 yıllık ortak olarak Türkiye'nin de erken aşamada katkı sağlaması şimdiden düşünülmeli ve AB ile ilişkiler gündemin merkezine oturtulmalıdır.''
Öğütçü'nün sözleri, 32 yıl aradan sonra Türkiye'yi bugün ziyaret edecek olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile enerji konusu da masaya yatırılacağı için önemli. Hem neden Türkiye, Orta Asya ile Avrupa Birliği arasında köprü olmasın ki?...
Cumhuriyet