Cari Açık ve Ekonomik Kriz - Öztin Akgüç
Einstein 'ın sık sık yinelenen özdeyişi vardır: ''Aynı deneyden farklı sonuçlar beklemek aptallıktır.'' Biz de 1950'den beri siyasette, ekonomide aynı deneyi ya da denemeyi yaparak farklı sonuçlar elde etmeyi umuyoruz.discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena
Bu köşede de yinelenmektedir. Dalgalı döviz kur sistemi ve döviz rezervleri nedeniyle cari işlemler açığının geçmiştekine benzer sorunlar doğurmayacağı savı yerinde değildir, gerçekçi değildir.
Kısa süreli sermaye hareketleri, sıcak para, dalgalı kur sisteminin, dengeyi sağlayıcı, otomatik bir düzenleyici, stabilatör işlevini görmesini engellemekte ya da geciktirmektedir. Kısa süreli sermaye hareketleri, çok sık yinelendiği gibi, döviz arzını arttırmakta, cari işlemler açığına karşın, döviz kurları yükselmemekte hatta zaman zaman azalmaktadır. Ekonominin likiditesinin de, döviz alımları nedeniyle emisyon hacminin genişlemesi ve artan yerel ya da ulusal paranın da tam sterilize edilememesi, geri emilmemesi nedeniyle artması, faizlerde bir gevşemeye yol açmaktadır. Artan dışalım sonucu mal arzının genişlemesi, fiyat artış hızını yavaşlatmakta hatta yer yer fiyat düşüşlerine dahi yol açmaktadır. Ortaya bir süre için olumlu, pembe tablo çıkmaktadır. Döviz bolluğu, döviz kurlarının yükselmemesi, hatta zaman zaman düşmesi, faizlerin düşme eğilimi göstermesi, fiyat artışlarının sınırlı düzeyde kalması, başka bir deyişle enflasyonun yavaşlaması, ithal mallarında bir darlık yaşanmaması gibi.. ama bu durum geçicidir. Sıcak para akışının durması, hatta yavaşlaması bile bu görüntüyü bozabilir. Hele hele kısa süreli sermayenin yurtdışına çıkışı, cari işlemler açığı ile birleşince, ekonomide kriz göstergeleri başlıyor. Kurlar hızla yükseliyor, buna bağlı olarak faizler artıyor, borçlu özellikle yabancı para ile borçlu, pozisyon açığı olan kuruluşların mali yapıları bozuluyor, ödeme güçlükleri başlıyor, bankaların tahsili gecikmiş alacakları kabarıyor, ödeme güçlükleri beraberinde işten çıkarmaları getiriyor. Tüm bunlar kriz arazının göstergelerini oluşturuyor.
''Türkiye'nin güçlü döviz rezervi var. Sermaye çıkışı olsa bile Türkiye, ödemelerde zorluğa düşmeden yükümlülüklerini yerine getirebilir'' savı da geçerli değildir. Bankaların net döviz pozisyon açıkları olduğundan, bankalardan bu bağlamda bir katkı gelmez. Tersine pozisyon açığı olan bankalar, daha fazla kur farkı yememek, kur zararlarını azaltabilmek için, döviz talebini arttırarak krizi de tetikleyebilirler. Gerçi TCMB'nin haftadan haftaya değişmekle beraber 33 milyar USD dolayında brüt döviz rezervi vardır. Ancak TCMB'nin brüt döviz rezervinin kaynağı, TCMB'nin döviz borçlarıdır. TCMB'nin, bankaların yatırmış olduğu zorunlu karşılıklar nedeniyle bankalara, kredi mektupları döviz tevdiat hesapları nedeniyle büyük ölçüde yurtdışına borçlu durumdadır. Bunun yanı sıra kullanmış olduğu döviz kredileri ve döviz yükümlülükleri vardır. Banka brüt rezervinin ancak bir bölümünü kullanabilir, aksi halde yükümlülüklerini karşılayamayacak duruma düşer. TCMB'nin döviz yükümlülüklerini aşan net döviz pozisyonu, yine kısa aralıklarla değişmekle beraber birkaç milyar USD düzeyini aşmamaktadır. Türkiye'nin, TCMB'nin 10.0 milyar USD dolayında net döviz pozisyonu olduğu 2000 ve 2001'de büyük bunalım yaşadığı unutulmamalıdır. Bu denli döviz rezervi kısa sürede eriyerek net pozisyon eksiye düşer.
Cari işlemler açığı, ABD gibi dünyanın en büyük ekonomisinde,dahi sorun olarak görülmekte, USD'nin Euro ve JPY karşısında değerini kısa süreli oynamalar dışında, olumsuz etkilemektedir. Tüketici kredilerinde KKDF oranının 5 puan arttırılması gibi palyatif, marjinal dahi nitelendirilmeyecek önlemler bir yana, dışalımı kısıcı ciddi önlemler almak gerekir. Böyle giderse kesin tarih vermek güç ama Türkiye, kurların hızla artışı biçiminde bir krizle karşı karşıya kalır.
''Her kriz fırsat yaratır ya da beraberinde fırsatlar getirir'' denir. Doğrudur. Yakın geçmişi bir düşünelim; ekonomik krizler, bizlere ANAP ve Özal 'dan, Çiller ve DYP'den ve son olarak da 57'nci hükümetten kurtulma fırsatını vermiştir. Olası bir kriz de Sayın RTE 'den ve AKP'den kurtulma fırsatını verecektir, ama bu fırsatların, bu kurtuluşların ne yazık ki toplumsal maliyeti yüksek olmaktadır.
27.08.2004 Cumhuriyet