Dış kredi ile açık kapatılamaz
Boğaziçi ve İstanbul üniversiteleri eski öğretim üyesi, Dünya Bankası Hindistan Büro Şefliği görevinden emekli Prof. Dr. Oktay Yenal, Türkiye ekonomisini tehdit edecek boyutlara ulaşan dış borçlar ve iç açık konusunda değerlendirmelerde bulundu. Dış kredi ile iç açıkların kapatılamayacağını savunan Yenal, bundan sonra Türkiye'yi bekleyen gelişmeler konusunda öngörülerde bulunurken önerilerini de sıraladı. cleocin 150 mg read cleocin 300 mgkamagra kamagra wikipedia kamagra geloxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Ne yazık ki siyasette bir bilinçlenme yok. Genel seçimlerden önce her büyük siyasal partinin programında söz verilen yeni harcama ve teşvik programlarından ve vergi indirimlerinden duyduğum endişeyi yazmış, ancak bu yazıyı basacak gazete bulamamıştım. O vakitten beri de, önceki hükümetlerin yaptığı gibi, her sıkıştığımızda dolaylı vergileri arttırıyor, hâlâ direkt vergi reformu yapamıyor, büyük faiz gelirlerinden bile vergi almak istemiyoruz.
Prof. Dr. OKTAY YENAL
Dış açık dış kredinin doğal sonucudur: Yıllarca dış kredi almaya can attık, şimdi ise büyüyen dış ödemeler açığından endişeleniyoruz. Ama bu iki işlemin birbirine bağlı, hatta aynı şeyin iki yüzü olduğu gözden kaçıyor. İhracatınızdan daha çok ithalat yapmayacaksanız yeni dış krediye ne gerek var? Dış kredi alınca bunu mal ithalatında kullanmayacaksanız nerede kullanacaksınız? Yeni dış kredinin reel olarak ekonomiye katılımı ancak dış cari ödemeler açığının büyümesi ile mümkündür.
İki yıl önce çok kimse IMF'den aldığımız büyük krediye sevinip bayram ederken, borç yükü yüksek ekonomimizde ''İç açığı dış kredilerle kapatmak tehlikeli bir yöntemdir,'' diye yazmış ve yurda yüklü miktarda dış döviz girişinin ya likiditeyi arttırarak enflasyonu körükleyeceğini, ya da dış ödemeler açığını büyüteceğini anlatmaya çalışmıştım.(*)
Nitekim, IMF'den alı nan büyük borç, önce ekonomideki likidite artışını arttırıp (2001 ve 2002 yıllarında yüzde 70-80) enflasyonu körükledi. Sonra da dış açık büyümeye başladı. Ülkeye gelmeye başlayan sıcak paranın da etkisiyle Türk Lirası değerlendi, ithalat artışı hızlandı, dış cari ödemeler açığı 2002'de 1.5 milyar dolardan 2003'te 6.9 milyar dolara yükseldi.
Hükümet ile IMF tarafından 2004 için yıllık dış ödemeler açığı 11 milyar dolar olarak programlanmışken açık daha ilk altı ayda (Ocak- Haziran) 10 milyar dolara ulaşmış bulunuyor. Bu yılın ilk altı ayında mal ithalatına harcadığımız para, ihracat kazancımızdan yüzde 50 (15 milyar dolar) daha fazla olmuş. Aynı sürede turizmden 4 milyar kadar gelir elde etmişiz, ama buna yakın bir parayı dışa faiz ödemeleri için harcadığımızdan altı ayda cari açık 10 milyar dolara çıkmış.
Yani dış dünyadan elde ettiğimiz cari kazançtan 10 milyar dolar fazlasını dış dünyaya cari harcama olarak ödemişiz.
Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Dış dünyadan kazandığımızdan bu kadar daha fazla harcamayı nasıl yapabildik? Borçlanarak! Bu yılın Ocak - Haziran aylarında 1 milyar dolar doğrudan dış yatırımlardan, 3 milyar yabancıların aldıkları tahvil ve bono bedellerinden, 3.6 milyar dolar da sermaye piyasası dışında sağlanan kredilerden geldi. Geriye kalan 3.2 milyar doların nereden geldiğini de bilmediğimiz için istatistikte bu ''hata ve noksan'' olarak gösteriliyor.
(* Oktay Yenal, Görünen Köyün Kılavuzu, Ankara: İktisat / İşletme ve Finans Yayınları, 2002.)
24.08.2004 Cumhuriyet