Ekonomi19 Ağustos 2004 00:00

Petrolle oynanan oyun - Zekeriya Temizel

Petrol fiyatlarındaki tırmanış, yeniden, ekonomilerin karabasanı oldu. Petrolün varil fiyatının 47 doları aşması, 1970'li yıllardaki birinci ve ikinci petrol şoklarıyla karşılaştırılıyor. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesdiscount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardcialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardcleocin 150 mg read cleocin 300 mgrenovation vejle site renova

1970'li yıllarda olanları, kısaca hatırlamakta yarar var.

1973 ve 1979 petrol şoklarının sonucunda 9 dolar olan petrolün varil fiyatı 39 dolara tırmandı. Sanayileşmiş ülkeler, tekel konumunda oldukları sanayi ürünlerinin dış satım fiyatlarını ayarlayarak, bu maliyeti, bu ürünleri ithal etmek zorunda bulunan gelişmekte olan ülkelerin sırtına yükleyerek krizi aşmayı başardı. Üstüne üstlük gelişmiş ülkeler gelecekte böyle bir petrol şokuna karşı dayanıklılıklarını arttırmak için de alternatif enerji kaynakları ile kendi kaynaklarına yöneldi, petrol ve dışa bağımlılıklarını azalttı.

Petrol fiyatlarının artışı ile petrol ihraç eden ülkelerde oluşan ''petrodolar'' ların gelişmiş ülkelerin finans piyasalarına akmasıyla da kredi maliyetleri düştü.

Kısacası 1970'li yıllardaki petrol şokları sonucunda ortaya çıkan fiyat artışlarından sanayileşmiş ülkeler yararlandı. Krizin bedelini dış satım fiyatlarını ayarlama olanağı olmayan ülkeler ödedi. Üstelik petrole olan bağımlılıklarını azaltamadıkları için de üretim maliyetleri yükseldi, büyümeleri yavaşladı. Krizin suçu ise petrol ihraç eden ülkelere yüklendi, OPEC günah keçisi oldu.

***

Birinci ve ikinci petrol şokları, o zamana kadar gelişmekte olan ülkelerin sanayileşmesinde bir olanak olarak görülen ''ithal ikamesine dayalı sanayileşme politikaları'' nın da sonu oldu. İthal ikamesine dayanan sanayi, hem ithal girdi fiyatlarının hem de enerji fiyatlarının artışı nedeni ile gereksinim duyduğu dövizi sağlayamadığı için çöktü. Örneğin o dönemde Türkiye'nin petrol için ödediği döviz, toplam ihracat tutarının yüzde 126'sı düzeyine çıkmıştı. Yani Türkiye'nin tüm ihracat geliri, petrol ithalatını bile karşılayamıyordu.

Bu krizden sonra, ''Liberal politikalar ve ihracata yönelik sanayileşme politikaları'' bu ülkelere tek çözüm olarak dayatıldı.

Gelişmekte olan ülkelerin bu yapısal değişimi için gereken kaynak ise petrol ihracatçılarının elinde yığılan trilyonlar düzeyindeki ''petrodolarlardı'' .

Gelişmiş ülkelerin bankacılık sistemine akan petrodolarlar, gelişmekte olan ülkelere borç olarak verildi. Bu kaynaklar gerçekten de ihracata dönük sanayi için kullanılsaydı, yine de bir çözüm olabilirdi. Nitekim çok yararlı yatırımlarda da kullanıldı. Ancak devletlerin de kamusal gereksinmeleri karşılamak için de bu kaynaklara yönelmesi, uyguladıkları teşvik politikalarıyla alınan borçların hayali yatırımlar ve hayali ihracatlarda çar çur edilmesi, bu kaynak bolluğundan yararlanarak geri dönüşü olmayan gösteriş yatırımlarına girmeleri, hatta cari giderlerini bile alınan borçlarla karşılamaları ülkeleri borç alarak kalkınma tuzağına düşürdü. Neredeyse zorla borçlandırılan ülkeler borç ve faiz sarmalına girdiler. Yıllardır oluşturdukları ulusal varlıklarını yok pahasına satarak faiz ödediler. Kalkınma yarışında geri kaldılar.

***

Şimdi dünya yeni bir petrol şokuyla karşı karşıya.

Petrol fiyatlarının artma nedenleri ise yine bilinen klasik nedenler olarak sunuluyor. Yani, suçlu yine üretimi yeteri kadar arttıramayan petrol ihraç eden ülkeler (OPEC) ile talebi patlatan Çin ve Hindistan. Venezüella'daki referandum, Meksika körfezindeki kasırga gibi nedenler de işin tuzu biberi.

Ancak geliyorum diyen yeni petrol krizinin nedenleri bu kadar yüzeysel değil.

ABD'nin palavra nedenlerle Irak'a saldırısı ile başlayan savaşın bu sonuçları yaratacağı biliniyordu.

Bu köşeyi izleyenler hatırlayacaklardır. Irak savaşının başladığı günlerde yayımlanan ve Irak savaşının ekonomik maliyetini irdeleyen yazımızda, Yale Üniversitesi profesörlerinden William D. Nordhaus 'un ''Irak'a Savaşın Ekonomisi'' adlı incelemesine değinmiştik.

Prof. Nordhaus incelemesinde, savaşın uzun sürmesi halinde petrol fiyatlarının tırmanışa geçerek 75 dolara kadar yükseleceğini, özel tüketim ve toplam talebin gerilemesi sonucunda ekonomilerin durağanlığa düşeceğini ortaya koyuyordu. Bu çöküntünün dünya ekonomisine de damgasını vuracağı ve durgunluğun yayılacağı uyarısını yapıyordu.

Şimdi ham petrolün varil fiyatı 47 doları aştı.

ABD, petrol savaşı yüzünden dünya ekonomisini krize sürüklüyor.

Sonuçları mı? Onu da önümüzdeki günlerde göreceğiz.