Ekonomi17 Ağustos 2004 00:00

Yabancı sermaye mi? Milli sermaye mi? - MUSTAFA KIRALİ

Türkiye'nin ekonomik geleceğinin tartışıldığı ortamlarda sıkça sermaye yetersizliğinden ve yabancı sermayenin ülkemizin kalkınması için ne kadar gerekli olduğundan söz edilir. Yabancı sermayeyi ülkemize çekebilmek için her türlü mevzuat engelinin kaldırılması ve gereken tüm ayrıcalıkların yabancılara verilmesi ısrarla önerilir.escitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Bu yabancı sermaye lobisinin dayattığı doğrudan yabancı sermaye yatırımları yasa tasarısı Meclis'te kabul edildi.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları yasa tasarısının kabulü için lobi yapan çevrelere uluslararası tahkim tartışmalarını anımsatalım. O günlerde yayınlanan ekonomi dergisinin kapağında (ve bu lobinin etkisindeki köşe yazarlarının yazılarında) “Uluslararası tahkim kabul edilecek, 50 milyar dolar gelecek” diye bir palavra yazıyordu. Aradan geçen 4 yıl bu pişkinlerin suratlarını kızartmamış olacak ki aynı yalanları aynı utanmazlıkla doğrudan yabancı sermaye yatırım yasa tasarısı için de kullanıyorlar.
Doğası gereği sermaye kâr peşinde koşar, en yüksek kârı amaçlar bu sebeple gideceği yeri de kendi belirler. Siz istiyorsunuz ya da size iyilik olsun diye gelmez. Kalkınmayı yabancı sermayeden bekleyenlere sormak gerekir, yabancı sermayenin girip de kalkındırdığı, zenginleştirdiği ülke var mıdır? Yabancı sermaye kolay kazanç peşinde sömürecek ülke arar. Yüksek teknoloji gerektiren ve tüm dünyaya pazarlayabildiği ürünleri kendi ülkesinde üretir, ucuz işgücü gerektiren ve çevreyi kirleten sektörleri gelişmekte olan ülkelere kaydırır. Türk yatırımcı, yüksek enerji fiyatları, sigorta primleri, vergi gibi girdilerin yüksekliği nedeniyle yurtdışına kaçarken yabancı yatırımcının çok özel imtiyazlar almadan gelip yatırım yapmasını beklemek saflık olmaz mı?
Ülkemizde yabancı sermaye azlığından şikayet edenlere sormak gerekir. Her gün bir yenisi eklenen marketler zincirinin kaçı yerli kaçı yabancı? Deterjan sektöründe kaç yıldır kaç yabancı kuruluş var? Çimento, hazır beton,sigara, gıda sektörü (süt, yoğurt, margarin, burger, kola) gibi iç piyasaya kolayca satabildikleri ürünler için gelen yabancı sermaye yeni bir teknoloji mi getiriyor yoksa Türkiye pazarını mı sömürüyor? Kelepir banka peşinde koşan ve yakın geçmişte yaşadığımız ekonomik kriz sonrası ülkemize gelip ucuza şirket satın almak istediklerini ayan beyan söyleyen fırsatçı bezirganları kurtarıcı gibi göstermenin anlamı yabancı sermaye dalkavukluğu ve işbirlikçilikten başka nedir?
Gelsin de nasıl gelirse gelsin mantığı ile gelen yabancı sermaye ulusal pazarı yağmalamaktan başka işe yaramaz. Bunun en acı örneği birkaç yıl önce Uzakdoğu'da yaşandı. Bir gecede efsanevi Asya kaplanlarını çökerttiler ve yılların birikimi ulusal sanayi kuruluşları üç otuz paraya yabancılara satıldı, bankalar el değiştidi. IMF dayatmaları ile gerçekleşen bu korkunç senaryonun ikinci bölümü ise çok iyi bilindiği gibi yoksulluk, işsizlik yani tam bir felaketle son buldu.
Ulusal Sanayici ve İş Adamları Derneği'nin 2002 Haziran ayında Kızılcahamam'da düzenlediği 2. Genel Danışma Kurulu'nda yayınlanan ekonomi raporunda belirtildiği gibi “Yabancı sermaye, (1992 yılından 2001 yılına kadar) hisse senedi, tahvil ve bono piyasalarımıza 26.7 milyar dolar getirirken aynı dönemde 35 milyar dolar geri götürdü.” En yüksek faizle borç alabilmek için IMF kapılarında ödün üstüne ödün veren Türkiye'nin 8.3 milyar dolarını yabancılara hortumlatması hazin değil mi?

Yeniçağ 17.08.2004