Ekonomik krizin ayak sesleri!
Türkiye'nin 12 aylık dönemde ulaştığı ödemeler dengesi açığı 12 milyar doları bulurken cari açığın milli gelire oranında tehlike sinyali olarak kabul edilen yüzde 3.6'lık sınır da geride kaldı. 12 aylık dönemde ise bu oran yüzde 4'ü aştı.symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena
1980'de cari açığın milli gelire oranı yüzde 4.6'ya ulaşırken oluşan döviz açığı devalüasyona neden oldu. 1993'te oran yüzde 3.5 olarak gerçekleşirken 1994 yılındaki devalüasyon ve krizle birlikte cari açık kapatılabildi. 2000 yılının Kasım ayında oran yüzde 4.3'e ulaşırken 2001'de krizle birlikte cari açık 2.2 milyar dolarlık fazlaya dönüştürüldü.
Gelişmekte olan ülkelerde de son yıllarda yaşanan krizlerde, söz konusu ülkelerin cari açıklarının milli gelirin yüzde 3'ünü aştığı durumlarda finansal zorluklarla karşılaşıldığı görülüyor. 1997'de Güney Kore ve Malezya'da yüzde 4.4'e ulaşan bu oran Endonezya'da yüzde 3.2'ye çıktı ve ardından Asya krizi geldi. 1998'de Brezilya'da bu oran, yüzde 3.8 ve 2001'de Arjantin'de yüzde 3.3 olarak gerçekleşmişti.
İthalat dizginlenemiyor
Cari açığın ulaştığı boyut hükümeti de harekete geçirirken cari açığı 7.6 milyar dolardan 10.8 milyar dolara revize etmesi ve kredili tüketim harcamalarını kısmak için Kaynak Kullanımı Destek Fonu (KKDF) kesintisini yüzde 15'e yükseltilmesi de açığın risk unsuru olmaktan çıkarılmasına yetmeyecek.
2004 için öngörülen yüzde 5'lik büyüme hedefinin gerçekleşmesi durumunda, uzmanların 15 milyar doları bulabileceğine dikkat çektiği cari açığın milli gelire oranının yıl sonunda 2001 yılındaki yüzde 4.9'luk oranı da geride bırakarak yüzde 5'i aşabileceği ifade ediliyor. Döviz kuru politikasının yol açtığı ithal tüketim patlaması, ihracatın rekor kırdığı 2004'ün tüm aylarında dış ticaret açığının da rekor seviyelere ulaşmasına yol açtı. 2001'de yüzde 75, 2002'de yüzde 69 ve 2003'te yüzde 68 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2004'ün ilk yarısında yüzde 62'ye kadar geriledi.