Ortadoğu28 Haziran 2005 00:00

İran senaryoları hızlanabilir - Hasan Ünal

İran&#8217;da yapılan devlet başkanlığı seçimlerini öteki adaya kıyasla daha muhafazakar olarak adlandırılan Ahmedinecad&#8217;ın kazanmış olması bölgesel siyasi gidişat üzerinde belirli etkiler yapacaktır. Hatta yeni devlet başkanının özellikle nükleer projelerde ısrarcı olacağını açıklamış olması Amerika&#8217;nın uzunca bir süredir bu ülkeye karşı hazırlığını yaptığı hava harekatı senaryosunu hızlandırabilir. Amerika&#8217;nın ilk açıklamaları da bunun işaretlerini veriyor zaten.<BR><STRONG>Aslında Ahmedinecad&#8217;ın açık farkla seçimleri kazanmış olması Amerika&#8217;nın Ortadoğu politikalarına bölge halklarının nasıl itiraz ettiğinin açık bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.</STRONG> <div style="display:none">escitalopram i alkohol <a href="http://nguoiviendong.net/page/Escitalopram-Wiki">nguoiviendong.net</a> escitalopram i alkohol</div><div style="display:none">cialis sample coupon <a href="http://bilgecammakina.com/pages.asp?Id=2">cialis manufacturer coupon 2016</a> cialis manufacturer coupon</div><div style="display:none">discount card prescription <a href="http://racindirt.com/store/">discount prescription coupons</a> prescription drugs discount cards</div>

halklarının çoğu bundan en azından kavramsal düzeyde gayri memnun görünmüyorlardı. Kaldı ki, İran’da son yıllarda sistem içi liberalleşme olabildiğince hızlanmış ve bu politikaların savunucusu olan Hatemi açık farkla iki defa devlet başkanlığı seçimlerini kazanmıştı.
Hatemi ve arkadaşları genel olarak Batı dünyası ile ilişkilerini yumuşatmak yönünde girişimlerde bulunmuşlar ve bilhassa bölge ülkeleriyle olan ilişkilerinde epeyce olumlu sonuçlar almışlardı. Bu arada Avrupa ülkeleri İran’ın yavaş da olsa ‘liberalleştirilmesi’ projesine Amerika’dan çok daha destek verir görünüyorlardı. Hatemi ekibi Amerika ile bile yakınlaşmanın yollarını arar durumdaydı.

İran halkı da rejimin özellikle baskıcı taraflarına itirazlarını bilhassa seçimler yoluyla gösteriyor ve İran’ın hızlı bir değişim sürecine girdiği gözleniyordu. Ancak Amerika’nın Irak’ta yaptıkları her şeyi değiştirdi. Irak’a getirilenin bildiğimiz manada demokrasi olmaması, Ebu Garib hapishanesinde ve Irak’ın tümünde Amerikan askerlerinin halkı ve dinimizi aşağılayan tavırları belirginleştikçe işler ve kanaatler değişti. Felluce olaylarında Amerikan askerlerinin gösterdiği pervasızlık ve hakaretamiz davranışlar her şeyin üzerine tuz biber ekti. Amerika’nın Kürt devleti kurma girişimleri herkesi soğuttu.
Bütün bunlar İran seçimleri üzerinde etkili olmuş olmalıdır. Yakın zamanlara kadar rejime isyan etme de dahil olmak üzere pek çok senaryoya yatkın bir tavır sergileyen İran halkının bir anda farklı bir noktaya kaymış olmasını Amerika iyi değerlendirmelidir. Ama maalesef bunları dikkate alacak bir Amerikan yönetimi yok ortada. Bu gelişmeleri AKP hükümetinin de iyi değerlendirmesi gerekir. Çünkü Amerika ile İran arasındaki çatışma senaryoları hızlanacak olursa, bu durumda siyaset üretmede en fazla zorlanacak ülke AKP hükümeti yüzünden Türkiye olacaktır.

İran’ın nükleer programının bahane edilerek bir hava harekatı düzenlenmesi senaryosu daha fazla Amerika’nın gündemine oturabilir. İsrail Amerika’yı bu konuda daha fazla teşvik edebileceği bir fırsata dönüştürmek isteyebilir seçim sonuçlarını. Biz ne yapmalıyız? Amerika’nın Irak’ta Türkiye’nin bütün hak ve manfaatlerini ayaklar altına alması ortadayken, sanki hiç bir şey olmamış gibi bu defa da İran konusunda Amerika’ya destek vermemiz düşünülemez. Ayrıca Amerika’nın Irak’a müdahale ederken kulklandığı demokrasi, insan hakları vs. gibi bütün cafcaflı gerekçelerin artık kan ve göz yaşı anlamına geldiğini unutmamak gerekir.
İran’ın nükleer silah üretmeye çalışmasından orta vadede rahatsız olsak bile, Amerika’nın, elinde silah önüne gelene ateş etmeye hazır bir kabadayı görüntüsü verdiği bu dönemde İran’a bunun gereksizliğini anlatmak imkansız gibi bir şey. Ayrıca Amerika ve İsrail bu Kürt devleti senaryolarını devam ettirecek olurlarsa belki ilerde biz de nükleer silah sahibi olma ihtiyacını hissedeceğiz. Kısacası böyle bir Amerika-İran çatışmasında açık bir tavırla Amerika’nın yanında yer alamayız ve almamalıyız. Ama bunun karşılığında İran’ın da adımlar atması ve başta KKTC’yi tanımak olmak üzere Türkiye ile kapsamlı ilişkiler geliştireceğini işaretlerini vermesi gerekir. O zaman ilişkiler ve dostluklar daha kalıcı olacaktır.