Ortadoğu16 Mayıs 2005 00:00
Irak''ta artan direniş ve muhtemel senaryolar (1) - Hasan Ünal
Irak''ta Ocak ayında yapılan seçimlerden sonra işlerin yoluna yavaş da olsa gireceği ve direniş hareketinin halk desteğini kaybedeceği söylenmekteydi.Bu arada Talabani''nin cumhurbaşkanı seçilmesi Türkiye açısından olumlu bir gelişme olarak yorumlanmalıydı; zira Irak devletinin cumhurbaşkanı bir Kürt olunca artık Kürtler bağımsızlık çabalarına ara verecekler ve Irak içinde kalmayı yeğleyeceklerdi. Seçimlerden bu yana yaşananlar tam tersine bir gidişata işaret ediyor. Öncelikle direniş hareketinin artarak devam ettiğinin altını çizmek lazım.levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesnew prescription coupons sporturfintl.com online cialis coupons
Amerikalılar her ne kadar terör yaftası ile kötü göstermeye çalışsalar ve hadiseyi sadece Sünni bölgelerinin bir meselesi gibi göstermek isteseler de bunun tam doğru olmadığı açık.
Üstelik seçimlerden sonra Sünnileri temsilen bazı kişilerin kabinede yer almasına rağmen bu hadiselerin üstelik de artarak devam edebilmesi oldukça manidar.
Ayrıca Amerikan birliklerinin ortalama halka karşı hem çok saygısız olduklarını hem de sivil halkı kitleler halinde öldürmekten çekinmediklerini not etmek gerekir. Bu tür direniş hareketlerinde işgalci taraf ne kadar çok insanı öldürür ve ne kadar çok sayıda insanı da mağdur ederse, direniş de bir sonraki aşamasında o derece sertleşir ve kapsamlı hale gelir.
Kosova''da Sırp güvenlik güçleri Arnavut halka zulmettikçe direniş gösterenlerin sayısı artmış ve giderek Sırpların başını derde sokmuştu.
Aynı örnekler başka yerlerden de verilebilir.
İşgalcinin Irak halkını küçük gören tavrı da buna eklenince Amerika''ya karşı direnişin azalması ihtimalinin giderek mümkün görünmediği ortada. Amerika''da başta kutsal kitabımız Kur''an-ı Kerim''e olmak üzere genel manada İslam''a karşı küçük düşürücü hakaretlerin ve davranışların birbiri ardına gelmesi de direnişçilerin ekmeğine yağ sürecektir.
Nitekim Afganistan''da Amerika''ya karşı başlayan halk gösterilerinin zamanla Irak dahil pek çok ülkeye yaygınlaşması mümkün olabilir.
Irak zaten başta El-Kaide olmak üzere buna benzer örgütlerin antrenman sahsı haline getirildi ki, sadece bunlar bile Amerika''nın bu ülkeyi kontrol etmekte çok zorlandığına veya kontrolü neredeyse tümüyle kaybettiğine işaret eder. Amerikalılar Irak''ı kontrol edemediklerine ve önümüzdeki aylarda kontrollerinin daha da zayıflamasının muhtemel olduğuna göre, Irak''ta neler olabileceğini Türkiye''nin milli çıkarları açısından ele almak gerekir.
Amerika şu anda Irak ordusu ve polis birlikleri kurmaya çalışıyor ve bu yolla Irak''taki direnişçilerle bu birliklerin mücadele etmesini sağlamaya çalışıyor.
Ancak görünen o ki, bu da pek kolay olmuyor Hatta belki de mümkün değil.
Öncelikle polis ve orduya alınanların kendi etnik kökenlerine göre seçilmesi temel bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Örneğin Kuzey Irak''ta denetimi elinde bulunduran iki Kürt aşireti ve bunlara bağlı peşmergeler Iraklılık diye bir siyasi kimlik için mücadele etmiyorlar.
Tam tersine ilerde ve belki de çok yakında Irak''ın parçalanmasıyla sonuçlanacak bir Kürt kimlik mücadelesinin mensupları. Irak Şiilerinin tam olarak Iraklılık uğruna mücadele edip etmediklerini söylemek bu aşamada erken olabilir.
Çünkü vaziyetin tam olarak netleşmediği anlaşılıyor.
Ancak Şiilerdeki Araplık unsurlarının baskın olduğu görülüyor.
Bunun gelecekte Sünni Araplarla birlikte Araplık ve Müslümanlık temelinde bir devlet oluşturulmasını sağlayıp sağlamayacağını göreceğiz.
Sünniler ise şu anda Iraklılık adına mı mücadele ediyorlar yoksa kaybettikleri Sünni iktidarını yeniden ele geçirme çabası mı içindeler, bunları da zaman gösterecek.
Ancak her halükarda karşımızda Türkiye merkezli bir soru artan bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.
Acaba Irak parçalanacak mı? Veya Irak halihazırda parçalanmakta mıdır? Bu sorulara kesinkes hayır demek neredeyse imkansız.
Irak parçalanabilir.
Hatta göstergeler o yöndeki, Irak hızla bir parçalanmaya doğru gidebilir.
Belki de halihazırda bu sürecin içindedir.
Irak''taki çatışmalar arttıkça da bu bölünme senaryoları daha da belirginleşecek ve Türkiye''yi rahatsız edecektir. Bölünme senaryolarının en tatsız tarafı bir Kürt devleti kurulmasıyla ilgili olmasıdır.
Irak devletinin toprak bütünlüğünün bozulması bile tek başına huzursuz edicidir.
Çünkü bölgedeki ülkelerin toprak bütünlüğünün üstelik bir yabancı işgal sonucunda bozulması Türkiye''nin de içinde bulunduğu pek çok ülkenin istemeyeceği bir gelişmedir.
Böyle bir sürecin nerede son bulacağını tahmin etmek zordur.
Üstelik seçimlerden sonra Sünnileri temsilen bazı kişilerin kabinede yer almasına rağmen bu hadiselerin üstelik de artarak devam edebilmesi oldukça manidar.
Ayrıca Amerikan birliklerinin ortalama halka karşı hem çok saygısız olduklarını hem de sivil halkı kitleler halinde öldürmekten çekinmediklerini not etmek gerekir. Bu tür direniş hareketlerinde işgalci taraf ne kadar çok insanı öldürür ve ne kadar çok sayıda insanı da mağdur ederse, direniş de bir sonraki aşamasında o derece sertleşir ve kapsamlı hale gelir.
Kosova''da Sırp güvenlik güçleri Arnavut halka zulmettikçe direniş gösterenlerin sayısı artmış ve giderek Sırpların başını derde sokmuştu.
Aynı örnekler başka yerlerden de verilebilir.
İşgalcinin Irak halkını küçük gören tavrı da buna eklenince Amerika''ya karşı direnişin azalması ihtimalinin giderek mümkün görünmediği ortada. Amerika''da başta kutsal kitabımız Kur''an-ı Kerim''e olmak üzere genel manada İslam''a karşı küçük düşürücü hakaretlerin ve davranışların birbiri ardına gelmesi de direnişçilerin ekmeğine yağ sürecektir.
Nitekim Afganistan''da Amerika''ya karşı başlayan halk gösterilerinin zamanla Irak dahil pek çok ülkeye yaygınlaşması mümkün olabilir.
Irak zaten başta El-Kaide olmak üzere buna benzer örgütlerin antrenman sahsı haline getirildi ki, sadece bunlar bile Amerika''nın bu ülkeyi kontrol etmekte çok zorlandığına veya kontrolü neredeyse tümüyle kaybettiğine işaret eder. Amerikalılar Irak''ı kontrol edemediklerine ve önümüzdeki aylarda kontrollerinin daha da zayıflamasının muhtemel olduğuna göre, Irak''ta neler olabileceğini Türkiye''nin milli çıkarları açısından ele almak gerekir.
Amerika şu anda Irak ordusu ve polis birlikleri kurmaya çalışıyor ve bu yolla Irak''taki direnişçilerle bu birliklerin mücadele etmesini sağlamaya çalışıyor.
Ancak görünen o ki, bu da pek kolay olmuyor Hatta belki de mümkün değil.
Öncelikle polis ve orduya alınanların kendi etnik kökenlerine göre seçilmesi temel bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Örneğin Kuzey Irak''ta denetimi elinde bulunduran iki Kürt aşireti ve bunlara bağlı peşmergeler Iraklılık diye bir siyasi kimlik için mücadele etmiyorlar.
Tam tersine ilerde ve belki de çok yakında Irak''ın parçalanmasıyla sonuçlanacak bir Kürt kimlik mücadelesinin mensupları. Irak Şiilerinin tam olarak Iraklılık uğruna mücadele edip etmediklerini söylemek bu aşamada erken olabilir.
Çünkü vaziyetin tam olarak netleşmediği anlaşılıyor.
Ancak Şiilerdeki Araplık unsurlarının baskın olduğu görülüyor.
Bunun gelecekte Sünni Araplarla birlikte Araplık ve Müslümanlık temelinde bir devlet oluşturulmasını sağlayıp sağlamayacağını göreceğiz.
Sünniler ise şu anda Iraklılık adına mı mücadele ediyorlar yoksa kaybettikleri Sünni iktidarını yeniden ele geçirme çabası mı içindeler, bunları da zaman gösterecek.
Ancak her halükarda karşımızda Türkiye merkezli bir soru artan bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.
Acaba Irak parçalanacak mı? Veya Irak halihazırda parçalanmakta mıdır? Bu sorulara kesinkes hayır demek neredeyse imkansız.
Irak parçalanabilir.
Hatta göstergeler o yöndeki, Irak hızla bir parçalanmaya doğru gidebilir.
Belki de halihazırda bu sürecin içindedir.
Irak''taki çatışmalar arttıkça da bu bölünme senaryoları daha da belirginleşecek ve Türkiye''yi rahatsız edecektir. Bölünme senaryolarının en tatsız tarafı bir Kürt devleti kurulmasıyla ilgili olmasıdır.
Irak devletinin toprak bütünlüğünün bozulması bile tek başına huzursuz edicidir.
Çünkü bölgedeki ülkelerin toprak bütünlüğünün üstelik bir yabancı işgal sonucunda bozulması Türkiye''nin de içinde bulunduğu pek çok ülkenin istemeyeceği bir gelişmedir.
Böyle bir sürecin nerede son bulacağını tahmin etmek zordur.