Saddam-Rumsfeld arasında gizli görüşme: İşte o diyalog! - İbrahim Karagül
<P class=yazar><STRONG>Ölümler artık onar onar sayılıyor. Haftalık ölüm bilançosu yüzlerle tekrarlanıyor.</STRONG> Hani, Bağdat'ta yönetim kurulmuş, her şey yoluna girmişti? Nasıl oluyor da Türkiye'den her şey toz pembe görünebiliyor?<STRONG> Bu dehşet tablosunun haber değeri bile kalmadı!</STRONG> ABD Savunma Bakanı Donald Rumselfd'in iki hafta önce neden telaşla Irak'a gittiğini kimse sorgulamıyor? <P class=yazar><STRONG>Önce El Kudüs El Arabi gazetesi, Rumsfeld'in Saddam Hüseyin'le gizli bir görüşme yaptığını yazdı.</STRONG></P><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">blog.phmglobal.com</a> symbicort cena</div><div style="display:none">cialis sample coupon <a href="http://bilgecammakina.com/pages.asp?Id=2">prescription card discount</a> cialis manufacturer coupon</div><div style="display:none">oxcarbazepine dosage <a href="http://www.bilie.org/blogengine/page/oxcarbazepine-49L.aspx">click</a> oxcarbazepin</div>
Rumsfeld: Sizinle Irak'ın durumunu konuşmaya geldim. (…)
Saddam: Ne istiyorsunuz? Soylu Irak halkının topraklarını işgal ettiniz. Bağımsız ve özgür bir ülkeye saldırdınız. Tarihin kanlı medeniyetinizin kanıtı olarak göstereceği suçlar işlediniz.
R (öfkesini bastırmaya çalışarak): Geçmişi bir kenara bırakalım. Size açık ve net bir öneri sunmak için geldim.
S: (alaycı bir şekilde): Özür dilemeye ve yönetimi Iraklılılara geri vermeye geldiğinizi farzediyorum.
R: Özür dilememizi gerektirecek bir şey yok. Komşuların için tehlikeliydin. Kitle imha silahları edinmeye çalışıyordun ve halkına zulmediyordun. Iraklıları otuz yıllık diktatörlükten kurtarmamız gayet doğal.
S: Sizin tarih konusunda cahil olduğunuzu biliyorum. Başkanınızın da. O kadar uzun süredir yalan söylüyorsunuz ki sonunda kendiniz de inanmaya başladınız. "Komşu"dan 'siyonist entite'yi kastediyorsanız, evet biz gerçekten onun için tehlike oluşturuyorduk ve Filistin topraklarını özgürleştirmeye hazırlanıyorduk. (…) Kuveyt'ten söz ediyorsanız; sormam gerekiyor: Siz Kuveyt'ten çekildiniz mi?
R: Bunlar güvenlik meseleleri. Kuveyt ve Körfez ülkeleriyle güvenlik anlaşmalarımız var. Onları savunmaya geldik.
S: Kuzunun kurda emanet edilmesi kadar gülünç değil mi? (…)
R: Yeterince çene çaldık. Size şu öneriyi….
S (sözünü keserek): Sizin kokuşmuş önerilerinizden önce, Irak'ta hiç kitle imha silahı buldunuz mu?
R: Şimdilik hayır. Bir gün bulacağız. İnkar mı ediyorsunuz?
S: 1991'den beri kitle imha silahımız yok. (…)
R: Irak halkı, baskılarınızdan kurtulmak için bizi sevinçle karşıladı.
S: Sayın Rumsfeld, lütfen... Yeterince yalan söylediniz. (……..) Tam olarak ne istiyorsunuz?
R: Bir önerim var. Kabul ederseniz serbest bırakılacak ve iltica etmek için bir ülke seçebileceksiniz. Televizyonda terörizmi kınayın ve adamlarınıza eylemleri durdurmalarını söyleyin.
S: Başkanınızdan bu öneri için onay aldınız mı?
R: Evet. Karar Başkan, Başkan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı ve İstihbarat Başkanı'nın bulunduğu bir toplantıda alındı.
S: Ivır zıvır, değersiz bir öneri.
R: Size yakın kişileri hükümete getirmeye de hazırız.
S: Başka?..
R: Siz ve ailenize, seçeceğiniz ülkede yüklü ekonomik destek ve koruma sağlanacak.
S: Şartlarımı mı öğrenmek istiyor musunuz? 1: Çekilmek için takvim açıklayıp dünyaya duyuracaksınız. 2: Bütün Iraklı ve Arap mahkumları serbest bırakacaksınız. 3: 1991'den beri Irak'a ve halkına verdiğiniz zararları tazmin edeceksiniz. 4: Irak hazinesinden ve petrolünden çalınan paraları geri vereceksiniz. Özellikle de Paul Bremer ve çetesi tarafından. 5: Çaldığınız ve tarihi eser mafyasına verdiğiniz eserleri iade edeceksiniz. …. Doğru, birkaç yüzyıldan fazla tarihiniz ve medeniyetiniz yok. Fakat bunlar sizin Irak'ın kaynaklarını çalmanızın, medeniyetinden nefret etmenizin mazereti olamaz. 6: Eğer bulduysanız, kitle imha silahlarını teslim edeceksiniz. Şehitlerimizin canlarını, onurunu zedelediğiniz kadınlarımızın onurlarını geri vereceksiniz.
R: Bu bir şaka mı?
S: Hayır! Bunlar acı gerçekler… 1980'lerde yine görüşmüştük. O zamanki önerilerini hatırlıyor musun?
R: Geçmişten yeterince konuştuk. Düşmanlarımıza karşı tavrımızı değiştiriyoruz. Ilımlı İslamcılarla her türlü diyaloğu geliştiriyoruz. Onların iktidara gelmesine engel olmayacağız. Hamas, İslami Cihad ve Hizbullah gibi 'terörist' örgütlerle diyalog kararı aldık. Hatta Taliban'la yeniden bağlantı kurma planlarımız var. Silah bırakmaları halinde onlara yönetimden pay vereceğiz.
S: Hatalarınızı değerlendirmeye mi başladınız? (…)
R: Bu senin için tarihi bir öneri… (…)
S: Boynumu, bütün Irak'ta kurduğunuz darağaçlarından kurtarma gibi bir amacım yok. Bunu isteseydim Rusya'nın önerisini kabul ederdim. Böylece iki oğlumun ve torunumun öldürülmesinin önüne geçmiş olurdum. Aileme ne olduğunu bilmiyorum fakat şuna inan; Irak halkını düşünüyorum, kendimi ve ailemi değil.
Siz bana kitle imha silahlarının Suriye'de gizlendiğini açıklamam yönünde bir teklif daha yapmıştınız. Eğer böyle bir şey açıklarsam beni serbest bırakacağınızı söylediniz. Reddettim, şimdi de reddediyorum… (…)
R: Celal Talabani'den sizin infazınızı onaylamadığı açıklamasını yapmasını istedik. (Talabani böyle bir açıklama yaptı-İ.K.)
S: Şerefimden başka hiçbir şeyim kalmadı ve şeref alınıp satılamaz.
R: Fakat yaşama paha biçilemez.
S: Irak'ın şerefini çaldınız. Ama Saddam yaşasa da şehit de olsa Irak şerefini geri alacak.
R: Tarih Irak'ta akan kandan sizi sorumlu tutacak.
S: Doğrusu, tarih sizi ve suçlarınızı yargılayacak. Londra'ya gitmeni ve Biritish Foreign Ofiice'deki kayıtları okumanı, Irak halkının İngiliz dostlarınıza karşı verdiği direnişi öğrenmeni isterim. Şu an siz aynı hatayı tekrarlıyorsunuz. Direniş tahmin ettiğinizden daha güçlü. Sizi temin ederim, daha fazlasını göreceksiniz!