İran vazgeçmeyecek ve İsrail vuracak-Org. Kemal YAVUZ (Em.)
İran'ın nükleer silaha sahip olmak istemedeki kararlılığının, bölgenin başına neler açabileceğini, daha önce birçok defa yazmıştık (22 Ağustos, 6 ve 10 Ekim 2004). Başta ABD olmak üzere, Batı dünyasının bu konuda aralıksız süren ikaz, ihtar hatta tehditlerine rağmen, İran'ın kararlılığı sürüyor ve bu yüzden olay, 'mukadder akıbetine' adım adım yaklaşıyor.İran, gerçekten önemli bir ülke. Yüzölçümü 1 milyon 648 bin Km2 (Türkiye'nin 2 katı), bir ucundan diğeri 2 bin Km. Nüfusu 70 milyon (10 milyon Azeri, 5 milyon Kürt, 100 bin Ermeni, 30 bin Yahudi). Kişi başına yıllık geliri 5200 $. Doğal kaynakları ve coğrafi konumu çok önemli. Dünya petrolünün % 11.4'ü (18 milyar ton) ve doğalgazının % 15.2'si (27 trilyon kubik metre) bu ülkenin toprakları altında.coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenaabilify link abilifykamagra link kamagra gel
Bu ülke 1 Nisan 1979'da bir 'İslam Cumhuriyeti'ne dönüştü ve 4 Kasım 1979'da Tahran'daki ABD Büyükelçiliği'ni işgal eden İranlı gençler, 52 Amerikalı'yı rehin aldılar. Bu rehineleri kurtarmak için ABD'nin Nisan 1980'de yaptığı operasyon, tam bir başarısızlıkla sonuçlandı. (Rehineler, 444 gün sonra anlaşma ile serbest kalabildiler). 22 Eylül 1980'de ise, Irak lideri Saddam, ABD'nin dezenformasyonuna kanarak İran'a saldırdı. ABD, İran'a gizli yollarla silah satarken, Irak'a İran birlikleri hakkında istihbarat bilgileri veriyordu. Sekiz yıl süren anlamsız savaş, her iki tarafın ağır kayıplarıyla 6 Ağustos 1988'de bitirilebildi. Böylece ABD, Irak'ı kullanarak İran'ı sarstı. Dört yıl sonra da sıra Irak'a geldi.
Nükleer silahlar konusuna gelince. 1945'te ABD, 1949'da Rusya, 1952'de İngiltere, 1960'da Fransa ve 1964'te Çin, nükleer silahlara sahip oldular. 1970'de imzaya açılan 'Nükleer Silahların Sınırlandırılması Anlaşması', BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi de olan, yukarıdaki beş devletin dışındaki ülkelerin nükleer silah yapmasını yasakladı. Buna rağmen, 1974'te Hindistan ve onu takiben de Pakistan nükleer bomba yaptılar. İsrail kendisine yönelik hiçbir nükleer tehdit olmamasına karşın, 1970 başlarından itibaren başladığı bilinen çalışmalar sonunda, bugün 200 nükleer başlığa sahip. Kısa süre önce de Kuzey Kore, nükleer silahı olduğunu açıkladı.
Bu konuda İran'a gelince, -Bilindiği gibi- İran, 'Dini ideoloji' ile ayakta duran bir devlet. Bu ideolojinin 'yaşam kaynağı' ise, İsrail ve ABD düşmanlığı. Bu düşmanlık sürdürülmeden, bu ideoloji ayakta duramaz. Bakın, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, bu konuda ne diyor; 'Nükleer bombası olmayan, Müslüman değildir'. Bu sebeple, İran nükleer silaha sahip olma tutkusundan vazgeçemez. Üstüne üstlük, İran, uzun menzilli füzeler konusunda da bayağı gelişme kaydetti. Şahap 3'lerle 1300 Km. (İsrail'e ve Türkiye'de Ankara'ya) ulaştı. Şahap 4'lerde bu mesafeyi 2900 Km'ye çıkardı. Bu füzelere, yapıldığında, nükleer başlık da takılabilecek.
İsrail'e gelince, bu ülkenin güvenlik politikasının bir numaralı maddesi şudur: 'İsrail devletinin güvenliğini tehdit eden herhangi bir unsur, dünyanın neresinde olursa olsun, mutlaka yok edilmelidir.' Hatırlanacağı gibi, Irak'ın Oşirak'ta inşa etmekte olduğu nükleer santral 1989'da, İsrail jetlerinin -selamsız, sabahsız- bir baskını ile yok edilmişti. Geçtiğimiz yıl, ABD'den, yeraltındaki beton sığınakları delen bombalar ve uzun menzilli F-16'lar aldı. Yakın zamanda da, İsrail tarihinde ilk defa, bir havacı generali (Dan Halutz) Genelkurmay Başkanlığı makamına getirildi. Bu generalin, İsrail'in İran nükleer tesislerini vurma planını hazırlayan kişiliği olduğu biliniyor.
Batı dünyasında, İran'ı caydırmak konusunda iki yaklaşım var. AB, İran'a bazı siyasi ve ekonomik avantajlar sağlaması karşılığında, onu bu konudan vazgeçirmeye çalışırken, ABD, konunun BM'lere götürülmesi ve belli bir süre vererek sonuçta gerekirse karşı harekete geçilmesini öngörüyor.
Amerikalı meşhur gazeteci Seymar Hers, ocak ayından beri ABD'nin bu maksatla İran'a birçok adam sızdırdığını söylerken, yine Amerikalı BM silah denetçisi Scott Ritter, haziranda yapılacak saldırının planının Başkan Bush tarafından şimdiden imzalandığını iddia ediyor.
Bu işin, lami cimi yok, İran vazgeçmezse İsrail vuracak. Vurunca da, Irak Savaşı'nın, yanında solda sıfır kalacağı bir 'Cehennem' yaşanacak. İnşallah biz yanılmış olalım.
Kemal Yavuz kimdir?
Emekli Orgeneral Kemal Yavuz 1934 İstanbul doğumludur. İlk ve orta tahsilinden sonra 1948'de Bursa Askeri Lisesi'ne girmiştir.
1953'te Kara Harp Okulu'ndan, 1967'de Kara Harp Akademisi'nden ve 1969'da Silahlı Kuvvetler Akademisi'nden mezun olmuştur.
Muhtelif karargahlardaki kurmay görevlerinden sonra, 6 yıl süre ile Harp Akademilerinde "Öğretim Üyesi" olarak görev yapmıştır. Albaylığında, Artvin'de alay komutanlığı; Tuğgeneralliğinde, Kara Harp Akademisi Komutanlığı, Kıbrıs'ta Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı; Tümgeneralliğinde, Mekanize Tümen Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Harekat Başkanlığı; Korgeneralliğinde Trakya Kolordu Komutanlığı görevlerinde bulunmuştur.
Körfez harekatı sırasında, Güneydoğu Anadolu'da 2nci Ordu Komutanı olarak görev yapmaktaydı. Son görevi, 1992-1994 arasında Harp Akademileri Komutanlığıdır.