Ortadoğu21 Ocak 2005 00:00

Hedefte İran var - Yücel Sarpdere

Amerikan özel timlerinin İran’a girdiği haberleri daha çok propaganda amaçlı sızdırma gibi gözükse de, bu ABD’nin İran’ı uzun süreden beri hedefe koyduğu gerçeğini değiştirmez. Kuşkusuz başka bir ülkeye gizlice sızdırılan özel kuvvetlerin varlığı davul zurnayla dünyaya duyurulmaz. Eğer şimdi olduğu gibi “gizli operasyon” davul zurnayla dünyaya ilan ediliyorsa, o zaman işin altında maniplasyon, ya da dezenfermasyon amaçları aranmalıdır. Bunlar ne olabilir? symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Irak seçimleri öncesi, İran’a gözdağı verme.
İran’da gerginlik ve güvensizlik ortamı yaratma.
İran’la ilişkide olan ülkelere destur çekme.
Yani benim düşmanımla ilişki kurarken ayağınızı denk alın mesajı verme.
Bu mesajın hedefinde ise, doğal olarak AB, Çin, Rusya gibi ülkeler vardır.
Çünkü, ABD’nin İran’ı nükleer silah üretmeye çalışması gerekçesiyle hedef durumuna koymasına ve uzun vadede savaş da dahil olmak üzere, ambargoyu içeren sert müdahaleler de bulunma çağrısına karşın, AB, Rusya kendi çıkarlarını gözeterek daha diplomatik bir denetimden taraf görünüm vermektedir.
Bu tür haberlerin bir diğer amacı da, İran’ı köşeye sıkıştırmak ve tecrit edebilmek, BM’den ambargo dahil diğer kararların çıkması için alt yapı hazırlamaktır.
Elbette Ortadoğu, petrol bölgesi ve ABD deyince işin içine mutlak İsrail’i koymak gerekir.
İsrail de uzun süreden beri sahibinin sesi gibi, Amerika ile aynı şarkıyı söylemektedir.
***
Varsayımlar ne olursa olsun, ister propaganda, ister maniplasyon, ister dezenfermasyon, sonuçta gerçek olan şey İran’ın ABD’nin hedefinde olduğudur.
Çünkü İran, dünyanın üçüncü büyük petrol rezervlerine sahip ülkesidir.
Irak’ın işgali ve petrol üretiminin düşmesinden sonra üretim bakımından S.Arabistan’dan sonra ikinci büyük üretici ülke durumuna gelmiştir.
Ve daha da ötesi, bölgede ABD’ye boyun eğmeyen ülkedir.
İran’ın Fransa, Çin, Rusya, Almanya gibi ABD’nin rakibi konumundaki ülkelerle ticari, enerji alışverişi, silah alımı gibi ilişkileri mevcuttur.
Ve yine, bölgede İsrail’e açıktan tavır alan, ona diş gösteren ülkedir.
Bu tablo İran’ın ABD’nin kara listesine girmesi için yeterli, hatta yeterinden fazla nedendir.
Aslına bakılırsa, ABD’nin planlarında Irak ve İran birlikte yer alıyordu.
Afganistan, Irak işgal edilmiş, İran çembere alınmıştı.
Geriye bir tek İran’a dalmak kalmıştı.
Ama evdeki hesaplar çarşıya uymamıştı.
Irak, ABD için bataklığa dönüşmeye başlamıştı.
Bu bakımdan şimdilik ABD’nin İran’a paldır küldür dalması, başında Irak belası varken ikinci bir cephe açması zor görünüyor.
Ama zor görünmesi, İran’a bindirmeyeceği, en azından nükleer hedefleri yok ediyorum bahanesiyle füze sallamayacağı anlamına da gelmiyor.
ABD’nin tavırları, İran operasyonu için hazırlıklarını sıklaştırdığını, savaş piminin çekileceği güne doğru ilerlendiğini gösteriyor.
Bölge giderek daha fazla kızışıyor.
Tek tek işgaller bölgesel çatışmalara doğru sürükleniyor.
Kazan fokur fokur kaynıyor.
Ve arada da Türkiye duruyor.
Bir tarafta ABD, öbür tarafta AB, bu tarafta Rusya ve Çin, hedefte komşu İran, ortada her tarafa hizmet ederim iddiasındaki Türkiye!
Emperyalist işbirlikçiliği ağlarını örüyor.