Ortadoğu7 Eylül 2004 00:00

Korkunç senaryo. Ya gerçek olursa? - İbrahim Karagül

Pentagon'daki "İsrailli casus" soruşturması bu açıdan çok önemli. ABD'nin İran'ın istihbarat kodlarını çözmeye yönelik çalışmaları, Yahudi lobi kuruluşları kanalıyla İsrail'e rapor ediliyor. Casusların İsrail'le arası çok iyi olan Ahmed Çelebi'ye de bilgi aktardığı iddia ediliyor. ABD ise, Çelebi'yi bu raporları İran'a aktarmakla suçluyor. Bütün iddialar İran'ın nükleer çalışmasına odaklanıyor.discount drug coupons click free discount prescription cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectscleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgrenovation vejle renovation skive renova

 

Birinci gün: Çarşamba. Şafak vakti Negev çölündeki askeri üslerden kalkan İsrail savaş uçakları İran'ın Buşehr'deki nükleer tesislerini yok eder. İsrail ordusu, operasyonla ilgili hiçbir detay açıklamaz. Ancak İsrail savaş uçaklarının Ürdün, Suudi Arabistan'ın kuzeyi ve Irak üzerinden uçtuğuna inanılır. Gözlemciler, İsrail uçaklarının Irak'taki bir üste yakıt ikmali yaptıklarını söyler.

İran, bir saatlik saldırı sırasında 'birkaç' İsrail uçağının düşürüldüğünü açıklar. Televizyon İsrailli pilotların öfkeli kalabalık tarafından linç edilmesini gösterir. Saldırı Arap ve İslam dünyasını sarsar. Milyonlarca insan İsrail'e karşılık verilmesi için sokaklara dökülür.

İsrail, saldırıyı planlarken Arap ve İslam dünyasının tepkisini hesaplamıştır. İsrail için tek bir tehdit vardır: Nükleer güç Pakistan. Bu nedenle, Pakistan'ın nükleer tesislerini de vurmayı tasarlar. Fakat Hindistan istihbaratı, Pakistan'ın uzun menzilli savaş başlıklarının olmadığı konusunda İsrail'i bilgilendirir. Pakistan'ın vurabileceği en uzak hedef Bombay'dır. ABD istihbaratı da, Perviz Müşerref iktidarda kaldığı sürece Pakistan'ın İsrail için tehdit olmayacağı güvencesini verir. Bunun üzerine İsrail Pakistan'ı vurmaktan vazgeçer.

İkinci gün: Perşembe.

İsrail'in ABD desteği olmadan, en azından ABD'nin zımni onayı olmadan böyle bir saldırı yapamayacağına inanan İran misillemeye geçer. Binlerce devrim muhafızı, ABD askerlerine mümkün olan en fazla zayiatı verme amacıyla Irak topraklarına girer. ABD askerleriyle devrim muhafızları arasında şiddetli çatışmalar patlak verir. Birkaç saat içinde 400'den fazla Amerikan askeri ölür, yüzlercesi yaralanır. Saddam Hüseyin'in devrilmesinden sonra Irak'a yerleşen İran hücreleri Iraklı Şiiler'i harekete geçirir. Şiiler başlıca karayollarını keser, işgal güçlerini saldırı altındaki birliklere yardımını engeller. Birkaç helikopter düşürülür.

Tahran, İsrail'in kuzeyine saldırması için Lübnan'daki Hizbullah'ı harekete geçirir. Hizbullah, İsrail kasabalarına ve Yahudi yerleşim birimlerine füze ve roket yağdırır. İki taraf da ağır kayıplar verir. Ortadoğu'da tansiyon kaynama noktasına gelir. Washington'da ise kabine olağanüstü toplanır. İslam dünyasında kitle gösterileri patlak verir. Dev kalabalıklar sokakları kaplar. Kahire, Amman ve Ankara'da İsrail büyükelçilikleri tahrip edilir. Bir çok başkentte ABD büyükelçilikleri ateşe verilir. Polis kalabalıkları kontrol altına alamaz ve ordu göreve çağrılır. Askerler kalabalıklara ateş açar, yüzlerce insan ölür, nefret tırmanır.

Üçüncü gün: Cuma:

İslam dünyasının her tarafında Cuma namazı sonrası kalabalıklar harekete geçirilir. Kazablanka'dan Karaçi'ye kadar sokakları kaplayan kalabalıklar o ana kadarki en büyük gösterileri yapar. Devlet binaları yağmalanır. Çatışmalar büyük zayiatla sona erer. Sıkı yönetim ilan edeilir ve sokağa çıkma yasağı uygulanır. Ancak bu önlem de kargaşa ve ayaklanmayı engelleyemez. İslamcı gruplar, iktidarların devrilmesi ve İsrail'e saldırı için çağrılar yapar.

Suudi Arabistan'ın bir çok kentinde İslamcı gruplarla güvenlik güçleri arasında yaygın çatışmalar başlar. Suudi kraliyet ailesi ortadan kaybolur. Endonezya'da, Malezya'da, Mısır'da ve daha bir çok ülkede, İsrail'e savaş açılmasını isteyen halk çılgına döner.

Dördüncü gün: Cumartesi.

Pakistan ordusunun İslami çevrelerle yakın işbirliği içindeki üst düzey yetkilileri uzun süredir planladıkları Müşerref'i devirme planını hareket geçirir. Darbe en üst düzey gizlilik içinde yürütülür.

Darbeci askerlerle işbirliği içinde olan Pakistan istihbarat servisi ISI, ülkenin nükleer tesislerinin ve kodlarının denetimini ele geçirir. Birkaç saat içinde, daha darbe haberi dışarı yansımadan, artık İslamcı güçler tarafından yönetilen Pakistan'da nükleer silah yüklenen iki uçak, gizli bir hava üssünden kalkar. Hedefleri Tel Aviv ve Ashdod'dur. Dolambaçlı bir yol izleyerek Doğu Afrika'da yakıt ikmali yapar. Kendilerini Güney Afrika uçakları olarak tanıtır. Kuyruk işaretleri de Güney Afrikalı olduklarına işaret etmektedir.

Yanıltıcı uçuş planlarıyla yüklü iki uçak intihar pilotları tarafından uçurulmaktadır. İsrail hava trafik kontrolünün kendilerine verdiği hattı izlerken aniden yön değiştirirler. İki kente dalıp nükleer yüklerini boşaltırlar.

İsrail Pakistan'a misilleme yapar. Milyonlarca insanı öldürür. Arap yönetimleri çöker. Günlerce süren gösterilere ve İsrail'e açık savaş açan İslami çevrelerin baskısına direnemeyen Suriye, Ürdün ve Mısır İsrail'e savaş açar. Savaş bütün Ortadoğu'yu kaplar. Yüz binlerce insan ölür. Zayıflayan İsrail ayakta kalma mücadelesi vermektedir ve nükleer silahlarla Arap başkentlerini vurur. Ortadoğu tam bir kaosa sürüklenir. ABD ateşkes için çabalamaktadır..."

Buraya kadar yazılanlar, UPI adına çalışan Claude Salhani'nin "The American Conservative" dergisinin son sayısında yayınlanan, "Four Day War" başlıklı yazısından bir bölüm.

Suriye askerlerinin Lübnan'dan çıkarılmasına yönelik İsrail planı için Güvenlik Konseyi'nden karar çıkartıldığı, hegemonya kavgasının Kafkaslar'ı karıştırdığı, Kuzey Irak'ın bölgesel kriz merkezi haline geldiği, Irak merkezli bunalıma karşı bölgede ülkelerinin farklı arayışlar içine girdiği, Ariel Şaron'un İran'ın nükleer tesislerini vurma amaçlı projelerinin açıkça tartışıldığı bir dönemde, İsrail'in İran'a saldırısının neye malolacağına dair ürpertici bir senaryo... Böyle bir senaryo için bölgede şartlar neredeyse elverişli hale getirildi.

Pentagon'daki "İsrailli casus" soruşturması bu açıdan çok önemli. ABD'nin İran'ın istihbarat kodlarını çözmeye yönelik çalışmaları, Yahudi lobi kuruluşları kanalıyla İsrail'e rapor ediliyor. Casusların İsrail'le arası çok iyi olan Ahmed Çelebi'ye de bilgi aktardığı iddia ediliyor. ABD ise, Çelebi'yi bu raporları İran'a aktarmakla suçluyor. Bütün iddialar İran'ın nükleer çalışmasına odaklanıyor.

Böyle bir çılgınlık bütün bölgeyi ateşe atacaktır. Şaron ise bu çılgınlığı yapacak tek kişi. Ürkütücü değil mi?