Siyaset8 Aralık 2004 00:00
İnsan Hakları ve Batı - Özcan Yeniçeri
Medeniyet bütün insanların ortak çilelerinin sonucudur. Birbirine eklenen ya da birbirini destekleyen gayretlerin, asırlara dayanan intikallerin toplamıdır. Hiçbir insan topluluğu gösterilemez ki, medeniyete katkıda diğerinden cimri davranmış olsun.Bazı coğrafyaların avantajlı olması, orada yaşayan insanlara üstünlük ve şeref bahşedemeyeceği gibi, onlara sorumluluk da yüklemektedir. Batı insanı bugün, medeni esas ve usullerin yaratıcısı olduğuna kendisini inandırmış, diğer milletlere tepeden bakma hastalığından ise kendini kurtaramamıştır.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadarenovation vejle renovation skive renovaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Batı insanı bugün, medeni esas ve usullerin yaratıcısı olduğuna kendisini inandırmış, diğer milletlere tepeden bakma hastalığından ise kendini kurtaramamıştır.
Bugün Avrupa''da Afrikalı, Asyalı ya da rengi kızıl veya sarı olan milletler hakir ve hor görülmektedir.
Amerikalı için dünya; Amerikalı olanlar ve olmayanlar olarak ikiye ayrılmaktadır.
Batılılar için de durum aynıdır. Batılının şuur altını azcık kaşıyın oradan ırkçılık, haçlı duygusu, müstemlekecilik, dayatmacılık ve şoven duyguların fışkırdığını görürsünüz.
Batı öteden beri bütün dünya milletlerine karşı bizzat kendisinin en zalim barbardan daha vahşi davranarak insanlığı ve medeniyeti öğrettiğini sanmaktadır.
Geri kalmış ülkelerin geri kalmışlığın birinci sorumlusunun batılılar olması bir yana; insanlığın tarih boyunca bütün kazanımlarını yok olma durumuyla karşı karşıya getiren iki dünya savaşını çıkaran da batılılar olmuştur.
Geri kalmış milletlerin köleliğini, esaretini ve sömürülmesini doğal ve vakayı adiyeden kabul eden yine batılılardır.
Afrikalı siyah insanı kırbaç ve kamçı altında Amerika pazarlarında eşya gibi pazarlayanlar da batılılardı.
İnsanlığa savaş açan, Kanadalı, Yeni Zelandalı, Avustralyalı garibi emperyalist amaçlarını takviye için Çanakkale''deki can pazarını süren de yine onlardı.
İspanya''da Hıristiyan olmayan milletleri kılıçtan geçirerek denize döken de, Almanya''da yahudiler için gaz odaları kuranlar da... İnsanlığın tarih boyunca sağladığı kazançların tamamını bir anda yok edecek konvansiyonel ve nükleer silahların mucitlerinin batılı olması tesadüf müdür? İnsanlığın önemli bir kısmını insandan saymayan, ırkçılık, faşistlik ve komünistlik gibi sistemlerin tamamının batı patentli olması yeterli derecede açıklayıcı değil midir? İnsanı eşit olmayan iki parçaya ayıran giyotinin mucidi, insanı odunlar üzerine çıkararak canlı canlı yakan medeni usuller, engizisyon icatları, yortu katliamları, aç hayvanlara parçalattırılan insanlar hep batının insan hakları yönünden parlak sabıkasını gösterir. Dünyada bugün eşit olmayan bir dağıtım nizamı varsa, İngiliz''in köpeği Afrika''lı insandan daha fazla önemseniyorsa, savaşlar ve zulümler dünyayı sarmışsa, üstün ırk safsatası salgın bir hastalık gibi yayılmışsa, siyah-beyaz farkı hala geçerliyse, Kızılderililer; derilerinin renkleri ile birlikte etnografik malzeme haline gelmişse bunun müsebbipleri bellidir.
G.
Balandir''in şu sözleri batı ve Avrupa denilince ağzı kulağına varanlar üzerinde soğuk bir duş yapmaya yeterli olacaktır.
"Avrupa, tarihi kararlar verme tekelinin, uzun zaman yalnız kendisine ait olduğuna inandı; yükselme ve gelişme döneminde, doğrudan sayılabilecek bu görüşten çıkarak, başka uygarlıkların ya hiç var olmadığına, ya da bir işe yaramadığına hükmetti.
Bunun en üzüntü verici yargılama hatası olduğu gittikçe meydana çıkıyor." Bugün Avrupalıların da, diğer milletlerle birlikte aynı hedefe yürümeleri gerekmektedir; o da Avrupalılaşmak ya da Amerikanlaşmak amacı değil insanileşmek, insan haklarına sonsuz sadakat ülküsüne sahip olmak amacı olmalıdır.
Bugün Avrupa''da Afrikalı, Asyalı ya da rengi kızıl veya sarı olan milletler hakir ve hor görülmektedir.
Amerikalı için dünya; Amerikalı olanlar ve olmayanlar olarak ikiye ayrılmaktadır.
Batılılar için de durum aynıdır. Batılının şuur altını azcık kaşıyın oradan ırkçılık, haçlı duygusu, müstemlekecilik, dayatmacılık ve şoven duyguların fışkırdığını görürsünüz.
Batı öteden beri bütün dünya milletlerine karşı bizzat kendisinin en zalim barbardan daha vahşi davranarak insanlığı ve medeniyeti öğrettiğini sanmaktadır.
Geri kalmış ülkelerin geri kalmışlığın birinci sorumlusunun batılılar olması bir yana; insanlığın tarih boyunca bütün kazanımlarını yok olma durumuyla karşı karşıya getiren iki dünya savaşını çıkaran da batılılar olmuştur.
Geri kalmış milletlerin köleliğini, esaretini ve sömürülmesini doğal ve vakayı adiyeden kabul eden yine batılılardır.
Afrikalı siyah insanı kırbaç ve kamçı altında Amerika pazarlarında eşya gibi pazarlayanlar da batılılardı.
İnsanlığa savaş açan, Kanadalı, Yeni Zelandalı, Avustralyalı garibi emperyalist amaçlarını takviye için Çanakkale''deki can pazarını süren de yine onlardı.
İspanya''da Hıristiyan olmayan milletleri kılıçtan geçirerek denize döken de, Almanya''da yahudiler için gaz odaları kuranlar da... İnsanlığın tarih boyunca sağladığı kazançların tamamını bir anda yok edecek konvansiyonel ve nükleer silahların mucitlerinin batılı olması tesadüf müdür? İnsanlığın önemli bir kısmını insandan saymayan, ırkçılık, faşistlik ve komünistlik gibi sistemlerin tamamının batı patentli olması yeterli derecede açıklayıcı değil midir? İnsanı eşit olmayan iki parçaya ayıran giyotinin mucidi, insanı odunlar üzerine çıkararak canlı canlı yakan medeni usuller, engizisyon icatları, yortu katliamları, aç hayvanlara parçalattırılan insanlar hep batının insan hakları yönünden parlak sabıkasını gösterir. Dünyada bugün eşit olmayan bir dağıtım nizamı varsa, İngiliz''in köpeği Afrika''lı insandan daha fazla önemseniyorsa, savaşlar ve zulümler dünyayı sarmışsa, üstün ırk safsatası salgın bir hastalık gibi yayılmışsa, siyah-beyaz farkı hala geçerliyse, Kızılderililer; derilerinin renkleri ile birlikte etnografik malzeme haline gelmişse bunun müsebbipleri bellidir.
G.
Balandir''in şu sözleri batı ve Avrupa denilince ağzı kulağına varanlar üzerinde soğuk bir duş yapmaya yeterli olacaktır.
"Avrupa, tarihi kararlar verme tekelinin, uzun zaman yalnız kendisine ait olduğuna inandı; yükselme ve gelişme döneminde, doğrudan sayılabilecek bu görüşten çıkarak, başka uygarlıkların ya hiç var olmadığına, ya da bir işe yaramadığına hükmetti.
Bunun en üzüntü verici yargılama hatası olduğu gittikçe meydana çıkıyor." Bugün Avrupalıların da, diğer milletlerle birlikte aynı hedefe yürümeleri gerekmektedir; o da Avrupalılaşmak ya da Amerikanlaşmak amacı değil insanileşmek, insan haklarına sonsuz sadakat ülküsüne sahip olmak amacı olmalıdır.